İzzetten Zillete Bir Çöküşün Öyküsü “3 Mart 1924”

, 0 Yorum

Müslümanlar 1300 yıl boyunca Allah resulü aleyhi selatu ve selamın Medine’de temelini attığı İslâm devletinin  çatısı altında İslâm’ın ahkamı tatbik edilerek bir bütün halinde tıpkı bir vücudun azaları gibi bir arada yaşadılar. Dertleri bir, mutlulukları bir, hüzünleri bir , savaşları ve fetihleri bir ibadetleri bir Bayramları bir idi. Kavmiyetçilik yada mezhepçilik gibi hastalıklar onların ajandalarında olmadığı gibi söz konusu bile olamazdı. Bütün sorunlarını  (şeriatın kestiği parmak acımaz) şiarıyla şeri mahkemelerce çözüme kavuşturuyor ve o şeri hükümlere göre yaşamaya özen gösteriyorlardı . Allahtan korkar O nun emirlerine muhalefet etmekten kaçınırlardı. Allah tan bu denli korkan Müslümanlar , her daim Allahın yardımına mazhar olup o ilahi yardım ile Cihan’a hükmeden bir devlet haline geldiler.

Bütün kafir devletler ya Hilâfet devletine teslim olup cizye ödediler  yada Hilâfet devleti tarafından İslam daveti taşınıp fethedildiler, fethedilen her belde İslam adaletiyle hayat buluyor insanlar yeniden insan olduklarını hatırlıyordu. Bu güç ve kudret tamamen İslam’ın kendisinden ve ona iman edip onunla hükmeden Müslümanların gayret ve azimlerinden kaynaklanıyor ve hiç bir güç bu ilahi emrin önünde duramıyordu . Her yönüyle zirvede olan İslam devleti , bütün dünyaya yön veren , bütün dünya devletlerinin uydu devlet olduğu muazzam bir yapıya sahip olmuş üç kıtada hüküm sürüyordu. Türkmenler, tatarlar, Acemler,Kürtler, Türkler, Arnavutlar , Lazlar , Araplar, berberiler, Kıptiler  Çerkez Pomak,  Boşnak, Afrika’da siyahilere kadar bütün kavim ve kabileler tek gaye üzerinde Birleşmiş tek bir hedefe odaklanmış islamı yeryüzüne hakim kılmak için   topyekun tek bir halifenin emri ile bir vücut gibi hareket etmekteydiler. Hedefleri Allahın mülkünde Allahın sözünü hakim kılmak, Gayeleri ise bunu yaparak allahın rızasını kazanmaktı Allahın izniyle bunuda başardılar. Bir site devleti olan Medine den başlayan bu yolculuk artık 27 milyon kilometre kareye yani üç kıtaya hakim duruma gelmişti.

İşte bu büyümenin ilerlemenin ve kalkınmanın yegane sebebi bu devletin İslam ahkamına bağlı kalarak tebaası üzerinde şeriatı tatbik ediyor olmasıydı . İzzet şeref onların zillet kâfirlerin üzerinde hakimdi. Çünkü Hilâfet devleti izzet ve şerefi Allah  azze ve celle de istediği için  Cenabı Allah ta onları izzetlendirmişti.  Bir Müslümanın hakarete uğraması Hilâfet devletinin ordularını harekete geçirmeye yetiyordu. Halife ile  dağda ki bir çoban arasında hiç bir fark yoktu İslam adaletinin önünde. Dolayısıyla Müslümanların derdi dünya değil, tamamen ahiret  olmuştu.  Ahireti dert edinen bir toplumdan da ahlaksızlık , Sahtekarlık, fuhşiyat, hırsızlık, cinayet, tecavüz yada başka bir haram işlemesi beklenemez. Zira Allah tan korkan lar ahiret için azık toparlar.
Peki ne olduda bu muhteşem hayat bizi,bizde onu terk edip izzetten yoksun zillete mahkum olduk?

Bunun cevabı çok net, biz ne zaman islam’dan yüz çevirdik işte o zaman Allah teâlâ kâfirleri bize galip getirdi. İslami fikirleri terk ettik , bu terk ediş kâfirlerin ve yerli işbirlikçi hainlerin sinsi ve öldürücü hamleleri ile daha hızlı gerçekleşti. Fitne ve fesat odakları fikren çökmüş olan islam toplumunu top yekun Batı fikirleriyle zehirlemeye başlayıp kaos ortamı oluşturdular. Ümmet bu şok’un etkisinde iken kâfirlerin Osmanlı hilafet devletini yıkmak istemeleri bunun en önemlisi olmazsa olmazı ,ümmetin kalkanı, Hilâfet makamı #3Mart1924 de  ilga edildi bir vücut olan ümmetin başı koparılmış kan kaybına terk edilmişti.   İzzet ve şerifi batıda arayanlar izzet ve şerefin makamını ayaklar altına alıp haysiyetsizce alçakça küfre hizmet edip hakkı inkar ettiler. Hilafetin yıkılmasına sebep olanların ateşleri bol olsun inşallah. Çünkü onlar bu ümmetin doksan dört yıllık içler acısı haline onay verip ümmetti ölüme terk edenlerdir. #O_gün bu gündür ümmetin yüzü gülmedi , milliyetçilik,  vatancılık , fuhşiyat,  gasp, cinayetler , tecavüz kısacası Allahın haram kıldığı her şey serbest, helal kıldığı her şeyide ulaşılması zor hale getirdiler. Müslümanlar dinlerini bilemez oldular. İslamı hatırladıkları üç husus kaldı adeta . Doğan bebeğin kulağına okunan ezan, evlenecek gençlerin  dini nikâhları ve ölen birinin defin işlemleri . İstisnalar müstesna ama genel olarak durum maalesef böyle! !

Hayatın her alanına hakim olmak isteyen islamı sen getir kafana göre yaşa akıl kârı değil . Allah teâlâ emredecek sen onun emrini kafana göre yaşayacaksın öylemi?  Allahın mülkünde Allahın dediğinden farklı yaşayacaksın öylemi?
Seni yoktan var edecek senin doğumundan ölümüne kadar rızkına kefil olacak ayağına dünyaları serecek sen yine heva ve hevesine  göre yaşayacaksın öylemi? O zaman Allahın azabını bekleye durun vallahi o kendisine asi olanları sevmez.
İşte bu gün içinde olduğumuz durum tamda budur Allahın istediği gibi değil kafir batı ve onların yerli Uşakları ne derse ona göre yaşıyor ona göre hayat sürüyoruz .Şimdi söyleyin bakalım kâfirlerin ve onlara ait olan demokratik laik düzenlerin içinde yaşamak bize zillet degilmidir?

İslâm’dan uzak yaşamak bizim için zillet degilmidir?
Haramlarla yaşamak ve buna razı gelmek bizim icin zillet değilmidir?
Bütün coğrafyayı kan gölüne çeviren Kafirler ve onların yerli işbirlikçilerine sessiz kalmak bizim için zillet değilmi dir?
Paramparça olan İslam ümmetinin bir araya gelmeyişi bizim için zillet değilmi dir?
Katledilen Müslümanların imdadına ordularımızı harekete geçirmemek ve onların harekete geçmesi için karton yöneticileri muhasebe etmememiz bizim için zillet degilmidir ? Vallahi zillet’tir billahi zillet’tir kasem ederimki zillet’tir. O vakit susmanın lüzumu yoktur artık ümmet olarak dirilmenin ve eskiden olduğu gibi yeniden izzet ve Şerefe sahip olmanın,  Allah teâlâ’nın rızasını kazanmanın ve onun mülkünde ona söz hakkı vermenin zamanıdır. Laik ve demokratik düzenlerin yakılma zamanıdır bütün beşeri nizamları tarihin çöplüğüne göndermenin zamanıdır. Ümmeti aldatan hainlerin saltanatına son vermenin zamanıdır.  Kâfirlere meydan okuyan, Abdülhamitlerin zamanıdır. Bir Müslüman için ordularını harekete geçiren mutasım’ların zamanıdır . İslam davasını dünyaya taşıyacak yiğitlerin zamanıdır. Zaman bu gafletten uyanmanın ve Allah’ın ipine sarılıp İslam Sancağını hilafet devletinde dalgalandırmanın zamanıdır.

#3mart1924   İşte #O_gün kurtuluşumuz olacaktır.
Nur 55.Ayet: وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْناًۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـٔاًۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
“Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm’ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.” (Nur, 24/55)

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN