24 Haziran’ın Kazananı Kim Oldu?

, 0 Yorum

Hiç kuşku yokki kazanan yine demokrasi oldu!

Müslüman halk kendi elleriyle seçtiği liderden bir kez daha bâtıl ifadeler ile dolu konuşma dinledi.

24 Haziran seçimleri CB Erdoğan’ın bir kez daha galibiyetiyle son buldu. Henüz Resmi rakamlar açıklanmasada CB Erdoğan’ın yine seçildiği netleşti.

Akabinde CB Erdoğan basına yönelik gerçekleştirdiği kısa konuşmasında dünyaya demokrasi dersi verdiklerini ifade ederek konuşmasını sürdürdü. Ardından Ankara Ak Parti Genel Merkezine geçerek balkon konuşmasını gerçekleştirdi.

Benim bu konuşmada dikkatimi çeken pasajlar şunlar oldu.

“Hangi partiye oy vermiş olursa olsun sandığa giderek, demokratik hakkını kullanan her vatandaşıma teşekkür ediyorum.”

Devamla şunları kaydetti; Türkiye’nin tercihini demokrasisine, hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaktan, reformlarını devam ettirmekten yana kullandığını belirten Erdoğan şunları kaydetti:

“Türkiye tercihini, büyümeden, gelişmeden, kalkınmadan, yatırımdan, zenginleşmeden, her alanda dünyanın itibarlı, onurlu, sözü geçen bir ülkesi olmaktan yana kullanmıştır. Türkiye tercihini, 2023 hedeflerinden 2053 ve 2071 vizyonlarından yana kullanmıştır. Türkiye tercihini PKK’dan FETÖ’ye kadar tüm terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmekten yana kullanmıştır. Bu sonuçlar, aynı zamanda Suriye topraklarını özgürleştirmeye ve ülkemizdeki misafir kardeşlerimizin güvenle evlerine dönüş yollarını açmaya devam edeceğimizin ifadesidir. Bu sonuçlar, aynı zamanda Türkiye’nin dünyanın neresinde olursa olsun tüm mazlumların ve mağdurların elinden tutmaya devam edeceğinin ifadesidir.

Seçimlerden önce bazı partilere oy vermenin haram olduğunu söylerken şimdiyse bunun bir öneminin olmadığını ve önemli olanın demokrasiye katılım olduğunu ifade etti. İstanbul da gerçekleşen basın açıklamasında yine aynı ifadeleri kullanarak katılımı övdü ve bu hususta batı dünyasını örnek göstererek, onlarda katılımın yüzde ellilerde olduğunu vurgulayarak bununla övündü.

Allah’a ve Resulüne iman eden her müslüman için inandığı akidesi ile taban tabana zıt olan habis batı kültürü demokrasiyi reddetmek farzdır!

Zira batı menşei olan demokrasi hiçbir şekilde islam ile bağdaşmamaktadır. Dahası onu sürekli islam ile bağdaştırmaya çalışanlar bu kez duvara tosladılar.

Neden demokrasi konusunda kazanılan zaferlere her defasında batı görsün, baksın da örnek alsın gibi ifadelerle onlara şov yapılıyor?

Ya da bu demokrasi denilen illet islamla bağdaşıyorsa onun batı da ne işi var? Öyleyse dünün Hristiyanı bugünün Müslümanı mı oldu?!

Her daim çelişkilerle dolu söylem ve eylemlerini yürütmekte mahir olanlar, belliki artık üzerine kata kata devam edeceklerdir.

Yanılıyorlar oysaki Türkiye halkı tercihini demokrasiden yana kullanmadı. Aksine ağzında Kur’an, önünde seccade olandan yana kullandı.

Ama nafile kazanan yine demokrasi olmuş baksana..!

Hamurunda islam olan bu halk demokrasiyi hiçbir zaman kabul etmedi. Bugün belki zafer gibi görünen sonuçlar ile aldanabilirsiniz. Ama yarın bu sonuçlar ile uyuşmayan beklentiler altında ezileceksiniz!

Bu halkın demokratik bir halk olduğu zannına kapıldınız! Türkiye halkı demokrasisine sahip çıktı dediniz.

Bir kez daha yanıldınız! Çünkü bu ülkede yıllardır halkın çoğunluğu oy kullanıyor. Eğerki gerçekten halk demokratik diye tabir ettiğiniz bu haklara talip olsaydı, bugün halen laiklik konusunda yeni tanımlamalar ile endişe ve kaygıyı bir arada yaşamazdınız.

Allah subhanehu ve Teala’nın bizlere gönderdiği Mukaddes kitabı ile batı ve batı ile birlikte sizlerin bize sunduğunuz demokrasi arasında o kadar çok fark varki, hatta alakası bile yok. Olamaz da…

Buna gösterilecek örnek çok ancak birini burada zikredelim.

Allah Azze ve Celle mukaddes kitabında şöyle bildirmektedir.

“Hırsızlık yapan erkek ve kadının ellerini kesiniz” (Maide 38)

Resulullah s.a.v şöyle buyurdu.

“Arzuları benim getirdiğime uymadıkça sizden biriniz iman etmiş sayılmaz.”

Ancak demokraside böyle değil tam aksine yürür işler. Arzular, heva ve hevesler, mevcut konjonktür hesapları hedefleri her daim değiştirir. Bugün seçilen iktidar ile yarın seçilen iktidarın kanun yapma konusunda ortak ölçüsü olmaz. Aslında olmamasının temeli demokrasidir. Yani ortak ölçü elbette demokrasidir ve böyle olduğu için değişkenlikler kaçınılmazdır.

Dolayısıyla islam da hırsızlık yapanın eli kesilecekse iktidar bunu değiştiremez. Çünkü arzuları Resülün, Allah tarafından getirdiğinden başkasına tabi olamaz!

Büyüme, gelişme ve kalkınma gibi konular ise sadece söylemdir hiçbir zaman eyleme dönüşemez. Nitekim yakın zamandan beri yaşadığımız bir dolar fırtınası dahi Türkiye de hayatı yaşanmaz hale getirdi. Zira Türkiye’deki iş adamlarının mevcut dolar ve euro borçları katlandıkça tedirginlik giderek arttı.

Söz konusu dolar ortalığı yıktı geçti! Şimdiyse büyümek ve kalkınmak deniliyor.

Bizler büyüyen ve kalkınmada izzeti ile tüm diyarlara nam salan Osmanlı Hilafetinin dönemlerini hatırladıkça, şunları kaydetmeye devam edeceğiz. Atalarımız bu kadim topraklarda islam ile hükmettiler ve ve ondan bir nebze olsun taviz vermediler. Ekonomide üretim ile bugünün dünya devlerine adeta kök söktürecek şekilde yaşadılar. Zekatı verecek fakir bulamadılar ve tüm bunları islamın hükümleri ile hükmetmekle yakaladılar.

Sizlerde bugün kazanan olmak istiyorsanız, kazananı demokrasi olan yönetimleri elinizin tersiyle itmelisiniz!

Pasajda geçen şu ifade ise vehametin kapıda olduğunu gören gözlerin önüne sermektedir.

“Bu sonuçlar, aynı zamanda Suriye topraklarını özgürleştirmeye ve ülkemizdeki misafir kardeşlerimizin güvenle evlerine dönüş yollarını açmaya devam edeceğimizin ifadesidir.”

Bilindiği üzere Türkiye, Suriye topraklarında Katil Rusya ve Katil İran ile ortak hareket etmektedir. Sözde Suriye’yi teröristlerden kurtarmayı amaçlayan bu organizasyon aslında tam bir katliam şebekesidir. Türkiye böylesine haydutların eliyle neden iş yapıyor ve neden orada bulunuyor dersiniz?

Suriye halkı senelerdir sadece samimi bir taleplerinden ötürü sürekli kumpasa uğrayarak katledilmektedir. Bunun neden İslami yönetim olan Hilafeti istemeleridir.

Mevcut konjonktürdeki devletler başta Abd ve tüm batı olmak üzere yerli işbirlikçilerde buna dahil edilerek bu talepleri hemencecik ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunun için bölgedeki en bariz müttefik olan Türkiye ile iş tutuyorlar.

Demokratik bir ülke olan Türkiye’de doğal olarak bu durum karşısında kardeşlerini katledenlerle ortak olarak o kanlı elleri kendi ellerine bulaştırıyor. Dahası bu da yetmezmiş gibi bir de Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak için orada olduklarını belirterek cürümlerine sözleri ile delil getiriyorlar.

Açıkcası Suriye den Türkiye topraklarına sığınmış, Suriye vatandaşlarını evlerine sağ salim döndürmek demek, savaşın Müslümanlar lehine değil aksine aleyhine sonuçlanmasını hedefleyen bir açıklamadır. Nitekim Suriye’nin toprak bütünlüğü demek “mevcut kasap Beşar iktidarını kabul etmek demektir.”

Ve yine CB Erdoğan konuşmasında devamla şunları kaydetti.

“Bu sonuçlar, aynı zamanda Türkiye’nin dünyanın neresinde olursa olsun tüm mazlumların ve mağdurların elinden tutmaya devam edeceğinin ifadesidir.”

Türkiye kendi topraklarına sığınan mülteci konumunda yaşayan onlarca Kırgız, Tacik gibi Türkistanlı Müslüman kardeşlerimizi yakalayarak geri gönderme merkezlerinden ülkelerine iade etti. Yine birçoklarıda iade için bekletilmektedirler.

Hatta tüm bunlar Rusya ile barış sürecinde yapılan anlaşmalardan sonra gündeme gelmeye başladı.

Evet yaşanan ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz cürümlerin sebebini mi arıyoruz?

Öyleyse bu tek kelimeyle bizden olmayan ama her defasında bizim desteklerimiz ile kazandığı ifade edilen “demokrasi”den başkası olamaz!

وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء ثُمَّ لاَ تُنصَرُونَ

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.”(Hud 113)

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN