Amerika ve Kuzey Kore Arasında Tırmanan Gerginlik (Analiz)

Hizb-ut Tahrir resmi web sayfası ‘Amerika ve Kuzey Kore Arasında Tırmanan Gerginlik’ başlıklı yeni bir analiz yayımladı.

, 0 Yorum

Hizb-ut Tahrir resmi web sayfası “Amerika ve Kuzey Kore Arasında Tırmanan Gerginlik” başlıklı yeni bir analiz yayımladı. Köklü Değişim Medya olarak “dünya siyasetine dair” kaleme alınmış olan analizi ilginize sunuyoruz. İşte o Analiz;

Amerika ve Kuzey Kore Arasında Tırmanan Gerginlik

Soru:

Amerika ve Kuzey Kore arasında gerilim giderek artmakta, Amerika Güney Kore’de büyük bir askeri tatbikat gerçekleştirmekte, söz konusu gerginlik nedeniyle Amerika Kuzey Kore’yi nükleer bir savaştan alı koymak adına içinde uçakları taşıyan bir firkateyn de olmak üzere bir savaş filosunu göndermiş bulunmaktadır. Nitekim BBC 15 Nisan 2017’de Kuzey Kore’nin ABD’yi bölgede kışkırtıcı herhangi bir tasarrufta bulunmaması yönünde uyararak; “Kuzey Kore nükleer bir saldırıya cevap vermeye hazırdır.” dediğini belirtti. Bu gerginliğin aslı nedir? Bu iki ülke arasında bir savaşın patlak vermesi mümkün müdür? Ayrıca, özellikle Kuzey Kore kendi blokundan olması hasebiyle Çin’in bu gerginlikteki konumu nedir?

Cevap:

Evet, Trump Amerika’da yönetimi ele alıp göreve başladıktan sonra Amerika ve Kuzey Kore arasındaki gerilimde büyük bir tırmanış meydana geldi. Kuzey Kore’nin füze denemeleri Amerika’yı tehdit etme olarak algılanıyordu. Trump’ın yönetimi ele almasıyla bu gerginlik yerini hiddet ve öfkeye bıraktı. Yeni yönetim gelir gelmez Kuzey Kore tehdidini Asya’da Amerika ve müttefiklerinin maslahatlarını zora sokan en öncelikli mesele olarak görmeye başladı. Buna işaret eden göstergeler şunlardır:

1- Amerika stratejisinde Kuzey Kore meselesi; Amerika’nın güdümünde olan Evrensel Dünya Düzenine boyun eğmeyen, Sosyalist bir sisteme sahip düşmanca bir askeri güç meselesi değildir sadece! Ufak bir Kuzey Kore ve sahip olduğu askeri güç bu varlığıyla Amerika’nın öncelikli meselesi olacak boyutta değildir. Ancak bütün kuşatıcılığıyla Çin meselesiyle birlikte ele alındığında Amerika’nın birinci derecede öncelikli meselesi olabilmektedir.

Amerika, Çin’in nükleer kapasitesinin yükselişini büyük bir dikkatle izlemektedir. Çin’in gücünü ölçmek için bütün seçenekleri değerlendirip etüt etmektedir. Bu seçeneklerden biri de Çin’in sınırlarında gerginliği tırmandırmaktır. Ne yazık ki Kuzey Kore de Çin’in sınırında gerginliği tırmandırmaya müsait bir konumdadır.

Bu görüşü destekleyen icraatları sıralamak gerekirse; Amerika, Obama döneminde Çin’in çevresini teşkil eden ülkelerle anlaşmalar yapmaktaydı. Nitekim Hindistan, Japonya, Vietnam, Filipin ve bunlara ek olarak Güney Kore ile somut ilişkiler geliştirmişti. Böylece Çin’in Güney Çin Denizi’ni istismar ederek geliştirdiği savunma stratejisini sınırlandırıp Çin’i çevrelemek istiyordu. Bu yüzden dünya ile yaptığı büyük ticaretin yollarını tahkim etmekteydi.

Amerika’nın Kuzey Kore ile arasında gergin bir atmosfer oluşturması, onun Çin’in çevresini etkisi altına almak için ihdas ettiği Çin ve Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlığı, Japonya, Filipin, Malezya ve Çin arasındaki adalar meselesi, vb. gerginliklerden biridir. Nitekim Çin ile karşı karşıya gelmesi için Japonya’yı bütün askeri engellemelerden azade kılmıştır.

Bugün Amerika, Kuzey Kore tehdidini önceliklerinin başına koymuş ise Çin’e karşı yürüttüğü stratejinin bir parçası olması dolayısıyladır. Şu anda sular ısınmış olsa da Amerika’nın Kuzey Kore üzerindeki baskısı yeni değildir.

Amerika’nın bu stratejisi baskıcı söylemlerle başladı. Bu baskıcı söylemler, Kuzey Kore’nin Pyongyang yönetimi döneminde 1994’te nükleer programını durdurması, 2008’de altılı çerçevede Yongbyon reaktörünün kapatılması ve 2012’de nükleer programını askıya alması ve müfettişlerin incelemesine izin vermesi şeklinde meyvesini vermiştir. Amerika’nın ışık– su reaktörleri sağlamak, yakıt olarak desteklemesi vb. alternatif yardımlara dair verdiği söze bağlı kalmaması nedeniyle Kuzey Kore her defasında nükleer programını geliştirmeye devam etmiştir. Aynı Amerika Pyongyang’ı gerginlik çemberine sürüklemiştir. Ardından Amerika bu konuda yeni bir üslup benimsemiş ve bu üslubun bir gereği olarak deniz kuvvetlerinin %60’nı uzak doğuya nakletmiştir. Amerika bütün bunları küçük bir Kuzey Kore’ye karşı yapmış değil. Aksine Çin gücünü test edip ölçmek içindir. İşte bugün çıkarılan gerginlik bu ölçme ve değerlendirmeyi ikmal etmek içindir.

2- ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Amerika’nın Kuzey Kore’ye karşı yürüttüğü sabır stratejisi siyasetinin bittiğini ilan etti. Nitekim mevkidaşı Güney Kore Dışişleri Bakanı Yoon Byung-Se ile beraber yaptığı basın açıklamasında şöyle dedi: “Açık olmama izin verin ki, Amerika’nın Kuzey Kore’ye karşı yürüttüğü sabır stratejisi siyaseti son bulmuştur. Güvenlik ve diplomasiye dair yeni icraatlar manzumesini araştırmaktayız. Bütün ihtimaller masadadır. [17.03.2017 Reuters] Bunu destekleyen diğer bir husus ta Halep kentini rejime teslim etmeleri konusunda Türkiye’nin Suriye devrimini yürüten güçler üzerinde etkisini ispat etmesidir. Buna şahit olan Amerika, bu konuda tatmin olmuş, Suriye devrim güçlerine duyduğu hiddeti azalmış ve tehdidin boyutu düşmüştür. Bu sayede Kuzey Kore meselesi üzerinde yoğunlaşma imkânını elde etmiştir. İşte bu şekilde Obama döneminde öncelikli mesele Suriye iken Kuzey Kore konusu Başkan Trump’ın masasında bir numaralı mesele oldu. Amerika, Çin’e yönelik planını hazırladıktan sonra boş duracak değildi. Seçeneklerini etüt edip anlaşmalarını hazırladı. Bu yüzden Kuzey Kore gerginliği Washington’da yankılandı. Sabır stratejisi siyasetinin sona erdiğinin ilan edilmesi Amerika’nın askeri çözüme meyletme ihtimaline bir işaret oldu. Sonuç olarak Amerika, Kuzey Kore’nin yaptığı askeri tatbikata yönelik attığı/atacağı adımlar ve kışkırtıcı açıklamalarla cevabını ilan etmiş olmaktadır. Atılan adımlar ve kışkırtıcı ifadelerden bazıları şunlardır:

A- ABD Dışişleri Bakanı Tillerson Kuzey Kore’yi nükleer silahla tehdit etmesi: Pyongyang’ın yaptığı son ölümcül füze denemesinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Güney Kore ve Japonya’yı korumak için “Nükleer Zırh” stratejisini kullanmakla Kuzey Kore’yi tehdit etti. Bakan Tillerson mevkidaşı Güney Kore ve Japonya Dışişleri bakanları ile ortak yaptığı basın açıklamasında Amerika’nın “Nükleer Zırh” Kullanarak Tokyo ve Seul’u korumakta kararlı olduğunu açıkladı. [17.02.2017 Sputnik]

B- Amerika’nın Güney Kore ve Japonya’yı nükleer silahlarla desteklemek konusunda Kuzey Kore’yi tehdit etmesi: ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson günün erken saatlerinde şu açıklamayı yaptı: “Bir çözüm olarak Güney Kore ve Japonya’nın nükleer silahlarla desteklemesi uzak bir ihtimal olarak görülemez.” Bakan, Amerikan nükleer silahlarının bölgede dağıtılmasını mı yoksa bu silahların söz konusu ülkeler olan Güney Kore ve Japonya’ya ait olacağını mı kastettiğini belirtmedi.” [18.03.2017 Sputnik]

C- Trump’ın, Amerika’nın elinde Kuzey Kore’yi vurabilecek çok değişik silahların olduğunu kışkırtıcı bir dille ifade etmesi: Amerika Başkanı Trump, dün Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’e ulaştığını, yaklaşık bir saat boyunca kendisiyle konuştuğunu söyledi. Ayrıca Kuzey Kore Devlet Balkanı Kim Jong-un’a ulaşıp Amerika’nın elinde yalnızca uçak filolarının olmadığını, bilakis nükleer denizaltılarının da bulunduğunu hatırlatmasını istediğini açıkladı. Ayrıca şunu şiddetle vurguladı: “Kuzey Kore’nin nükleer silaha sahip olmasına izin verilmesi mümkün değildir. Bu güne kadar nükleer silaha sahip olma araçları elinde yoktu. Fakat onlara sahip olacak gibi görünüyor…” [13.04.2017 Russia Today, Wall Street Journal gazetesinden alıntı]

D- Amerika ve Kuzey Kore arasındaki bu son gerginliğin sebebi; Pyongyang’ın yeni bir füze denemesi yaptıklarını açıklaması üzerine Amerika’nın Kuzey Kore’nin altıncı nükleer deneme için yaptığı hazırlığın tamamlandığına dair endişeye kapılması ve bu yüzden büyük kitlesel silahlarını ve uçak filolarını Kuzey Kore’nin yakınlarına göndermesidir. Pasifik Okyanusu’ndaki Amerikan güçlerinin komutanı adıyla yapılan bir açıklama ile Avusturalya’da demirlemiş olan Amerikan Carl Vinson Uçak filosu ve Hava filosu ve ek olarak iki füze bombardıman destroyerinin ve Cruise füze fırlatıcısının Kore Yarımadası’na doğru yöneldiği teyit edildi. Artı önlem olarak tasarrufu altına verildiği, bölgesinde füze programı dolayısıyla Kuzey Kore’nin öncelikli tehdit oluşturduğu eklendi. [09.04.2017 France 24] Ayrıca ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de 22 Nisan 2017 Cumartesi günü bunu teyit etmiştir. Nitekim basın açıklamasında şöyle demiştir: “Kuşkusuz bu ay sona ermeden birkaç gün içinde destroyerler ve füze rampaları ile birlikte Uçak filosu Japon denizinde olacaktır.” Sözlerine şunu da eklemiştir: “Kuzey Kore’ye düşen hata yapmamaktır. ABD’nin elinde kaynaklar ve onları kullanacak görevliler mevcuttur. Dünyanın bu bölgesindeki maslahatlarımızı ve müttefiklerimizin maslahatlarını koruyacak varlığımız mevcuttur.” Mike Pence, Kuzey Kore herhangi bir saldırıda bulunması halinde “Ezici bir şekilde karşılık verilecektir.” diyerek vaatte bulundu. Bu ülkenin Pasifik Okyanusu’nun barış ve güvenliği için en tehlikeli tehdit oluşturduğunu sözlerine ekledi. [22.04.2017 AFP]

E- Amerika’nın Kuzey Kore’de gerçekleştirdiği askeri tatbikat: Güney Kore ve ABD kuvvetleri Çarşamba günü itibarıyla Kuzey Kore’nin bölge için teşkil ettiği tehdide yapılan hazırlığı yıllık olarak test eden büyük bir askeri tatbikata başladılar… Öyle ki bu tatbikat, Kuzey Kore’nin 12 Şubat’ta balistik füze denemesini gerçekleştirmesinin akabinde tırmanan gerginliğin gölgesinde gerçekleştirilmektedir. [01.03.2017 Reuters] Unutulmamalıdır ki, Amerika ordusunun 28.500 askerden oluşan büyük bir gücü Güney Kore’de mevcuttur. Kaldı ki bu askerler, Çin havzasında ve Pasifik Okyanusu adalarında bulunan ülkelerdeki çeyrek milyonu geçen ABD gücünden bir bölümünü teşkil etmektedir. Denizlerde devriye gezen ABD donanma kuvvetleri daha bunun dışındadır.

3- Görüldüğü üzere Trump sanki savaş kapıdaymış gibi tehdit üstüne tehdit yağdırmaktadır. Şu var ki; göstergeler Amerika’nın savaş istemediği yönündedir. Bu göstergelerden bazıları şunlardır:

A- Amerika tehdit etti, vadetti ve Kuzey Kore’nin yapacağı yeni bir denemeye güçlü bir cevap vermek için yaptığı hazırlığı açığa vurdu. Kuzey Kore de 15 Nisan 2017’de büyük bir askeri gösteri ve televizyonda Pyongyang’ın görüntülerini yayınlamakla cevap verdi. Denizaltıdan balistik füze fırlatacak gücü olduğunu ve kıtalararası füzelere sahip olabileceğini ortaya koydu. Yani Amerikan topraklarını vurabilme ihtimalinin olduğunu gösterdi. Kuzey Kore’de bu gücün varlığı sabit olması Amerika’nın başına dert oldu. Amerika kendisine önemli bir zarar vermeyecek veya topraklarına sıçramayacak bir savaş planlamak istiyor. Kuzey Kore’nin gücünün aslı ortaya çıkınca, söz konusu tehdit Amerika’nın güvenirliği ve inandırıcılığını zora sokan bir bela oldu. Pyongyang askeri gücü teşhir etmek, televizyonda yayınlamak ve denizaltılarının balistik füze taşıyıp fırlatabileceklerini açıklamakla kalmadı. Artı 16 Nisan 2017’de buna sanki bu füzeler kıtalararasıymış gibi bir deneme gerçekleştirmeyi de ekledi. Neyse ki başarısız oldu. Aksi takdirde Amerika’yı daha da hiddetlendirecekti. Ayrıca Amerika’nın savurduğu tehditlerin yerini bulmadığı ve şu anda bunları gerçekleştiremeyeceği açığa çıkmıştır. Yani Amerika henüz savaşa hazır değildir…

B- Şimdiye kadar Güney Kore’de füze kalkanı sistemi “THAAD” kurulmuş değildir. Anlaşmanın üzerinden bir yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen sadece hazırlıklar devam etmektedir. “Pasifik ve Doğu Asya işlerinden sorumlu Amerika Dışişleri yardımcısı Susan Thornton da bunu teyit ederek şöyle dedi: “Güney Kore’ye füze kalkanı sistemi “THAAD”ın kurulması ile ilgili mevzuat tamamlanmıştır.” Belirtmek gerekir ki Amerika, Güney Kore’ye füze kalkanının kurulmasını bu yılın Haziran veya Temmuz ayında kurmayı kararlaştırmıştır. Fakat Kuzey Kore’nin yaptığı bu denemeler üzerine iki ülke bunu hızlandırma konusunda anlaştılar. Güney Kore’ye füze kalkanı “THAAD”ın kurulması konusunda 2016’da Washington ve Seul’un anlaştığı belirtildi. Kore yarımadasına füze kalkanı sistemi “THAAD”ın kurulması planı, Rusya ve Çin’de endişe uyandırdı. Ancak Japonya, bölge güvenliğinin arttığı şeklinde değerlendirmektedir.”[17.04.2017 Sputnik]

C- Amerika, Çin Devlet Başkanı ile yaptığı ittifak üzere iki ülke arasında ticari ilişkilerin iyi yönde gelişmesi için 100 günü tamamlamadan Kuzey Kore ile bir savaşa girişmesi uzak bir ihtimal görünüyor. Seçim propagandası sırasında Trump’ın Çin mallarına %45 vergi koyacağını söylemesinin aksine Amerika, Çin ile ticaret konusunda bazı esneklikler göstermek istiyor. Yani Çin’i cezbedip onu Pyongyang’a büyük bir baskı kurmaya sevk etmek istemektedir. Böylece Çin’in Kuzey Kore’yi terk etmesi, Amerika ve müttefiklerine karşı yalnız bırakması için bir gerekçesi olacaktır. Amerika iki amaçtan dolayı bunu gerçekleştirmek istiyor:

Birincisi: Eğer Amerika bunu başarırsa onu müttefiklerinden kopararak konumunu düşürmüş olacaktır. Nitekim Başkan Trump, 07 Nisan 2017’de Florida’da Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile yaptığı görüşmeye yemek molası verdiği sırada füzelerle Suriye’ye saldırı emrini verdiği zaman Çin’in konumunu düşürüp yerle bir etmişti. Zira bazıları bunu Çin’e hakaret olarak değerlendirmişlerdi. Gerçek şu ki 08 Nisan 2017’de Arabiya Net bunu şöyle zikretti: “Genelkurmay Eski Yardımcısı Emekli General Jack Keane sitesinden ve Fox News sitesinden naklen Trump’ın bu tasarrufuna şu yorumu aktardı: “O dediğini yapıyor! O Çin’e bir mesaj veriyor.”  Yani Kuzey Kore’ye savaş açma kararlılığında olduğunu ve Çin’in Kuzey Kore üzerine baskı kurarak ondan onu yalnız bırakması gerektiği konusunda mesaj vermektedir. Eğer Çin böyle yaparsa kendisiyle ticaret anlaşmaları yapmasının kolay olacağını ima etmiş olmaktadır.

İkincisi: Amerika, Kuzey Kore’de durumun tehlike arz etmesi nedeniyle Çin ile vardığı mutabakatları çokça seslendirerek Çin kartını Kuzey Kore’ye karşı kullanmak istiyor. Aynı şekilde Amerika ve Rusya ile anlaşmasını başarıyla sonuçlandırmak için hızlı davranmaktadır. Böylece Amerika Kore kartını Çin ve Rusya arasında bir yarışma konusu yapmaktadır. Bu açıklamaları yayarak dikkatleri konuya çekmektedir. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull ile yaptığı basın açıklamasında şöyle dedi: “Çin’in bu güne kadar attığı adımlar bizi gayrete getirmiştir…” Ayrıca geçen hafta Trump, Kuzey Kore’nin medya organlarını Amerika’nın önleyici darbeleri hususunda uyardıktan sonra Çin’in Kuzey Kore’ye gem vurma konusundaki çalışmasını övdü. [22.04.2017 El Hayat – Sydney Reuters]

D- Amerika Pyongyang’ın dişlerini sökebilecek güçlü bir pozisyonda Kuzey Kore ile karşı karşıya gelmek istiyor. Bu da Rusya’yı askeri olarak yanına alarak elde edeceği pozisyona karşılık gelmektedir. Hatta Suriye’de olduğu gibi onu mızrak ucu yapmak istiyor. Bundan dolayı Rusya’yı Amerika’ya denk ve rakip tutan Kuzey Kore’nin hesabı tutmayacaktır. Obama döneminde Kissinger’ın eski ve yeni stratejisi Rusya’ya yaptırımlar çevresinde dönüp dolaşıyordu. Trump yönetiminin Rusya’ya olan ilgisi yaptırımların geciktirilmesini sonuç verdi. Nitekim mesele önemli idi. Yani ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un 11 Nisan 2017’de Moskova’daki gündeminde Kuzey Kore’ye karşı ittifak yapmak vardı. Nitekim 16 Nisan 2017’de Russia Today sitesinin Rusya’nın Kommersant Gazetesi’nden naklettikleri bunu teyit etmektedir. Şöyle ki; “Amerika açısından Moskova’daki görüşmelerden Kuzey Kore sorununun tartışılması bir başarı olarak değerlendirilebilir. Basın kaynaklarına göre Tillerson’un Moskova’ya yaptığı ziyaretin öncelikli konularındandı.” Eğer Amerika ve Rusya arasında antlaşma sağlanmadan savaş patlak verirse, Amerika büyük bir zara uğrayabilir. Tıpkı bunun gibi Amerika tehdidi tırmandırarak nükleer savaş endişesiyle Çin’in de Kuzey Kore’ye etki etmeye yönelik işe müdahil olmasını istemektedir.

4- Bütün bu sebeplerden dolayı Amerika şu anda Kuzey Kore ile savaşa girmeye hazır değildir. Elinde bundan başka çözüm de yoktur. Çin’in Kuzey Kore üzerinde baskı kurmasını bekliyor. Bunu hızlandırmak için uğraşmaktadır. Birçok açıklama yaparak Amerika’nın tek başına bunu çözmeye muktedir olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Yani Çin olmadan da bunu çözebilecekmiş gibi yapıyor. Sanki Pyongyang üzerine baskı kurarak nükleer silahlarından soyutlamak konusunda Amerika’ya boyun eğme yönünde Çin’i tehdit etmektedir. Tıpkı bunun gibi Amerika, Kuzey Kore sorununu çözmek için Rusya ile anlaşmayı beklemektedir. Gerçek şu ki, Kuzey Kore nükleer füze denemelerinden, nükleer bir savaştan korkmadığını açığa vurmaktan ve Amerika topraklarına uzanacak bir nükleer savaş tehdidinden vazgeçmemesine rağmen Amerika şartları tamamlanmamış bir savaşın eşiğinde iken tehditlerinden vazgeçebilir. Bunun göstergesi Amerika’nın yaptığı son açıklamadaki üslubudur. Şöyle ki, Associated Press 15 Nisan 2017’de isminin açıklanmasını istemeyen bir Amerikan askeri kaynaktan şunu nakletmektedir: “Kuzey Kore denemelerine devam etse bile Amerika şu anda Kuzey Kore’yi vurma konusunda gerçek bir niyete sahip değildir.” Adı geçen kaynak şunu da eklemektedir: “Pyongyang, Güney Kore, Japonya ve Amerika hedeflerine yönelmedikçe Amerikan planı değişmeyecektir.” Amerika’nın mevcut askeri liderliği hali hazırda ihtiyatlı davranmak ve gerginliği tırmandırmamak üzere birleşmiştir. Amerika düşüncesizce oluşturulan bu gerginliği hafifletmeye çalışmaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Pasifik bölgesinden sorumlu bakan yardımcısı Susan Thornton, ülkesinin Kuzey Kore ile tartışma çıkartmak ve sistemini değiştirmek için uğraşmadığını açıkladı. Nitekim Thornton basına yaptığı açıklamasında şunları ifade etti: “ABD, Kuzey Kore sorununu nükleer silahlarını Kore Yarımadası’ndan barışçıl bir şekilde ayıklayarak çözmek istemektedir. Biz gerçekten anlaşmazlık çıkarmak veya Kuzey Kore rejimini değiştirmek için uğraşmıyoruz.” [17.04.2017 Russia Today] ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, şunu kaydetti: “Gerçek şu ki, Washington’un Pekin ile işbirliği sayesinde Kore Yarımada’sından nükleer silahların barışçıl yoldan temizlenmesi Kuzey Kore’nin yakın zamanda yaptığı denemelerin artırdığı korku ve endişeye rağmen hâlâ mümkündür.” Pence şunu ekledi: “Çin ve bölgedeki müttefik ülkeler Kuzey Kore üzerinde baskı uygulamayı sürdürdükleri takdirde Yarımada’dan barışçıl bir şekilde nükleer silahların temizlenmesi için bunun bir fırsat olduğunu göreceğiz…” [22.04.2017 El Hayat – Sydney Reuters]

5- Kore Yarımada’sındaki Amerikan pervasızlığı ve planı neticesinde oluşan gerginliğin hakikati budur. Genel manada çerçevesi bu şekildedir. Buna rağmen ortam herhangi bir zamanda tutuşmaya uygundur. Amerika ve Rusya arasında beklenen anlaşmayla bu savaşın özel şartlarının oluşması beklenmesi de muhtemeldir. Anlaşma olursa krizin tırmanma ihtimali artacaktır. Ancak eğer anlaşma çok gecikirse veya anlaşma aslen gerçekleşmezse nükleer silahları temizlemesi yönünde Pyongyang üzerindeki baskılar devam etmesi için Kore Yarımada’sındaki mevcut durum olduğu gibi sürecektir. Diğer taraftan Amerikan yönetimi, Kuzey Kore ile olan ilişkilerinde pervasızca davranıp hareket ederse içine düştüğü çıkmaz onun hakkında korkunç olacaktır.

Bu yönetim muhkem stratejiler uygulayacak devlet aklına sahip değildir. Kaldı ki, Amerika Savunma Eski Bakanı Leon Panetta Kuzey Kore’ye yapılacak önleyici bir saldırının sonuçları konusunda Washington’u uyarıp bu yönde açıklamalar yapmıştı: Böyle bir adımın nükleer savaşın fitilini tutuşturacağı ve milyonlarca sivilin öleceğine işaret etmişti. İşte Rusya’nın Amerika eski yönetimini silahları tetkik eden kurum üzerinde fazla baskı kurmaktan ve Kuzey Kore’yi vurmaktan men etmesinin nedeni de budur. Leon Panetta devamla şöyle demiştir: “Amerikan yönetimi ifadelerini iyi seçmeli, tırmandırmayı önlemeli, ihtiyatı elden bırakmamalı ve herhangi bir ani karar almaktan sakınmalıdır.” Ayrıca işaretle “İhtiyat için beklemek Çin’in sükûneti sağlama konusunda elinden geleni yapmasını mümkün kılacaktır. Böylece Washington Kuzey Kore’yi etkilemek için Çin’e son bir fırsat daha vermiş olacaktır.” [15.04.2017 Russia Today]

6- Çin’in gerçek konumuna gelince; Amerika’nın üstü kapalı bir şekilde krizin fitilini ateşlemeyi ve savaşı istemediğini iyice anlamıştır. Bu yüzden o da krizin ateşini söndürmek için çalışmakta, askeri çözümü reddederek barışçıl bir şekilde anlaşmazlığın tesviyesine çağırmaktadır. Artı Kore Yarımadası’nın askeri güçlerle çevrilmesini istemediğini açıkça dile getirmektedir. Tıpkı bunun gibi füze kalkanı “THAAD”ın Güney Kore’de kurulmasına da karşı çıkmaktadır. Cezire Net’in 17 Nisan 2017’de yaptığı bir habere göre: “Çin Dışişleri Bakanlığı Pekin’in füze kalkanı “THAAD”ın yayılmasına karşı olduğunu ifade etti. Aynı zamanda Kuzey Kore ve çevre ülkelerinin tahrik edici her hareketten sakınmaları gerektiğini belirtti.” Fakat en kötü ihtimali hesaba katarak son ihtimal de olsa, bundan sakındırsa da, savaş hazırlığı da yapmaktadır. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi söyle dedi: “Savaş patlak verdiğinde bu savaşın kazananı olmayacaktır.” [15.04.2017 BBC] Çin’in savaş hazırlıklarını Russia Today sitesi, 14 Nisan 2017’de United Press International’dan şöyle nakletmektedir: “Çin silahlı kuvvetleri beş askeri bölgede en yüksek alarm seviyesinde Genel Kurmay Başkanı’ndan doğrudan emir almışlardır. United Press International Hong Kong’daki sivil Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi’ne istinaden Chandon ve Thitszaan Yunnan askeri bölgelerdeki Zırhlı Tugayların hareketlenmesini ve Kuzey Kore sınırında konuşlanmalarına dair emir aldıklarını ifade etti. Adı geçen merkeze göre ordudan 25000 asker ve 47 murabıt Kuzey Kore sınırına uzak mesafelere, savaş organlarıyla birlikte hareket etmek için emir almışlardır.” Tıpkı bunun gibi Japonya Haber Organı, Çin güçlerinin Kuzey Kore sınırına hareket etmesinin sebebi, Washington’un Kuzey Kore’ye önleyici bir saldırı gerçekleştirme ihtimalinin uyandırdığı endişesindendir. Suriye’de gerçekleştirdiği senaryonun aynısını Kuzey Kore’ye uygulama endişesidir.

Gelişen olayları analiz doğrultusunda yukarıya çıkardığımız analizi uygun bulduk. Buna ek olarak diyoruz ki, insan kıllığında canavarlar dünyaya hükmetmektedir. Öyle ki, onların nazarında insan kanının bir değeri yoktur. Onların çıkarları kan dökmeyi gerektiriyorsa, her zaman yaptıkları gibi nükleer ve konvansiyonel silahlarla hemen kan dökmeye koşarlar. Şu anda dünyaya hükmeden kapitalizm ve artık hükmetmeyen sosyalizm vb beşer kaynaklı rejimler dünyadan söküp atılmadıkça ve Âlemlerin Rabbinin nizamı, hak ve adalet nizamı Raşidi Hilafet dünyaya egemen olmadıkça insanlık huzur ve güvene ermeyecektir. Raşidi Hilafet dünyaya hâkim olduğunda hayrı her tarafa yayacak, güvenli ve huzurlu bir hayatı dünyaya egemen kılacaktır. Yaratıcı yarattığı kullarının maslahatının nasıl gerçekleşeceğini en iyi bilendir.

أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ “Yaratan bilmez mi hiç? O her şeyi en ince noktasını bilendir, her şeyden haberdardır.” [Mülk süresi-14]

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN