Hizb-ut Tahrir Türkiye: ‘28 Şubat Davası Kararları İslam’a Savaş Açan Darbecilerin Kollandığının Apaçık Kanıtıdır’

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu, sosyal medya hesabından “28 Şubat Davası Kararları İslam’a Savaş Açan Darbecilerin Kollandığının Apaçık Kanıtıdır” başlıklı ‘Basın Açıklaması’ yayımladı.

, 0 Yorum

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu, sosyal medya hesabından “28 Şubat Davası Kararları İslam’a Savaş Açan Darbecilerin Kollandığının Apaçık Kanıtıdır” başlıklı ‘Basın Açıklaması’ yayımladı.

Yapılan açıklamada; “28 Şubat Post Modern darbe girişimi sadece dönemin seçilmiş iktidarını hedef almadı. 28 Şubat bizzat darbecilerin deyimleriyle İslam’a, Müslümanlara, Müslümanların yaşam tarzına, fikirlerine ve inançlarına açılmış “topyekûn” bir savaştı. Dolayısıyla 28 Şubat bitmedi ve halen daha geçerliliğini sürdürmektedir.” ifadelerine yer verildi.

İşte o açıklama:

28 Şubat Davası Kararları İslam’a Savaş Açan Darbecilerin Kollandığının Apaçık Kanıtıdır

Dün sonuçlanan 28 Şubat Davasında yargılanan 103 sanıktan 21’i hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren düşürmeye iştirak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Lakin müebbet hapis cezası alan sanıklar için yaş ve sağlık durumları nedeniyle tutuklama kararı verilmedi. Bu vesileyle şu hususlarını iktidara ve kamuoyuna hatırlatıyoruz:

1- 28 Şubat sanıklarına verilen ceza elbette ki yeterli değildir. Zira o günleri yaşayanlar bilir ki 28 Şubat Post Modern darbesine iştirak edenler sadece bu sanıklardan ibaret değildir. Siyasetçiler, iş adamları, medya ve yargı ayağı bu yargılamada kapsam dışı bırakılmıştır. Ayrıca müebbet hapis cezası alan sanıkların “yaş ve sağlık durumları” gözetilerek tutuklanmamaları ise darbecilere yönelik apaçık bir kollamadır. Oysa 28 Şubat mağduru mahpus Müslümanlardan niceleri soğuk zindanlarda yaşlanmış, sağlıklarını ve hatta canlarını kaybetmiştir! Onlardan bazıları bugün halen daha yaşlı ve hasta olduğu halde cezaevlerinde tutulmaktadır. İktidar ve yargısı, Kemalist darbecilere gösterdiği merhameti, darbe mağduru mazlum Müslümanlardan esirgemektedir.

2- 28 Şubat davasında verilen bu mahkûmiyet kararı, o dönemde suç işlendiğinin açık bir ispatıdır. Yani Müslümanları uydurma deliller ile zindanlara gönderenlerin suçlu oldukları mahkeme kararıyla sabit kılınmıştır. Asıl suçlular tespit edildiğine göre cezaevindeki mazlum Müslümanların daha fazla zindan havası solumadan derhal serbest bırakılması gerekmektedir.

3- Kamuoyu yakinen bilmektedir ki iktidar OHAL kapsamında istediği KHK’yı çıkartmakta ve istediği düzenlemeyi jet hızıyla yürürlüğe koymaktadır. Hal böyle iken 28 Şubat mağdurları hakkında henüz somut bir adımın atılmaması kamuoyu vicdanını sızlatmaktadır. Zulme rıza zulümdür ve geç kalmış adalet, adalet değildir!

4- 28 Şubat Post Modern darbe girişimi sadece dönemin seçilmiş iktidarını hedef almadı. 28 Şubat bizzat darbecilerin deyimleriyle İslam’a, Müslümanlara, Müslümanların yaşam tarzına, fikirlerine ve inançlarına açılmış “topyekûn” bir savaştı. Dolayısıyla 28 Şubat bitmedi ve halen daha geçerliliğini sürdürmektedir. Zira bugünün medyasının İslam’a olan düşmanlığı, 28 Şubat’ın medyasını aratmamaktadır. Son dönemde bazı hocalar küçük düşürülüp hakarete maruz bırakılmakta, 1400 yıldır değişmeyen İslami hükümler güncellenmeye çalışılmakta, İslami açıdan yapılan nasihat ve muhasebe suç sayılmakta ve iktidarı kutsamayan her ses susturulmaktadır. Bu haliyle iktidar adeta 28 Şubat zihniyetine bürünmüş, onlardan olmuş ve onlar gibi hareket etmeye başlamıştır. 15 Temmuz gecesi sokaklara çağırdığı Müslümanlara sırtını dönmüş ve 28 Şubat’ın laik Kemalist zihniyetini memnun etme gayretine koyulmuştur.

Hizb-ut Tahrir / Türkiye olarak iktidara ve kamuoyuna açık bir şekilde sesleniyoruz. Bizler hiçbir iktidarın yaptığı zulme sessiz kalmadık ve bundan sonra da sessiz kalmayacağız! İslam’ın reform, güncelleme gibi isimler altında tahrip edilmesine seyirci kalmayacak ve İslam’ın emin bir bekçisi olacağız. İslami hayatı yeniden başlatmak için fikri ve siyasi açıdan çalışmaya ara vermeden yorulmaksızın devam edeceğiz. Unutmayın ki hakkımızda verdiğiniz hukuksuz yargı kararları sizin boynunuzda bir vebal ve zulüm olarak kalırken, bizler İslami hayatı yeniden başlatmak adına Raşidi Hilafet’in ikamesi uğrunda çektiğimiz çileleri büyük bir şeref olarak göğsümüzde taşıyacağız.

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN