Binali Yıldırım: “Sistemler Değişir Hepimizin Ortak Paydası Demokrasidir”

Binali Binali Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım, Çankaya Köşkü bahçesindeki resmi tören alanında düzenlenen veda programına katıldı.

, 0 Yorum

Yıldırım, Çankaya Köşkü bahçesindeki resmi tören alanında düzenlenen veda programında yaptığı konuşmada, tarihi bir an ve köklü devlet geleneğinde büyük bir dönüm noktası yaşandığını söyledi.

Bunun millete, devlete ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulunan Yıldırım, “Sistemler değişir, asıl olan değerlerdir. Hukuka dayalı, insan haklarını önemseyen, önceleyen demokrasi, ülkemizin, hepimizin ortak paydasıdır.” diye konuştu.

TBMM’nin kurulmasıyla yasama ve yürütme yetkilerinin Mecliste toplandığını hatırlatan Yıldırım, süreci şöyle anlattı:

20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda yürütmeye ait yetkilerin kullanılması için bir icra vekilleri heyeti oluşturulmuştur. Bu heyetin başkanlığını yürütmek üzere de icra vekilleri heyeti başkanının, bugünkü anlamda başbakanın seçilmesi takip etmiştir. 1924 Anayasası’nda bakanlar kurulunun, dolayısıyla başvekilin icra gücü artırılmıştır. 1961 Anayasası, bakanlar kurulu üyelerinin belirlenmesi, görevden alınmalarında başbakanı belirleyici hale getirmiştir. Ayrıca başbakana, bakanlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlama görevini vermiştir.”

“Darbe Anayasası Yürütmede İki Başlılığın Doğmasına Sebep Oldu”

Yıldırım, 1980 askeri darbesiyle sistem üzerinde askeri ve bürokratik vesayetin hakim hale geldiğine işaret ederek, “1982 Anayasası cumhurbaşkanına çok geniş yetkiler vermiş ancak siyasi sorumluluğu hariç tutmuştur. Böylece darbe anayasası yürütmede iki başlılığın doğmasına sebep olmuştur. Bu durum cumhurbaşkanı ve siyasi sorumluluk sahibi başbakan arasında çoğu kere anlaşmazlık çıkmasına sebep olmuştur. Bu anlaşmazlığın en belirgin örneği, 2001 ekonomik krizinin ana sebeplerinden biri olan anayasa kitapçığının fırlatılması olayıdır.” ifadesini kullandı.

1982 Anayasası’nın yasama ile yürütme birlikteliği üzerine kurulduğu için kuvvetler ayrılığı prensibinin uygulanmasını imkansız hale getirdiğini hatırlatan Yıldırım, parlamenter hükümet sisteminde başbakanlığın, diğer bakanlıklardan farklı bir koordinasyon birimi olarak konumlandırıldığını söyledi.

 

Yıldırım, başbakanlığın icracı kurumların en üst organı olarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde önemli görevler üstlendiğini vurguladı.

Cumhuriyet döneminde 65 hükümet kurulduğunu ve kendisinin dahil olduğu 27 başbakanın görev yaptığını dile getiren Yıldırım, “Başbakanlık, birçok alanda kamu kurumları, kuruluşları tarafından yapılmakta olan hizmetlerin koordine edilmesinde ve kurumlar arasındaki uyumun sağlanmasında önemli bir görevi ifa etmiştir. Birçok reformlar, düzenlemeler başbakanlığın bürokrasiyi iyi şekilde sevk ve idare etmesi sayesinde mümkün hale gelmiştir. Kanun, kanun hükmünde kararname (KHK) ülke ihtiyacına uygun bir şekilde burada hazırlanmış ve bakanlar kurulunun ve Meclisin gündemine taşınmıştır.” şeklinde konuştu.

Yıldırım, başbakanlığın hukuk alanında da çok önemli reformlara imza attığını hatırlatarak, “İdarenin yeniden yapılanması, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması gibi işler, hep bu müessesenin hizmetleri arasındadır.” dedi.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası FETÖ ile mücadele amacıyla yürürlüğe konulan KHK’ların başbakanlık koordinasyonunda ele alındığını ve olaya hukuki alanda anında müdahale edildiğini anımsatan Yıldırım, o gece başbakanlığın sabaha kadar darbeyle ilgili önlemleri ve yapılacak işlemleri koordine ettiğini söyledi.

Başbakanlığın 1982 Anayasası’nın ruhu gereği siyasi sorumluluğu fazla, yetkileri sınırlı bir kurum haline geldiğini belirten Yıldırım, 1982 Anayasası’nın getirdiği bu iki başlılığın yeni bir hükümet sistemine geçilmesini zorunlu hale getirdiğini vurguladı.

Başbakan Yıldırım, 2007’de yaşanan cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili 367 icadının cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesi sonucunu doğurduğunu aktararak, şunları kaydetti:

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, aslında cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk habercisi olmuştur. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, kendisine siyasi sorumluluğu da beraber getirmiştir. Sistem, kriz üretiyorsa çözüm üretemiyorsa artık onu değiştirmek farz haline gelmiştir. Küresel rekabetin yoğunlaştığı, her gün yeni ve çok önemli gelişmelerin yaşandığı dünyada, krizlere gebe bir yönetim sistemiyle Türkiye yol alamazdı. Bu dönemde daha etkin, daha güçlü bir yönetim sistemi için Türkiye’nin olmazsa olmazı olarak gördük. 10 Nisan 2017’de hatırlayacağınız üzere, yapılan halk oylamasında milletimiz, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini kabul etmiş ve böylece demokrasiye, milli iradeye direnç gösteren vesayet sistemi, millet eliyle sona erdirilmiştir.”

İki Başlılık Ortadan Kalkacak

Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yeni dönemde iki başlılığın ortadan kalkacağını belirtti.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek anlamda tesis edileceğini vurgulayan Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle vesayet odaklarıyla, terörle daha etkin mücadele mümkün hale gelecektir. Yeni dönemde istikrar ve güven sürekli hale gelecek, ekonomik büyüme sürdürülebilir hale gelecek ve bürokrasi çok daha basitleşecek, e-Devlet üzerinden bütün hizmetler gerçekleşmiş olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, “Sistemle birlikte milli irade, demokrasi daha da güçlenecek ve böylece ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ prensibi tam anlamıyla hayata geçmiş olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Ülkemiz, Milletimiz, Geleceğimiz İçin Çok Hayırlı Bir İş Olmuştur”

Binali Yıldırım, yeni dönemde Başbakanlığın yerine getirdiği işlerin artık cumhurbaşkanı tarafından yapılacağını anlatarak, “Yürütme yetkisi ve görevi artık cumhurbaşkanı ve onun belirleyeceği cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar marifetiyle gerçekleşecektir. Yeni sistemle halk tarafından doğrudan seçilen ve yürütme gücünü kullanacak olan Cumhurbaşkanımız da halka karşı doğrudan sorumlu olacaktır.” diye konuştu.

24 Haziran’daki seçimin ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen başladığına ve yeni sistemin kurucu cumhurbaşkanının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğuna işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yürütmeyi merkeze alan ve bir üst kademeye taşıyan, hızlı karar üretilmesini sağlayan bir sistemdir. Kararnameler, personel atamaları, dış politika, yatırım, iç-dış güvenlik, ekonomi gibi konular cumhurbaşkanının yakından takip edeceği ve hayata geçireceği konular olacaktır.

Yeni dönemde Başbakanlıkta oluşan bilgi birikiminin Cumhurbaşkanlığına aktarılması da büyük önem arz etmektedir. Devlet hafızası ve devlet aklının sürekliliği yeni sisteme çok önemli katkı sağlayacak, devlet yönetiminin gücüne güç katacaktır. İnanıyorum ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ülkemiz, milletimiz, geleceğimiz için çok ama çok hayırlı bir iş olmuştur.”

Müsteşarından hizmetlisine, şoföründen şirket çalışına, müşavirine ve uzmanına kadar bütün kadrolarda görev alanları yürekten kutladığını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

Beraberce, fedakarlık içerisinde güzel işler yaptık. Gecemizi gündüzümüze kattık. Bazen gece yarılarına kadar bizimle beraber bir oldunuz. Çalıştık, evlerimizi, ailelerimizi ihmal ettik ve bugünlere geldik. İki yılı aşkın bir süredir beraberiz.

Bu süre belki hayatımız içerisinde çok uzun bir dönem olmayabilir ancak yaşadığımız olaylar bakımından dikkate aldığımızda bizden sonraki kuşaklarda, yakın siyasi tarihimizde üzerinde çok konuşulacak bir iki yıl olacağından hiç endişem yoktur. Bu zorlu süreci kazasız belasız, herhangi bir sıkıntı olmadan aşmış olmamız şüphesiz sizlerin gösterdiği dayanışma ve samimiyete bağlıdır. Allah hepinizden razı olsun.”

“Hizmetlerimiz, Sorumluluklarımız Devam Edecektir”

Başbakan Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün vatandaşların hukukunun devletin güvencesinde olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin demokrasi yolundaki yürüyüşünde, azim ve gayretini yakından

gördüğü çalışma arkadaşlarının ülke ve millet için değer üreteceğinden zerre kadar şüphesi olmadığını ifade etti.

Son iki yıllık dönemde çok çalıştıklarını, emek verdiklerini, birçok işi yaptıklarını ama yapamadıkları şeylerin de olabileceğini dile getiren Yıldırım, personeline, “Bu süre içerisinde bilerek, bilmeyerek birbirimize hakkımız geçmiştir. Hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Benden yana da helal olsun.” diye seslendi.

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN