“Bir Dosya Daha Kapandı” Adı: SOMA

13 Mayıs 2014 günü Soma’da meydana gelen ve 301 kişinin öldürüldüğü Türkiye’nin madencilik tarihindeki en büyük iş kazasında mahkeme kararı açıklandı. Failler ya aklandı ya da az bir ceza ile mükafatlandırıldı.

, 0 Yorum

13 Mayıs 2014 günü Soma’da meydana gelen Türkiye’nin madencilik tarihindeki en büyük iş cinayetinde 301 madenci hayatını kaybetti. Soma faciasından hafızalarda, baba, kardeş ve kocasını kaybetmiş insanların feryatları ile ambulans sedyesine bindirilirken taşeron ve çavuşların psikolojik baskısı altında ekmek parası için alınteri döken yaralı işçinin ürkek sesi ile  “çizmelerimi çıkarayım mı?” cümlesi kaldı.

Sorumlular Mahkeme Kararı İle Mükafatlandırıldılar

Soma katliamının failleri ya aklandı ya da az bir ceza ile mükafatlandırıldı.

Daha fazla para kazanma hırsı yüzünden tamamlanmayan eksiklerin ve ihmallerin neden olduğu katliamı, mahkeme taksirli suç kapsamına alırken, sosyal medyadan karara isyan eden avukatlar, bu facianın göz göre göre geldiğini ve 301 kişinin teammüden öldürüldüğünü beyan ettiler.

Soma maden faciası davasında şirketin yönetim kurulu başkanı Can Gürkan 15 yıl, Genel Müdür Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 9 ay, Teknik müdür İsmail Adalı 22 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Kararın açıklanması sırasında kararın “taksirle” verilmesine aileler tepki gösterdi ve protestolar nedeniyle duruşmaya bir süre ara verildi. Soma A.Ş. eski patronu Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 sanık beraat etti. Sinir krizi geçiren vatandaşlara sağlık ekipleri müdahalede bulundu.

Aileler mahkeme heyetine: “Onlar eşlerimizi, siz bizi öldürdünüz” diye isyan ederken, mahkemenin verdiği karar, kamu vicdanını yaralamış ve tamiri mümkün olmayan bir hasar açmış oldu. Karar, “Sistem, kapital sahiplerini koruyup kolluyor,mazlumun ahı mahşere kaldı” eleştirilerine sebep oldu.

Soma’da ihmaller zinciri açığa çıkıp, sis perdesi aralanınca, maskesi düşmüş vahşi kapitalizmin korkunç yüzü ile karşı karşıya geldik. Gözlerini daha çok kazanma hırsı bürümüş patronların, arzularını gerçekleştirebilmek için taşeron firmalarla çavuşların ağır baskısı altında, kişi başına 2 ton kömür çıkarma kotasını tamamlayabilmek için yeraltı mezarlarında ter döken işçileri nasıl ezdiğine şahid olduk Soma’da.

Devletin temel ekonomi politikası olarak belirlediği “Üretim artarsa milli gelir artacak. Üretim artarsa Soma halkının yaşam seviyesi artacak” sözlerinin altından çıkan, dram ve gözyaşıydı zira üretim, olumsuz iş koşulları ve ağır şartlarda çalışan işçilerin sırtında arttı. Kazanan; şirket sahipleri ve onları himaye eden kapitalizm, kaybeden ise; çalışmak mecburiyetinde olduğu için hayatını kaybeden işçiler ve onların yetimleriydi.

Dün Soma’da patronların daha çok kazanma hırsının bedelini 301 masum insan canı ile öderken, bugün başka kapitalist şirketler kazansın diye köprülerden geçen araç sahiplerinin ödediği paralar, vaad edilen kotayı doldurmaya kâfi gelmeyince tüm vatandaşlardan toplanan vergilerle ödeme yapılıp, gelirler hebâ ediliyor. Kapitalizmin kazanması için tüm halk canı ve malı ile bedel ödüyor. Yetmiyor, üstüne Soma’daki facia sonrası yöneticilere iki kelime eleştiri yönelttiği için bir madenci yere yatırılıp tekmeleniyor.

Soma’daki İhmaller, Eksikler ve Baskılar

Mazlumder’in 2015 yılında hazırladığı raporda, maden faciasının yaşandığı işletmede tercih edilen kârlılığın artırılmasına odaklı üretim yönteminin, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacını ihmal eder şekilde uygulandığı açıkça belgeleniyor.

“Mazlumder’in Soma Raporu”

-Tesisin görüntüsü hurdalığı andırıyor

-Gaz maskesi 45 dakikalık, çıkış yolu yürüyerek bir-bir buçuk saat sürüyor.

– Yaşam odaları yok.

– İşçilerin kullandığı tuvalet ve lavaboların çok ilkel ve kötü fiziki şartlara sahip olduğu tespit edilmiştir.

– Tesisin içinde işçiler için yemekhane bulunmadığı, yemeklerin otuz dakikalık çalışma arası verilerek yeraltında yendiği ve işçilerin yemeklerini kendileri getirdiği öğrenilmiştir.

– Dolap sayısının işçi sayısından az olduğu, işçilerin yetersiz dolap sayısı nedeniyle tavana asılı sepetlerin içine kıyafetlerini koyduğu, soyunma mekânlarında ve koğuşlarda yerlerin oldukça kirli olduğu, tuvaletlerin kapılarının koğuşlara açıldığı ve sıhhi olmadığı gözlenmiştir.

– İşçilerin çalışma esnasında yaşadıkları riskli şartları ve durumları ifade edemediği, bu durumları ifade edenlerin dövüldüğü ve işten çıkarılmakla tehdit edildiği beyan edilmiştir.

– Taşeron firmaların görevlendirdiği ekip başlarında bulunan çavuşların, mühendis ve teknikerlere karşı baskın olduğu, dilediklerinde çalışılan bölgeye onları almadığı ifade edilmiştir.

– Ayrıca çavuşların, işçilere çalışma şartlarıyla ilgili baskı yapabildiği, olması gerekenden fazla mesai yaptırabildiği, fazla mesailerin kayıt altına alınmadığı ve fazla mesai ücreti ödenmediğine ilişkin iddialar kayıt altına alınmıştır.

– Heyetin dinlediği kişiler, çavuşların aylık yapılan işe göre yüklü miktarda para aldıklarını, alınan paraların aslında işçilerin emekleri üzerinden kazanıldığını ve onların maaşından kesilerek ödendiğini, bu yüzden işini önceki gün erken bitirerek çıkan işçiye ertesi çalışma gününde daha fazla iş miktarı yüklendiğini söylemişlerdir.

– Soma maden faciasından altı ila sekiz ay kadar önce ölümle sonuçlanan başka bir kaza yaşanmasına rağmen işçilerin amirler tarafından kazanın olduğu gün çalışmaya zorlandığı ifade edilmiştir.

– İşçiler, taşeron sistemi olduğu için çalışma şartlarının zorlayıcı olduğunu, işçi başına günlük 2 ton hedef konduğunu, belirlenen hedeften eksik iş yapılması halinde işçinin cezalandırıldığını, diğer yandan, fazla iş yapılması halinde prim verilmediğini ifade etmiştir.

– Yapılan fazla üretimin ekip başlarına ve taşeron yöneticilerine prim olarak yansıtıldığı, böylece sıradan işçilerin sürekli fazla işe zorlandığı bir yönetimin teşvik edildiği tespit edilmiştir.

– Görüşülen işçiler istisnasız olarak kendilerinin insan olarak değil, birer üretim aracı olarak görüldüklerini ifade etmişlerdir.

– İşçiler ücretlerin yetersiz olmasından ve işlerine dair en ufak bir eksiklik veya kusurlarında günlük yevmiyelerinin kesilmesinden yakınmaktadırlar.

– İşçiler günlük mesai saatleri içinde kısa süreli aralar alamadıklarını, çay molası, tuvalet molası, namaz molası, istirahat molası vb. imkânları bulunmadığını ifade etmektedir.

– Maden işçiliğinde önemli bir edevat olan eldivenlerden işveren tarafından temin edilenlerin en düşük kalitede olduğu ve çabuk deforme olduğundan, işçilerin kendi imkânlarıyla kalite standardı yüksek Starline-E43 eldiven aldıkları gözlenmiştir.

– Diğer yandan işçilere kulaklık ve solunum maskesi verilmediği görülmüştür.

– Acil solunum kiti maskelerinin yaklaşık bir buçuk sene önce denetlendiği ve bazılarının facia sırasında çalışmadığı iddia edilmektedir.

– Facianın yaşandığı günden önce üç hafta boyunca cevherin çok sıcak çıktığı ve kömürün içten yanması sonucu karbon monoksit gazı artışı olduğu ifade edilmiştir.

– Maden faciasının büyük bir patlamayla oluştuğu ve patlamanın yaşandığı bölgenin önceden defalarca kapatıldığı halde tedbir alınmaksızın tekrar işletmeye açıldığı iddia edilmektedir.

– Maden faciasının yaşandığı gün saat 15.00 sularında, tedbirsiz olarak ve çalışanlar uzaklaştırılmaksızın dinamit patlatıldığı söylenmiştir.

– Bir iddiaya göre madeni işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. yetkilileri tarafından işçilerin Ak Parti mitinglerine götürüldüğü ve böylece madende bulunan bazı iş güvenliği unsurlarının ihlaline göz yumulduğu iddia edilmiştir.

– Madende bulunan facianın yaşandığı S bölgesinde ana yol tarafından boşluk bırakılarak irtibat bulundurulsaydı ortama temiz hava gelebileceği ve ölen işçilerin yarısının kurtulabileceği, ancak anılan irtibat yerinin işleten tarafından kapatıldığı ifade edilmiştir.

– Soma maden faciasının gerçekleştiği Eynez maden ocağında oluşan tipte yangınların belirtileri 45 ila 60 gün öncesinden itibaren teknik verilerden öngörülebilir niteliktedir.

– Yangının idari tedbirlerle geçiştirilmeye çalışıldığı, çalışanlara kişisel koruma cihazları temin etme gibi hayati konularda adım atılmadığı açıkça görülmektedir. Madende faciaya neden olan yangın o kadar yüksek düzeyde fiziki belirtiler göstermiştir ki; olayın olduğu kısımda üç ayrı vardiyada çalışan dört ayrı elektrik teknisyeninin, yangından önceki onbeş gün boyunca ısıdan yanan kabloları onarmak amacıyla hep birlikte görevlendirildiği ve evlerine gönderilmediği tespit edilmiştir.

İşçi ve İşçi Yakınlarıyla  Yapılan Görüşmeler

– Daha önce Ciner grubunun baş edemeyip kapattığı bacaların altına girdi bu şirket. Gaz da oralarda yoğunlaşıp, oksijenle birleştiği zaman facia oldu.

– Çok dar yerler var. Süründüğümüz. Sürüne sürüne geçiyordum ben. Ara sıra geçemediğimde arkadaş itiyordu çizmelerden.

– Zorla mitinglere götürülme olayı var mıydı?

Manisa mitingine götürüldüler. İzmir’de, Balıkesir’de, Manisa’da miting var, gideceksin! İşi bırakıyorlar o gün. Servislere dolduruyorlar. O günkü yevmiyesi veriliyor. İşçi de o gün çalışmadığı için sevinçli. Öyle düşünüyor. Bu firma yandaş demeyelim de tamamen yalaka bir firma. Yeraltı parsel gibidir. Mesela devlet sana bu parseli kullanman için verir bunu bitirirsin yeni yer alman gerekir. Kullanımı bitti mi buranın. Onu alabilmen için de devlete yanaşman gerekir. Bunun için başbakanın mitingine yakın yerlere işçi götürüyorlar servislerle. İlçe başkanlarına iletiyorlar bunu; size işçi getirdik diye, böyle şeyleri var. Yerüstünde çalışan bir oğlum var. Denetime geleceklerinde bir hafta öncesinden haber gönderiyorlar, dedi. Temizliyorlar madeni. Denetçinin içeri girdiği yok, dedi.

– Tesisatlar eskiymiş, gürültülü çalışıyormuş?

Elektrik teknikeri söylüyordu. Bu başımıza büyük bir iş açacak diyordu. Dilekçe yazıyor, bu madende felaket çıkacak diye, 17 gün önce. Dikkate almamışlar.

– Cenaze için yardımcı oldular mı?

Biz hallettik. Cenazeyi buraya kadar getirdiler soğuk hava deposundan sadece.

– Trafonun patlamak üzere olduğu söylenmiş. 19 Mayıs’ta tatil olmasından istifade ile tamir edileceği söylenmiş, ama olay trafo patlamasından değil, cezadan kurtulmak için trafo diyorlar, gaz demiyorlar.

– Denetlemeye geliyorlar mıydı?

Geliyorlardı da denetlemiyorlardı. Makinelere bakılmıyordu. Geçilecek yerler temizleniyordu. İl müdürünce bir hafta önceden haber veriyorlardı. Adamlar yukarıda mangal sefası yapıyordu.

– İşçinin köpek kadar değeri yok! Yer üstünde bir kangal köpeği var, onun üç tane görevlisi var.

– Bir günlük çalışmamızda tek mola var, yarım saatlik, çay, yemek hepsi içinde. Yemek yediğimiz yer çamurlu suyun içi oluyor, yemekhane yok, onu geçtik, düzgün bir yer bile yok.

– Çalıştığımız ayağın orada karbon monoksit, oksijen ve metan gazı ölçüm sensörleri vardı. Son zamanlarda oksijen sensörü sinyal veriyordu. 19 olması gereken sayı 16.4 idi. Ana koridorda sensör yoktu.

– 2013 yılı Ramazan ayında ayak önünde bir kaza oldu ve bir işçi öldü. Soruşturma için savcı ve denetçi gelene kadar olay yeri temizlendi.

– Olay günü yangın esnasında çıkmak isteyen işçilere, amirleri saatleri dolmadığı için izin vermemiş.

Köklüdeğişim

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN