Doların Ani Yükseliş Sebepleri

, 0 Yorum

Neredeyse 2013 yılından bugüne döviz kuru durmadan yükseliyor. Kur yükseldikçe maliyetler artıyor, işçisinden, esnafına toplumun her kesiminin gelirleri yüksek döviz kuruyla birlikte eriyor. Yüksek dövizin faturası toplumun her kesiminden kesiliyor. Hele ki dışarıya borçlu bir ülkeyseniz ekonomi olarak büyük bir krizin eşiğindesiniz demektir. Üstelik ekonominiz ithalata bağımlı bir büyüme gerçekleştiriyorsa döviz kurlarının yükselmesiyle birlikte yüksek dış borç ve zamanla krize sürüklenen bir ekonomiyle karşılaşırsınız. Öyle ki bu kriz halinde mevcut kapitalist ekonomi şartlarında ‘denize düşen yılana sarılır’ misali döviz sahibi vahşi sömürücü batılılardan yüksek faizle borçlar istenilip daha da bir çıkmazın içine girilip asırlar sürecek şekilde sömürücülerin sömürüsü altına girilmiş olunur. Böylelikle halkları sömürülüp fakirleştirilmiş, üretemeyen, ekonomi koşulları hiçbir zaman düzelmeyen toplumlar haline gelinmiş olunur. Tıpkı günümüz İslam ümmetinin içinde bulunduğu hal gibi…

 Özellikle konumuz son zamanlarda hızla yükselen Dolar kuru olduğundan dolayı konuyu dolar üzerinden ele almaya çalışacağım. Malumunuzdur ki son bir ay içinde nerdeyse her gün yükselerek artış sağlayan bir dolar kuruyla karşı karşıyayız. Hükümet her ne kadar MB (Merkez Bankası) üzerinden doların ateşini dindirmeye çalışsa da Dolar kuru üzerinde ciddi bir etkinlik sağlayamadı. MB birkaç ay içerisinde çeşitli opsiyonlar üzerinden faiz artırımlarında bulunsa da dolar hızla yükseliyor. Fakat bu yükselişin kimi çevrelerce dış kaynaklı olduğu ya da bir takım piyasa spekülatörleri tarafından suni dolar ihtiyacı oluşturulup piyasada kısıtlı olan doların yükselmesine sebep olunduğu söylenmektedir.

1.Peki Doların bu hızlı yükselişi nedendir? Yani bu yükselişin sebebi Ekonomi koşulların hızlıca kötüye gitmesi mi?

2.Yoksa bu aşırı yükselişin temel nedeni dış kaynaklı veya piyasa spekülatörleri kaynaklı mı?

3.Doların aşırı yükselişi karşısında Çözüm nedir?

 Bu sorulara cevap vermeden önce doların kısaca tarihini ele almakta faydalı olacağını düşünüyorum. Zira bir kağıttan ibaret olan doların günlük hayatımızı etkilediğine nasıl gelindiğini öğrenmek bu sorulara vereceğimiz cevaplar içinde faydalı olacaktır.

 Osmanlı Hilafet Devleti yıkıldıktan sonra altına dayalı para sistemi bir müddet sonra kapitalist devletler tarafından piyasadan çeşitli hamlelerle kaldırıldı. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra Amerikan’ın dünya sahnesine çıkması ile birlikte kendi para birimini sömürdüğü ülkelere borç vererek doları dünyada tedavüle koymayı başardı. Daha sonra ise 1971 yılı gününe kadar altına endeksli dolar tümüyle altın para biriminden bağımsızlaştırıldı. Böylelikle kapitalist ideolojisi üzerinden dünya jandarmalığına soyunan ABD, para birimini dünyada tedavüle koyarak kendi bekasını dünyada pekiştirdi. ABD, bu kurnazlığı ile siyaseten geri kalmış ve ideolojisiz ülkelere tahakküm eder oldu. Öyle ki günümüz de ABD de olan en ufak bir ekonomik bir kıpırdama nerdeyse bütün dünya ekonomilerini etkiler bir durumda. Hele ki ekonomisi dışa bağımlı olan, kapitalist ideolojisini taklit eden ülkeler ABD de ki ufak bir ekonomik veya siyasi bir sıkıntıyı en derinden hisseder durumda. Doların günümüze kısaca nasıl gelindiğini ele aldıktan sonra yukarıda ki sorulara cevap vermeye çalışacağım.

 Birincisi: Şüphesiz TL’nin dolar karşısında böylesi dirençsiz kalması salt spekülatörler üzerinden okumak doğru değildir. Zira Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan başta inşaat, imalat sanayi, tarım ve hayvancılık sektörlerinde son yıllarda ciddi bir gerileme ve daralma söz konusudur. Mesela inşaat sektöründe bankalara faizli borçlanarak ev almada ciddi gerileme var. Tuik verilerine göre 2013 yılı ipotekli yani bankalara borçlanılarak alınan daireler 107 bin sayısına ulaşılmışken 2014 yılında bu rakam 87 bin 557 konuta kadar geriliyor. Bu gerilemeyle birlikte inşaat sektöründe adeta gittikçe balonlaşan bir sektör oluşuyor. Bu sektörde nakitin dönmesi gittikçe sıkıntılı hale geldi. Nakit dönmeyince inşaat işçisinden, demir üreticisi, çimento üreticisi vb. tüm sektörlerde beraberinde etkilenip ekonomik bir gerileme gerçekleşiyor. Üstelik bu verilere birde iç ve dış siyasi sıkıntılar eklendiğinde ekonomi çarkı daha olumsuz etkilenip TL’nin değer kaybına uğramasına sebebiyet vermektedir. Yine tarım ve hayvancılık sektöründe de ciddi düşüşler söz konusu. Ayrıca imalat sanayisinde Cumhuriyet kuruldu kurulalı bir türlü dünya pazarına sunulacak ve rekabet edebilecek dayanıklı sanayi ürünü üretilmedi. Üretilen ürünlerin ekseriyeti dayanıksız tüketim malları olmaktadır. Ki bu ürünlere dayalı bir politika izlenmektedir.

 En nihayetinde dünya pazarına sunacak, markalaşacak veya markalaşmış bir ürünümüz olmadığı gibi bu alt yapıya sahip bir sanayimizde yok. Haliyle bu durum ise TL’yi mevcut durumda değerini yükseltecek değil. Aksine tüm bu ve benzeri olumsuzluklar TL’yi dolar karşısında dirençsiz kılıyor. Kötüye giden ekonomiyi dış ve iç negatif hareketlere karşı dirençli hale getirecek bir enstrüman yok maalesef. Üstelik bu negatif durumlar karşısında siyasi cenah ise yeniden dış borçlanmaya yönelmekten başka bir çıkar yolu görmemektedir. Zira hepimizin malumudur ki geçtiğimiz haftalarda Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Çin’den 3,6 Milyar doların kredi olarak alındığını açıklamıştı. Bu sebeple Türkiye ekonomisi gerek içerde ve gerek dışardan kaynaklı zor bir süreçten geçiyor. Hatta bu zorluklar karşısında ise amiyane tabirle kendi cüssesiyle bu zorlukların üstünden gelemeyeceği bariz. Yukarıda da belirttiğim gibi ekonominin lokomotifi konumunda ki sektörlerin tümü neredeyse bir durgunluk içinde. Şirketlerin ham madde maliyetleri yükseliyor. Fiyat istikrarı bir türlü sağlanamıyor. Dış borç 470 Milyar dolar civarına yükseldi. Hal böyleyken TL değerini gün geçtikçe yitirmekte üstüne üstelikte dış kaynaklı dolar değerlenmesi gelince de ekonominin beli kırılmış oluyor. Tüm bu nedenlerden dolayı diye biliriz ki Doların ani ve durmadan hızla yükselişi ekonominin her türlü olumsuzluğa karşı kırılgan ve tedavisi zor olan bir ekonomi yapısına sahip olduğundan dolayıdır.

 İkincisi: Elbette doların bu yükselişinde dış faktörlerin etkisi var denilebilir. Bu etki Türkiye üzerinde batının nüfus savaşı olarak tarif edebiliriz. Ya da daha açık ifadelerle İngiliz ve Amerikan savaşı diyebiliriz. Özellikle siyasi iktidarın son birkaç yıldır Fetö adı altında İngiliz kanada askeri ve bürokrasi alanında yaptığı operasyonlara karşı dolar kurunun spekülatörler aracılığıyla artması söz konusu olabilir. Ancak şu bir hakikattir ki en ufak dış veya iç faktöre karşı böylesi bir ekonomiye sahip olmamızın sebebi de şüphesiz yine kapitalist batının kendisidir. Zira günümüzde üzerimize tahakküm eden bu kapitalist düzen kafir batının düzenidir. Siyasette ve hukukta nasıl ki kafirlerin düsturuyla hareket ediyorsak aynı zamanda ekonomide de kafirlerin istek ve arzuları doğrultusunda hareket ediyoruz. Neredeyse yüz yıldır sözde bağımsız olarak ilan edilen Cumhuriyetin hala bağımsızca dünya piyasasına markalaşmış bir sanayi ve teknoloji ürünü bulunmamaktadır. Bağımsız Cumhuriyetin Avrupa ve ABD sanayi ve teknolojisine karşı nedense boyun eğip onların ürünlerini bu topraklara ithal etmekten başka bir akıl yürütememiştir. Bu akıl ürünü hala da adeta tam gaz devam etmektedir. Çok basit örnek vermiş olursak özellikle tarım ve hayvancılık alanında artan fiyatlar karşısında hükümetin bir numara olarak belirlediği ilk eylem planı fiyatı artan ürünün derhal dışardan ithal edilerek fiyat istikrarı sağlamasıdır. Bu sebepten ötürü Tarım ve Hayvancılık yüz yıllardır tarım ve hayvancılık üzerinden geçimini sağlayan ve kendine yeten bu topraklar artık kendine yetmeyip dışa muhtaç hale getirildi. Sadece tarım ve hayvancılık değil en ufak sanayi ve teknoloji atılımında bile bulunamayıp Cumhuriyet tarihinden bugüne hala kendi ürünümüzü üretemeyip kafir batının ürününü ithal etmekteyiz. Hasılı bizatihi dolar üzerinden bile dış faktörlerin yaşadığımız bu topraklara nasıl egemen olabildiklerine şahitlik ediyoruz. Bir kağıt üzerinden İslam ümmetinin ekonomilerini nasılda alt üst ettiklerine şahitlik ediyoruz.

 Son olarak Doların ateşinden kurtulmanın tek yolu Altın ve Gümüşe dayalı para birimine geçmekle olur. Altın ve Gümüş para birimini hayata geçirmek ise sömürgecilerin aldatma ve kandırma üzere olan demokratik ve laik sitemlerini yüzlerine çarpıp Hilafeti ilan etmekle olacaktır. Altın ve Gümüşe dayalı para birimine geçmekle Dolara en büyük darbeyi vurmuş hatta tarihe gömmüş oluruz.

 

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN