29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlanmaya Layıkmı?

, 0 Yorum

İslam’ın güçlü fikri, fıkhı ve siyasi ilmi, sahih bir bakış açısı ile anlaşılıp yaşandığı dönemde, müslümanlar huzur, güven ve emniyet içerisinde yaşamaktaydılar. Aynı zamanda islam’i toplumu vucuda getiren ve yaşattıran şer’i hükümlere olan bağlılık, zihinlerde ve nefislerde tazeliğini korudukça, İslam ümmeti izzetli, onurlu ve şerefli bir hal üzerlerinde devam ediyordu. Müslümanlar siyasette güçlü, orduda muzaffer, ekonomide gelişmiş, icad, keşif ve buluşlarda çığır açan emsalsız bir ümmeti temsil ediyordular.Müslümanlara bu üstün nitelikleri kazandıran yegane başarı islam akidesine karşı olan samimi bağlılıklarıydı. İslam ümmeti böyle izzetli bir hayat yaşarken aynı dönemde batı, zilletin içerisinde boğulmaktaydı. Müslümanların fikri ve fıkhı anlayışlarında, ne zaman zaafiyet meydana gelince, işte o zaman terazinin kefesi kafirler tarafında ağır basar hale geldi. Batı fransız devrimi ile kazandığı sanayi ilmi ve icadı kazanımlar üzerinde, fikri gerilemeyi yaşayan müslümanlara galip ve üstün gelme hırsı ile saldırılara geçti….

İslam ümmetinin birlik ve beraberliğini oluşturan fikirlere acımasız ve sinsi saldıralarda bulunup, müslümanların zihin ve nefislerini bulandırarak,   yerine milliyetçi ve vatancı fikirleri yerleştirme amacı doğrulturusunda çalıştılar. Bu çalışmanın getirdiği başarı ile küfre ve kafirlere karşı dik duran müslümanların saflarında çözülmeler meydana getirildi…. Nihayetinde müslümanların koruyucusu ve kalkanı olan hilafet, müslüman gibi gürünen ve konuşan aynı zamanda kafirlere karşı sadık müslümanlara karşı firavunca hareket eden işbirlikçi yöneticilerin eli ile hayat sahasında kaldırıldı.

Bin bir türlü hile ve kumpaslar ile osmanlı hilafet devletini yıkıp, onun enkazı üzerinde kurulan Cumhuriyet sistemi, islam öncesi cahiliye dönemini geride bıraktıracak bir hayatı müslümanlara yaşattırdı.

Zira kuruldu ve tatbik edildiği ilk dönemde kafirlerden aldığı limitsiz destek ile, varlığını kabul etmeyen Şeyh, alim ve aydınları dar ağaçlarında asmış, bir çoklarını sürgün etmiş, onları zindanlara hapsederek bedenlerini cürütmüş, aynı fikre meyledenlere ise demir yumruk siyasetini uygulayarak hayatı onalara yaşatmaz hale getirmiştir.Hilafet’in kaldırılması ile yerine getirilmeye çalışılan ve tatbik edilen ecnebi kanunlar, büyük acılar meydana getirdiği gibi müslümanların geleceğinide Rablerinden uzak, kitaplarından kopuk yaşayacak değişiklikler getirmiş.

Nitekim 3 mart 1924’te İslam’ın yönetim şekli olan, aynı zamanda İslam ümmetinin koruyucusu ve kalkanı olan hilafeti kaldırarak, müslümanları korumasız ve kalkansız bırakıp laikliği ilan etmiştir.

25 Mart 1924’te Eğitim ve öğretim müfredatını tek çatı altında toplama ve kontrolune almak için,Tevhidi Tedrisat kanununu çıkartılarak, benimsenen laik eğitimi kolayca zihinlere yerleştirme ve İslam esaslı eğitimin önüne geçebilme başarısını gerçekleştirmiştir.

10 Nisan 1924’te Şer’iye ve Evkaf Vekaleti (Din işleri ve vakıflar bakanlığı)kaldırıldı.Bu kurumun kaldırılmasının amacı, din ile devlet işlerini bir birinden ayırmaktı. Osmanlı döneminde Şer’iye bakanlığı, toplumun ve bireyin yaşayış ve ilişkilerinde ortaya çıkan sorunları, Şeriat’ın belirlediği kanun ve kuralara göre çözülürdü..

25 kasım 1925-1932 yıllarında kılık kiyafet ve şapka kanunu çıkartılarak, İslam’i giyim olan takke ve sarık yerine, batı kıyafeti ve şapka takma zorunluğunu uyguladılar ve buna karşı çıkanları katlettiler.

30 kasım 1925’te bir gecede çıkarılan kanun ile tekke ve zaviyeleri kapattılar. Osmanlı döneminde tekke ve zaviyeler eğitim ve kültür açısından önemli bir yere sahipti.

1 kasım 1928’te harf devrimi yapılarak, 13 asır İslam ümmetinin birikimini bir gece yaktılar….

12 Nisan 1931 yılında Türk tarih kurumu kurularak, içi şan, şeref ve onurla dolu İslam tarihini, yalan yanlış ithamlarla karalayıp, geçmişine küs ve küfreden bir nesle kapı araladılar.

Hilafeti kaldırıp yerine getirdikleri Laik ve Cumhuriyet sisteminin kuruluşu ve tatbiki ile,müslümanlara acı, ızdırap ve korku salmıştır. Zira milli şeflik döneminde Kur’an’ın yasaklanması ile, Kur’an okuyan kişilere acımasızca hakaret ve işkencelere tabi tuttular.İslam’ın ilmi ve İrfanı ile uğraşan ve çalışma yapanlara, demir yumruğunu indirmeyi ihmal etmediler. Ezanlarımız 18 sene türkçe okutturdular,cami ve mescitleri ahır ve malzeme depolarına çevirdiler. Kur’an ile bağlarını koparmak istemeyen müslümanlar, sistemin zebanilerinin verdiği korkudan dolayı, mağara ve gizli mekanlarda Rableri ile olan rabıtalarını Kur’an okuyarak devam ediyordular… Bu katil sistemin başındaki cani yöneticiler İslam’ın bütün nişanelerini yakıp yıkan bir anlayışla hareket ettiler…Bitmedi.?

Müslümanların evlatlarından oluşan orduyu, 1952 yılında dünyanın en büyük onuncu ordusu olmasına rağmen, Türkiye ordusunu sömürgeci Abd’nin askeri ayağı olan Nato’ya kattılar.Nato’ya üye olmadan önce, 1950 yılında Kore savaşında BM komutası altında Abd’nin yanında savaşa girip 719 askerini savaşta kayıp vererek, cesaret ve sadakat testine tabı tuttular.? Bu vahşi sistem, zehirli kültürü ile yetiştirdiği yöneticileri kullanarak etrafa fitne salıp, işi bitincede vatan haini damgasını vurarak üç ayaklı ağaçlarda salladılar.. 70 ve 80’lı yıllarda sağ sol gürüşlü ayaklanmaların zeminini hazırlayıp, askeri darbe yaparak yüzlerce gencin ölümüne ve binlercesini cezaevlerine doldurarak amansız işkencelerden geçirdiler.Yaptığı ve uyguladığı yanlış politika ile, ırkçılık havasını estirip ırkçı hareketlerin meydana çıkmasına sebeb oldu. Nitekim 1984 yılında milliyetçı esas üzerine, Pkk’nın kurulmasına, yol almasına ve desteklenmesine iten sistemin kasıtlı uygulamaları idi. 34 senedir Pkk ile yapılan mücadelede, binlerce müslüman türk ve müslüman kürt kardeşlerimiz hayatını kaybetmiş ve milyon dolarlar harcanmıştir.. 1980 ile 1990 lı yıllarda liberal ekonomi denilerek, yabancı sermayenin ülkeye girmesine kapı açıp, devlet güvencesi ile çalışma alanlarını genişletmiş, halkı adeta köle gibi çalıştırarak sermayelerini kat kat arttırmışlar. Aynı zamamanda kamu ve devlet mallarının özelleştirmesine gidilerek, yabancı sermayenin kazanmasına ön ayak olmuştur..Her 10 senede bir askeri darbe yaparak sistemin laik olduğu ve laik kalacağı hatırlatılmıştır. Devlet eli ile fuhuş ve kumar yuvaları açılmış, devlet tiyatrosunda ahlak bozucu davranışları sahneleyen sanatçı ve senaristler yetiştirmiş, onlar üzerinde çekilen taciz tecavüz film ve dizileri oynatıp izlettirerek, toplumu ahlak ve güven olarak zedelemiştir.Aileyi tahrip eden, gençleri kabadaylığa ve kolayca zengin olma hayallerin peşine sürüklemiş aynı zamanda uyuşturucu mubtelası olmuş bir gençliği meydana getirmiştir..Bütün bu münker hadiselere sebeb olmasına rağmen, Cumhuriyet sisteminin kuruluş tarihi için, ülkede her sene ekonomik krize rağmen, ciddi harcamalar yapılarak, kuruluşu münasebetiyle devlet dairelerinde, okullarında, televizyonlarında, havada, denizde, merkezi cadde ve alanlarında Cumhuriyet nutukları verilerek, zillet gününe fazilet denilerek coşkulu kutlamalar yapılmış ve yapılmaktadır. Birde bu küfür ve katliam yapan Cumhuriyet sistemine müslüman halka şirin göstermek için, İslam’i kılıf ve motiflerle süsleyip, Diyanetin eli ile camilerde hutbe verilerek benimseme yoluna gidilmiştir..

Cumhuriyetin kuruluşu ve tatbiki bu tip faciaları meydana getirmesine rağmen Cb.Erdoğan “1924 te ilan ettiğimiz Cumhuriyeti illelebet biz koruyacağız” demesi eski başbakan Binali Yıldırım’ın “Cumhuriyeti ortadan kadıranlar ilk bizi karşılarınlarında bulur” sözü Cb.Başdanışmanı İlnur Çevik “Atatürk’ün Türkiye’si(kurduğu laik sistem) Erdoğan sayesinde dimdik ayaktadır”açıklamaları ile, mevcut yöneticiler Dinimize, tarihimize, alimlerimize, kültürümüze savaş açan seleflerinin yolunda olduğunu göstermektedir.?

Bu katil sistem dün ne ise bügünde öyledir.Dün hilafet ve şeriat kaldırılmasın diye kıyam edenlerin akibetleri nasıl olduysa, bugünde hilafet ve şeriat için çalışanlar aynı durumla karşılaşmaktalar.Cezaevlerinde Rabbim Allahtır talebimiz hilafet ve şeriattır diyenlerin sayıları her geçen gün artmaktadır… Laik ve Cumhuriyet sisteminin işlediği katliami, cürmü, zulmü, cinayetleri, ihaneti, etrafa saçtığı fitne ve fesadını vallahi sayfalara sığdıramayız… Anlatılanlar sadece işlenen ve yapılanların çok ama çok az bir kısmıdır. 29 Ekim Cumhuriyet bayramını fazilet olarak kutlayacak birleri var ise, onlarda sömürgeci kafirlerdir. Müslümanlar değil.? Bu günü bayram olarak kutlayan müslümanlara hatırlatıyoruzki.! Kardeşlerinizi ve alimlerinizi katleden, dinimize savaş açan, camilerimizi ahırlara çeviren, ordularımızı kafirlerin maslahatı için harekete geçiren, mallarımızı sömüren, gençlerimizi ahlak dışı ve uyuşturucu bağımlısı yaparak düşünmekten uzaklaştıran, analarımız, bacılarımız, kızlarımız sokaklarda avret yerlerini göstererek başörtüsüz, cilbabsız gezmeye zorlayan, türk kürt çatışmasına zemin hazırlayarak binlerce müslümanın kanını döken, Allahu tealanın şeriatini isteyenleri zindanlara atan, lanetlenmiş yahudi varlığının korunması ve yaşatması için devletin bütün imkanlarını kullanan… Hülasa hertürlü münkere musade eden, katliamcı kandan, kaostan beslenen bir sistemin kuruluş tarihini kutladığınızı unutmayın.? Bütün bu olup bitenlere rağmen onu, çoşku ile  kutlayanlar ya insani yada İslam’i özelliklerini yitirmiş olanlardır. Cumhüriyet ne izzettir nede fazilettir. Yaptıklarına bakılınca zillet, hezimet, ihanet ve rezalettir. Kutlanmayada layık değildir.

 

 

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN