Eğri Bir Cetvelden Düz Bir Çizgi Elde Edemezsiniz

, 0 Yorum

Bir olayın temelinde yanlışlık var ise ,o olaydan hayırlı netice beklemenin abesliğini anlatan çok yerinde bir deyim. Bu gibi deyimler  çoğaltılabilir, Deyim çok bariz olduğu için çok şey anlatmaya musaittir. Allahın izniyle bu makalem  buna yönelik olacaktır.

Özelde müslümanlar genelde bütün insanlığın ihtiyaç duyduğu fakat  bir türlü sahip olamadıkları hatta bazen ihtiyaç duydukları şeyin ne olduğunu dahi bilmeden, üzerine hayatlarını bina edecekleri düz bir çizginin yani nizamın hayat sahasında olmamasıdır. Toplumların  gayri islami ve gayri insanı bir hayat üzere olmalarındaki asıl sebep kendilerine şekil veren sistemin gayri islami ve gayri insani olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kapitalist laik ve demokratik sistemin doğru bir cetvel ile çizilmediği aşikardır. Zira yüz yıla yakın bir süredir müslümanlar üzerinde tatbik edilen bu fasit sistemler bu gayri islami fikirler toplumları felaha değil helaka götürmektedir. Bu batıl ideolojiler insan aklından Neşet eden bu fikirlerin insanları kurtuluşa dünya ve ahiret saadetine kavuşturmaya tamamen zıt oldukları, Allah teâlâ yı kati surette razı etmeyeceği delilleriyle sabittir. Laik ve demokratik düzenlerin  vahiy ile hiçbir şekilde ilişkisi olmadığı, kuran ve sünnete tamamen zıt olduğu ve Allah teâlânın hükümlerine karşı insanlar üzerinde tatbik edilen beşer hükümlerdir. Müslümanların hayat sahasında, içtimai nizamın da, ukubat nizamın da, iktisat siyasetinde, iktisat nizamın da, muamelatta, beyanatta, iç ve dış siyasette tamamen bu gayri islami düzende tağuti nizam üzere yönetildikleri için bugün içinde olduğumuz durumu kaçınılmaz kılmıştır. Ümmetin fikri ve siyasi ayrıştırmalara maruz kalması islam coğrafyasının ayrıştırılması  herbir parçanın Kafirler tarafından işgal edilmesi katledilen müslümanların sahipsiz oluşu, mallarının yağmalanması islamda legal olan herşeyin laik sistemde illegal kabul edilmesi gibi bir çok sorun ile iç içe yaşamamız ne kadarda iğrenç bir çizgi üzerinde durduğumuzu gösteren  delilerdir. Eğri olan bu nizamın müslümanların akidesine ait olmadığı kuran ve Sünnetin dışında bambaşka bir din olduğu, toplumları kalkınmaya sevk etmeyecek ve Allah’ın razı olacağı bir yaşamı da sunmayacaktır. Zira eğri olan bir ideolojinin içinden çıkan fikir hüküm yasa ve kanunlarda kendisi gibi yanlış ve batıl olacaktır. Fakat görüyoruz ki batıl olan bu fikirlerin bu düzenlerin müslümanların nazarında meşru olması itibar  görmesi için yöneticilerin ve onları tasdik eden Uşakların çok ciddi bir şekilde hak ve batılı birbirine karıştırmaya çalıştıklarını ne yazıkki görmekteyiz. Oysaki

Allah teâlâ şöyle buyurdu ;Bakara 42.Ayet: Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

Ayeti kerimede anlaşılacağı gibi iman etmiş bir Müslümanın hak ve batılı karıştırmaması gerektiği bildirilmektedir. Bizlerin de bu minvalde hak olanı alıp batıl olanı da reddetmemizin  olmazsa olmazımız olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Şayet biz  Allah’ın rızasını kazanmayı hedef edinmez helal ve haramı ölçü olarak almazsak felaha ulaşma isteğimizinde samimiyetten uzak olduğunu görürüz.   O vakit bizim ümmet olarak kuran ve sünneti esas alan bir nizam üzere durmamız gerekirki kurtuluşa erebilelim. İşte bizim yegane kurtuluşumuz bu nizam’dır. Bu nizam Allah teâlânın belirlediği ve Muhammed’in aleyhi selatu ve selamın tatbik ettiği şeriattır. Toplumları her alanda dogru bir kalkınmaya götürecek yegane sistemdir. Zira bu sistem mekkeyi ve cahiliye toplumunu zirveye çıkaran ve nice toplumları ihya eden, günümüzede huzuru refahı ve bütün dünyaya islam medeniyetini risaleti  taşıyacak yegane unsur, şeriatı tatbik edecek olan ikinci raşidi Hilafet devletidir.

Allah teâlâ şöyle buyurdu ;Nur 55.Ayet: Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm´ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.

Allah teâlânın buyurduğu gibi elbette islam yeryüzüne hakim olacak elbette Hilafet olacak. fakat Hilafetin ikame edilmesi kara bir düzen yada beşer akıllardan  doğan nizamlar ile gelmeyecektir. Laik demokratik bir nizama bel bağlayarak onun bünyesinde çalışarak yada kanun ve yasaları zamanla değiştirerek böyle bir hedefe ulaşmak katiyen doğru değildir. Bunun delili ise Ayeti kerimede ki salih amel üzere Allah ve Resulüne uygun davranış içinde olanlara bir müjde mahiyetindedir . Dolayısıyla Bizlerin üstüne düşen Farziyet Bu Necis sistemleri reddetmek ve islama bir bütün halinde sarılmaktır. Fakat günümüz toplumu ,toplumu temsil eden kanaat önderleri siyasiler bürokratlar ve siyasi parti liderleri, Müslüman olan bu toplumun inanç hassayietlerinin farkında olup, bu hassayietlerini demokratik nizamın bekası ve kendilerinin de çıkarı gereği sahte vaatler ile oyalayarak kendi istikametlerine yani hizmet ettikleri batıya karşı iyimser olmaya devam etmektedirler. Şayet toplumu kandırmak gibi bir niyetleri olmasaydı, mayasinda İslamın olduğu bu toplumun değerlerine sahip çıkılarak, katledilen müslümanların yanında orduları ile birlikte bulunur ve Kafirlerin karşısında Ümmetin yanında olduklarını fiili olarak ispat ederlerdi Zira onların ümmet gibi bir derdi kesinlikle yoktur olmadı olmayacak. Muhakakki onlar eğri olan cetvelin çizdiği eğri çizginin doğru olduğunu savunuyor ve topluma zorla dayatıyorlar. Hakkı bırakıp batıl düzene islamı bırakıp laiklik ilkesine göre şekil alıyor ve şekil veriyorlar. Allahın hükmünü terkedip tağuti hükümleri toplumun üzerinde tatbik edip allahın hükümlerinden büsbütün uzaklaşıyor ve uzaklaştırılıyorlar.

Velhasıl şerefli bir hedefe gidilirken ahlaksız bir metod kullanılmayacağı gibi, şeriat için hilafet için yapılan bir  mücadele laik ve demokratik bir bir düzen ile çalışmak söz konusu dahi olamaz. Allah teâlâ şöyle buyurdu

Nisa; 60 ..Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut´a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut´un önünde muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

Bakara.. 257  ..Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürürler. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar.

Allah subhanehu ve teâlâ Ümmetin eskiden olduğu gibi tekrar izzet ve şerefine kavuşmasını ikinci raşidi Hilafet devletinin ikamesi ile nasip etsin.

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN