Av. Mehmet OKATAN’la ‘21 Doğu Türkistanlı’ Üzerine Röportaj

Kamuoyunda “21 Doğu Türkistanlı” olarak bilinen operasyon ve yargılama süreci hakkında Avukat Mehmet OKATAN’la bir röportaj gerçekleştirdik.

, 0 Yorum

Köklü Değişim Medya olarak kamuoyunda “21 Doğu Türkistanlı” olarak bilinen operasyon ve yargılama süreci hakkında Avukat Mehmet OKATAN’la bir röportaj gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacağınız röportajı sizler için yayınlıyoruz.

Mehmet OKATAN Bey; 2017 Mayıs ayında Muhacir Müslümanlara yönelik yapılan ve kamuoyunda 21 Doğu Türkistanlı olarak bilinen operasyon ve yargılama süreci hakkında sizden bilgi almak istiyoruz.

-Kamuoyunda 21 Doğu Türkistanlı olarak bilinen gözaltı operasyonun hukuki sürecini kısaca özetler misiniz? Şu anda hukuk açısından hangi aşamada yürütülmektedir?

Şahısların gözaltına alındığı haberleri duyulunca öncelikle tüm STK’lar bu kişiler ile ilgilendi, ancak bu ilgilenme saatlik veya bir iki günlük oldu. Biz ve başka avukatlar Zeytinburnu karakoluna gidip vekâletname almak istediğimizde avukatlara çeşitli zorluklar çıkarttılar ve vermediler. Bu süreç içerisinde diğer avukat arkadaşlar geri çekildi. Ayrıca STK’lara yapılan baskılar sonucunda onlar da geri çekildi. Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında açıklaması ile tekrar gündeme geldi ancak nedendir bilinmez birkaç gün içinde tekrar gündemden düştü. Şahıslar Zeytinburnu karakolunda iki gün tutuldu ve bir gece yarısı saat 02:00’da TOMA’lar eşliğinde alınıp Pehlivanköy “Geri Gönderme Merkezi”ne gönderildiler. Şahıslar Pehlivanköy’e gönderildiği günün ertesi günü biz tekrar vekâletname almak için GGM’ye gittik, noteri götürdük ancak noter içeri alınmadı ve kesinlikle vekâletname verilmeyeceğine dair net ifadeler kullanıldı. Bunun üzerine süreci açıklar bir dilekçe ile AYM’ye tedbir başvurusu yaptık, AYM tedbir başvurumuzu kabul etti ve şahısların ülkelerine yani Çin’e teslim edilmemesi yönünde tedbir kararı verdi.

Bu dava ile birlikte, sınırdışı kararının iptaline yönelik olarak idare mahkemesinde dava açıldı, bu dava halen 6 kişi hakkında devam etmekte 3 kişi hakkında red kararı verilmiştir.

Şahısların tamamına G-87 kodu konulduğundan G-87’nin kaldırılması için yine Ankara İdare Mahkemesinde ayrı bir dava açıldı, o davalar halen devam etmektedir.

İdari gözetim kararının kaldırılmasına yönelik olarak da şu ana kadar her bir şahıs için 4 kez Sulh Ceza Hâkimliği’nden talep de bulunulmuş ancak her defasında talebimiz reddedilmiştir. 5. başvurumuz yeni yapılmış olup henüz bir karar verilmemiştir.

Şunu özellikle belirtmem gerekir ki; kamuoyunda “21 Doğu Türkistanlı” olarak bilinen bu şahıslardan 6’sı bayan, biri 70 yaşında yaşlı bir dede, 2’si ise orta yaşında olan şahıstır. Diğer 12’si çocuktur, bu çocukların yaşları 9 aylık ile 13 yaş arası değişmektedir ve bu çocukların hepsi Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezindedirler.

-Siz bu dosya sürecini en başından beri takip eden bir avukatsınız. 21 kişi niçin gözaltına alındı, Emniyet Müdürlüğü gözaltı gerekçesini ne olarak açıkladı?

Bu şahıslara yapılan işlem tam anlamı ile bir gözaltı değil, Yabancılarla ilgili işlemler farklı statüdeki işlemlerdir. Öncelikle şahıslar hakkında sınırdışı kararı alınır ve sonrasında idari gözetim kararı alınır. Bu karar tam anlamı ile gözaltı değildir. Yabancıların sınırdışı edileceği zamana kadar misafir edilmesidir. Ancak, ne yazık ki misafirhaneler ve misafire uygulananlar misafir ev sahibi arasındaki ilişkiye pek uymamaktadır.

Sınırdışı etmelerine gerekçe olarak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 54/d maddesi gösterilmektedir. Yani  “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” olarak nitelendirilmektedirler.

 -21 Doğu Türkistanlı olarak bilinen bu gözaltı operasyonunda başka uyruklu muhacirlerde varmış. Ve 20 kişinin resmi oturma izni varmış. Buna rağmen niçin gözaltında ve geri gönderme merkezinde tutuluyorlar?

 Olay hakkında emniyet yetkilileri net cevaplar hiçbir zaman vermemektedirler. Biz idari gözetim altındakilerle yaptığımız görüşmelerde, emniyet yetkilileri geldiğinde bu şahısların ikamet ettiği binada bir aranan şahsın olduğunu söylemişler, onu gözaltına almışlar onunla birlikte binada bulunan kadın, çocuk, yaşlı herkesi de almışlar. Arandığı iddia edilen şahsın kim olduğu, ne sebeple arandığı vs. konular ise tamamen meçhuldür.

Ancak velev ki bu binadan bahsedildiği gibi biri gözaltına alınmış ve hakkında adli işlem yapılmış ise, bundan tüm bina sakinleri sorumlu tutamayız. Ancak ilgili birimler bizim gibi düşünmemişler ve tüm binada kim var kim yok hepsini almışlar. Hatta operasyonun olduğu anda binada misafir olan bir bayan da sırf misafir olduğu için alındı ve halen idari gözetim altındadır. Ayrıca altını çizmek isterim ki, idari gözetim altında olanlardan bir bayan ve bebeği de Kırgızistan uyrukludur.

-Uluslararası G87 kodlaması nedir? Muhacir kardeşlerimizin bu kodlamalarla terörist ilan edilmeleri hangi hukuk kuralıyla izah edilebilir?

Hiçbir hukuk kuralı ile izah edilemez. Bizler G-87 kodunun kaldırılması için daha önce de davalar açtık, bu davalarda idarenin verdiği cevap, gizli ibareli diye başlayan ve arkasında alfabenin değişik ve çok sayıda harfinin olduğu ve bir yığın rakamların olduğu bir istihbarat belgesinden bahsetmektedirler ve bu istihbarat belgesine göre haklarında G-87 kodu konulduğunu belirtmektedirler. Bizler bu belgenin, idari işlemin tek dayanağı olduğunu, bunun mahkemeye sunulması gerektiği ve tartışılması gerektiğini belirtiyoruz, ancak idare sunmadığı gibi mahkemeler de bu belgenin sunulması yönünde ara karar oluşturmamaktadırlar.

Yani kod koymaya dayanak belgenin ne olduğu hiçbir zaman bilinmemektedir, böyle bir belgenin olup olmadığı dahi şüphelidir.

-Son olarak 21 muhacir Müslüman’ın serbest kalması için yapılması gereken şey nedir? Kamuoyuna yönelik sizin tavsiyeniz nedir?

Hukuki süreç tarafımızdan takip edilmektedir, bu anlamda yapılması gerekenleri bizlerin yaptığını düşünüyoruz.

Sadece duyarlı olmalarını istiyorum, birilerinin gör dediğini görmek, birilerinin görme dediğini de görmemek şeklinde hareket ediliyor, bu hareket tarzı sıradan vatandaş için mazur görülebilir, ancak kamunun önde gelenleri de bu şekilde hareket etmektedirler.

Bizler Ensar ve Muhacir kardeşliğini bilen, Habeş Kralı’nın yaptıklarını bilen bir ümmetin fertleriyiz. Ensar olma bilinci ile hareket etmeliyiz, Ensar sadece isimlerde olmamalı diye düşünüyorum.

Reel politik gelişmeler çoğu şeyin bahanesi olabilir ancak insan hayatının bahanesi kesinlikle olamaz diye düşünüyorum.

Köklü Değişim Medya olarak Avukat Mehmet OKATAN’a, “21 Doğu Türkistanlı” Muhacir kardeşimiz hakkında verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.

Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Ayrıca; “Mültecilerin Türkiye’deki hukuki durumları”nı anlatan bir raporu da yakında takipçilerimizle paylaşacağız.

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN