Hizb-ut Tahrir’den Suriye’deki Son Gelişmeleri Açıklayan Analiz (Soru-Cevap)

Hizb-ut Tahrir, Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna harekât planından, Trump’ın Amerikan askerlerini Suriye’den çekme kararına kadar Suriye sahasındaki gelişmeleri açıklayan analizini yayımladı.

, 0 Yorum

Hizb-ut Tahrir, Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna harekât planından, Trump’ın Amerikan askerlerini Suriye’den çekme kararına kadar Suriye sahasındaki gelişmeleri açıklayan analizini yayımladı.

“Suriye Sahasındaki Son Gelişmeler” başlıklı analizi siz okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.

Suriye Sahasındaki Son Gelişmeler

Soru:

Erdoğan, peş peşe yaptığı açıklamalarda Fırat’ın doğusuna operasyon düzenleneceğini söyledi. Sonra harekâtın ertelendiğini açıkladı. Daha sonra yeniden harekât düzenleneceği açıklamasını yaptı… Sonra Münbiç’teki Kürtlerin Suriye rejiminden koruma talep etmesinin ardından Türk heyeti, harekâtı koordine etmek amacıyla Rusya’ya gitti… Bu arada Trump, Amerikan askerlerinin Fırat’ın doğusundan çekileceğini açıkladı… Sonra boşluğu kimin dolduracağı konusu gündeme geldi…

Soru şu: Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna harekât konusunda gelgitleri oynamasının arkasındaki sebep nedir? Erdoğan, Amerika ile eşgüdümlü mü yoksa eşgüdümsüz mü bu eylem ve açıklamaları yaptı? Bu, Trump ile Erdoğan arasında politik anlaşmazlık olduğu anlamına gelir mi? Sonra Amerikalı askerlerin Suriye’den çekilmesinin faktörü nedir? Soru biraz uzun olduğu için özür dilerim. Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap:

Erdoğan’ın, Fırat’ın doğusuna operasyon ve Trump’ın Suriye’den asker çekme açıklamasından günümüze kadar gelişen olaylar incelendiğinde şunlar görülür:

Birincisi: Erdoğan’ın politikası, Amerikan politikası ile uyumludur. Ciddi bir şaşma olmaz. Hatta tıpa tıp aynıdır. Bunun açıklaması şöyledir:

1- ABD’nin Suriye Özel Elçisi James Jeffrey, 07 Aralık 2018’de Ankara’ya geldi ve Türk yetkililerle görüştü. Suriye özellikle Münbiç ve İdlib’e ilişkin geçici Amerikan planını açıkladı. Jeffrey, Münbiç işbirliğinin Suriye’nin tümüne barış getirilmesi için model olduğunu vurgulayarak, “ABD ve Türkiye’nin yakın iş birliği olmadan Suriye’de nihai bir çözüm bulunması mümkün değil.”dedi. Kürt silahlı gruplar ile işbirliği konusuna da değinen Jeffrey, “Her zaman söylüyoruz. SDG ile “DEAŞ’a” karşı çalışmamız, kuzeydoğunun insanlarıyla geçici ve taktiksel nitelikte…”dedi. [08.12.2018 RT ONLINE] Bu ziyaretten dört gün sonra Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik yeni planını açıkladı. “Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fırat’ın doğusunu bölücü terör örgütünden kurtarmaya yönelik harekâtımıza birkaç gün içinde başlayacağımızı ifade ettik, ediyoruz” dedi. [12.12.2018 BBC]

2- Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna askeri harekât açıklamasından saatler sonra ABD, askeri harekât karşısında duran açıklamalar yaptı. Pentagon Sözcüsü Sean Robertson yaptığı yazılı açıklamada, “Suriye’nin kuzeydoğusunda özellikle de ABD askerlerinin bulunduğu veya yakınlarında olduğu bölgelere yönelik herhangi bir tarafça yapılacak tek taraflı bir askeri harekât büyük bir endişe kaynağıdır” dedi ve şöyle devam etti: “Bu tür adımları kabul edilemez olarak addederiz.”[13.12.2018 alkhaleejonline] Pentagon ve ABD Senatosunda bazı Cumhuriyetçilerin muhalefeti nedeniyle Türkiye, Washington’dan yapılan iki farklı açıklama arasında kaldı. Bu yüzden Türkiye, Washington’un nihai görüşünü beklemek üzere planına askıya aldı! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Suriye topraklarındaki operasyona her an başlayabiliriz…”dedi. Konya’da toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan, “Geçtiğimiz hafta Fırat’ın doğusuna askeri

operasyona başlayacağımızı resmen ilan ettik… Burada Sayın Trump’la da bunları görüştük ve kendileri de olumlu cevapları verdiler.”ifadelerini kullandı. [17.12.2018 Reuters]

3- ABD Başkanı Trump, 19 Aralık 2018 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “IŞİD’i” yenilgiye uğratma misyonunu tamamlaması nedeniyle ABD askerlerinin Suriye’den çekileceğini açıkladı. “Trump, “IŞİD’e karşı tarihi zaferlerden sonra, askerlerimizin eve dönme zamanı geldi…”dedi. [20.12.2018 sputniknews] Bu çekilme ile birlikte sanki Amerika, Fırat’ın doğusunu Türkiye’ye bırakıyor gibi anlaşıldı. Bunun üzerine Erdoğan, hemen planını tekrar devreye soktu. Aynı kaynağa göre “TSK, Suriye sınırı yakınlarındaki birliklere yeni takviyeler gönderdi.”

4- ABD Başkanının Suriye’den çekilme kararının ardından Washington’da Amerikalı politikacılar arasında protesto dalgası yükseldi. Cumhuriyetçilerin önde gelen isimleri karara karşı çıktı. ABD Savunma Bakanı, Trump’ın Suriye’den çekilme kararı üzerine aniden istifasını açıkladı. “ABD Savunma Bakanı James Mattis, görevinden istifa etti… Mattis, istifa mektubunda Başkan Trump ile şiddetli görüş ayrılıkları yaşadığını ifade etti.” [21.12.2018 BBC] Washington’daki bu krizle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Aslında geçtiğimiz hafta Fırat’ın doğusuna operasyon kararı almıştık. Gerek Trump ile yaptığımız görüşme gerek diplomasi ve güvenlik birimlerinin temasları gerekse Amerikan tarafından yapılan açıklamalar bizi bir müddet daha beklemeye yöneltti. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında “PKK/YPG” unsurlarını temizlemeye yönelik harekât tarzı izleyeceğiz bu böyle bilinsin.”dedi. [22.12.2018 Reuters]

Görüldüğü gibi Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna düzenleyeceği askeri harekât sadece iki gün sonra tekrar bekleme safhasına geçti. Çünkü askeri harekât, Washington’dan gelen ani rüzgâra göre yön alıyor. Bazen esiyor bazen duruyor. Jeffrey’in Ankara ziyareti ve bu ziyaret sonrasında Amerikan bakış açısı doğrultusunda askeri harekât düzenleme ve harekâtı erteleme açıklaması yapılıyor. Yani Türkiye’nin, Washington’da pişirilen politikadan bağımsız bir politikası yok. Bu politika onu yörünge devletten daha çok ajanlara yakınlaştırıyor. Türk rejimi, “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” harekâtlarında olduğu gibi çoğu zaman Türkiye’nin çıkarlarından daha çok Amerikan çıkarlarını gözetiyor! Münbiç’te olduğu gibi Amerika’nın kırmızıçizgilerine sadık kalıyor. “Fırat Kalkanı” harekâtı, Münbiç’e yaklaştığında durdu!

İkincisi: Aşağıdaki hadiselere bir göz atıldığında Trump’ın çekilme kararı almasının arkasındaki motivasyon anlaşılabilir:

1- Afganistan ve Irak işgali sonucunda yaşanan hayal kırıklığının ardından Başkan Obama, Amerikan askerlerinin operasyona katılımını reddeden ya da azaltan yeni bir müdahale biçimi geliştirdi ve savaşta askeri destek sağlamak üzere daha çok müttefiklerine dayandı. Suriye krizinin başından bu yana Amerika, Esed karşıtı devrimi başarısızlığa uğratmada aktif rol oynamak için Türkiye, İran, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri gibi bölgedeki yandaşlarını ve Avrupa Birliği’ni seferber etti. Bunlar yetersiz kalınca, ABD, Cenevre anlaşmaları yoluyla diplomatik çözüm bulmak için açıkça Rusya’dan yardım talebinde bulundu… Buna rağmen Amerika, Suriye sahasını askeri olarak boş bırakmadı.

Trump, göreve geldiğinde bu konuya odaklandı ve 19 Aralık 2018’de Suriye’den çekilme kararı aldı ve kararının arkasında durdu. 20 Aralık 2018’de Trump, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan şu mesajları paylaştı: “2016 seçim kampanyası sırasında Suriye’den çıkılacağı sözünü tutuyorum. ABD, hiçbir karşılık almadan Rusya ve İran dâhil olmak üzere diğer ülkelerin işini yapıyor. Artık Ortadoğu’da başkalarının savaşmasının zamanı geldi. Rusya, İran, Suriye ve diğerleri IŞİD’in yerel düşmanlarıdır. Biz onların işini yapıyoruz. Eve dönme ve yeniden inşa zamanı.”ifadelerini kullandı. “Trump sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Oraya aslen 7 yıl önce 3 aylığına diye gitmiştik. Hiç ayrılmadık.” Göreve geldiğinde güçlü olan IŞİD’in Başkanlığı sırasında büyük oranda yok edildiğini belirten Trump, “Geri kalan kalıntıları Türkiye’nin de dâhil olduğu bölgesel ülkeler kolaylıkla halledebilir. Eve dönüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu…” [22.12.2018 Russia Today]

Aynı zamanda 17 Eylül 2018’de Soçi’de varılan İdlip anlaşma ile ABD’ye büyük hizmette bulunan Rusya, İran, Suriye rejimi ve Erdoğan’a teşekkür etti. Bu anlaşmanın imzalanmasını ABD’nin istediğini belirterek, bu ülkelerin isteklerine yanıt verdiğini kaydetti… Trump, Rusya, İran, Lübnan partisi, yandaşları Türkiye ve Suudi Arabistan ile maşası örgütler ve diğer kurumların, Suriye rejiminin düşüşünü ve İslam’ın dönüşünü önlemek için Amerika uğrunda savaşmaya hazır olduğunu biliyor. Bu ülkeler, Cenevre, Astana, Soçi anlaşmalarında, Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi’nin Suriye konulu kararlarında, özellikle de ABD’nin Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ve oybirliğiyle kabul edilen 2254 sayılı kararda açıkça ve gizlice bu taahhütte bulundular. Bu ve diğer ülkeler söz konusu kararın uygulanmasını talep ettiler. 29 Temmuz 2018 tarihli soru cevapta Amerika’nın planlarından bahsettik: “Barışı korumak” için bölgesel güçlere dayanmak. Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye askerleri bu gaye için ön plana çıkabilirler. Bu yeni bir mesele değildir… Suriye’de çözüme ulaşmak için Amerikan tasavvur henüz bununla sınırlı değildir. Beşşar lehine askeri başarılara rağmen dışarıdan güçler transfer edilecektir… Donald Trump yönetimi, Suriye’de IŞİD’in yenilgiye uğratılmasından sonra ülkenin kuzey doğusunda istikrarı korumak için Amerikan kuvvetleri yerine Arap kuvvetlerini yerleştirmeyi planlıyor…”Trump, yaptığı son açıklamalarda bunu doğrudan dile getirdi.

2- Trump, kar-zarar hesabı yapan tüccar mantığıyla hareket ediyor. ABD askerlerinin masraflarını ABD Hazinesine aktarmak istiyor. Kürt milislerin giderlerini ve silahlarının büyük bir kısmını Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri karşılıyor. Ayrıca küresel koalisyonun maliyetlerine de katkıda bulunuyor. “Riyad’ın Türkiye sınırındaki Suriyeli Kürtleri desteklediğini belirten haberlerin ardından son zamanlarda Suudi Arabistan ve BAE, Suriye’de en önemli yumuşak güçlerden biri haline geldi…” [04.12.2018 masralarabia] Suudi Arabistan ayrıca 14 Aralık 2018’de Amerika öncülüğündeki küresel koalisyon giderlerinin belli bir miktarının ödendiğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, “Suudi Arabistan’ın koalisyona 100 milyon dolar katkıda bulunduğunu bildirdi. BAE’nin ise 50 milyon dolar yardım vereceğini açıkladı…”[17.12.2018 alkhaleejonline] Bununla birlikte Trump, askerlerin giderleri, sevkiyat ve silah masraflarının tamamının karşılanmasını istiyor. Çünkü bir tacir olarak örfüne göre bu giderler, bir zarardır ve dolayısıyla bu rolü başkalarının üstlenmesini istiyor. Bu şu açıklamasında açıkça görülebilir. Reuters’in aktardığına göre Trump, Suriye’den çekilme kararının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada “ABD Orta Doğu’nun polisi olmak, neredeyse hiçbir zaman yaptıklarımızdan memnun olmayan diğer insanları korurken, hiçbir şey kazanmadan değerli hayatları ve trilyonlarca doları harcamak ister mi? Sonsuza kadar orada kalmak ister miyiz? Nihayet diğerlerinin de savaşma zamanı geldi”ifadelerini kullandı. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki Amerika, başkalarının savaşmasını, Amerikalı askerlerin yerine başka kanların akmasını, ABD hazinesi yerine başka hazinelerin açık vermesini arzuluyor!

3- Trump, tarafların en azından şuan ki koşullarda askeri harekâtla değil, Amerika’nın istediği şekilde siyasi çözümle uğraşmasını istiyor. Siyasi çözüm istediği için Rusya ve rejimin İdlib’e yönelik askeri harekâtını durdurdu. Çünkü planları doğrultusunda siyasi çözüme ulaşılmasını istiyor. 22 Eylül 2018 tarihinde yayınladığımız soru cevapta buna atıfta bulunduk: “Rusya, Amerika’nın bu politikasının

bilincinde… Bu yüzden Rusya, kendi yöntemine göre İdlib krizine çözüm bulmak için hazırlık yaptığı saldırıyı tamamlayamadı. Çünkü Türkiye, Amerika’nın güdüsüyle operasyona veto koydu ve İran da sessiz kaldı… Böylelikle 7 Eylül 2018’deki Tahran Zirvesi’nde, Rusya’nın İdlib’e yönelik operasyonuna ve Rus yöntemiyle krizi sona erdirme planına onay çıkmadı. Tahran Zirvesi’nden birkaç gün sonra Erdoğan ile Putin, Soçi’de yeniden bir araya geldi. Görüşmede, operasyon yerine silahlardan arındırılmış bir bölge kurulması kararı alındı. ABD, kararı memnuniyetle karşıladı! 18 Eylül 2018’de RIA Novosti ajansı, bir ABD’li Dışişleri Bakanlığı yetkilisinden “Türkiye ile Rusya’nın, Esed rejimi ile müttefiklerinin İdlib’de askeri bir saldırısını önlemeye yönelik adımlar attığını görmekten cesaretlendik. Suriye’de şiddeti azaltacak her samimi çabayı memnuniyetle karşılıyoruz…” dediğini aktardı… Böylece Rusya, İdlib’e yönelik hava saldırılarını durdurdu ve Akdeniz’de askeri tatbikat yapan gemilerini geri çekti. Rusya, İdlib krizine siyasi çözüm bulmadan önce askeri çözüm bulmak için doğrudan ya da Türkiye üzerinden Amerika’ya yalvarıyor… Ama Amerika, Rusya’ya Suriye’deki askeri üsleri konusunda şantaj yapmak, politik çözüm sürecinde muhalifleri üsler konusuna saldırtmak ve bunu bir baskı kartı olarak kullanmak için İdlib’de askeri çözümden önce siyasi çözümden yana… Diğer bir deyişle, Türkiye ve gerisinde de Amerika’nın, Rusya’nın İdlib’e yönelik saldırısını önleme gayreti, birinci derecede Amerika’nın çıkarı içindir. Rejimin İdlib’i ele geçirmesini engellemek ya da sivilleri korumak için değil. Amerika, istediği çözümü dayattığında ve Rusya’yı da bu çözüme boyun eğdirdiğinde, İdlib silahlardan arındırılmış ya da arındırılmamış, sivillerin ya da mücahitlerin kanı akmış hiçbir önemi yoktur… Suriye’nin farklı bölgelerindeki biyografileri ve her taraftan dökülen suçları bunun en canlı kanıtıdır… “Dolayısıyla Trump, Suriye’den çekilme kararı ile aslında tarafları bu hedefe daha da yaklaştırdı. ABD askerlerinin çekilmesiyle oluşan boşluğu Türk askerlerinin dolduracağı algısını vererek Türkiye’yi kandırdı… Türk tehdidi altında kalan Kürtlerin yüreğine korku saldı. Onun için koruma talebiyle rejime koştular. Rejimin de istediği buydu zaten. Rejim, Münbiç’teki Kürtlerin Türkiye’nin tehdidi altında kalması karşısında askeri birliklerini Münbiç bölgesine yöneltti… Rusya, bir yandan rejimi destekliyor, öte yandan Türkiye ile bir anlaşma içerisinde. O yüzden bölgede yeni ilişkiler gelişmediği sürece Türkiye’nin Münbiç’te rejime karşı savaşması oldukça zor… Bu yüzden Trump, Amerika’nın istediği şekilde çözüm müzakerelerine başlama dışında tarafların önünde olası bir seçenek bırakmıyor! Bazı taraflar alenen bazıları ise gizlice çözüm görüşmelerine başladılar bile.

A- Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Suriye krizinin çözümüne katkı sağlayacak kararın ardından yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ancak kararın arkasındaki tüm nedenleri ve ABD birliklerinin Suriye’den hangi takvim doğrultusunda çıkacaklarını tam olarak kavrayabilmiş değiliz.” ifadesini kullandı. [26.12.2018 Sputnik Arabic]

B- Almodon sitesine göre bazı kaynaklar “İki gün önce açıklanan Münbiç harekâtının, Türkiye’nin talebi üzerine askıya alındığını, Rusya ve Amerika ile daha fazla müzakere yapmak amacıyla harekâtı ertelediğini vurguladılar…” [27.12.2018 almodon]

Böylece Trump, çekilme konusu ile tarafların çabalarını çözüm sürecine kaydırmış oldu… Çünkü tarafların elinde Amerikan’ın Suriye krizine ilişkin hazırladığı çözüm planından başka alternatif yok.

4- Sonra Amerikan seçimleri, Trump için en önemli nedenlerden biri olarak kabul edilebilir. Zira Trump, seçimlerde zafer elde ettiği “önce Amerika” kampanyası uyarınca dış savaşlar karşıtı kişisel kadim bir pozisyona sahip. Dolayısıyla Suriye ve Afganistan’dan askerleri çekme çağrısı, 2020’de yapılacak seçimlerde kendisine kişisel yarar sağlayacaktır. Bu yüzden Suriye’den 2 bin [19.12.2018 The Guardian] ve Afganistan’dan 7 bin [21.12.2018 National Public Radio] ABD askerinin eve dönüşünü umursuyor. Askerlerin eve dönüşü, genel olarak Amerikan halkı nazarında 2020’de yapılacak seçimlerde yeniden seçilmesine yardımcı olacak bir popülerlik kazandıracaktır.

Üçüncüsü: Trump, yavaşça uygulanmasından önce bile -ki tamamlanması aylarca sürebilir- sırf çekilme kararı ile ajan ve yandaşları için bir baş ağrısı yarattı. Daha doğrusu baş ağrısından da ötesini yaptı… Olanlar dikkatlice incelendiğinde görülür ki Trump, ajan ve uşaklara hiçbir değer vermiyor. Eğer akletselerdi, etrafından çil yavrusu gibi dağılırlardı, ama akletmiyorlar! Planlarını uygulamak için onları kullandı, hem de aşağılayarak ve aldatarak. Bundan Rusya ve Avrupa bile nasibini aldı:

1- Amerika’nın emrine amade olan Kürtler, Suriye’den ayrılmak için Amerika’nın kendilerini eğittiğini, silahlandırdığını, ABD himayesinde bir devletlerinin olacağını sandılar. Vaat edilen devlet uğrunda Amerikan isteklerini uygulamaya koyuldular! Onun için Amerika’nın arzuladığı her savaşta ön cephede yer aldılar! Eski ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, ABD tarafından kurulan ve Kürt gruplar için bir çatı örgütü mesabesinde olan Suriye Demokratik Güçlerini övdü. Carter, “Suriyeli Kürtler, IŞİD’e karşı savaşta sahada bizim mükemmel ortaklarımız olduklarını kanıtladılar, buna minnettarız. “IŞİD’i sadece yenilgiye uğratmak yetmez, aynı zamanda bunu sürdürülebilir kılmak gerek ve sadece bölgede yaşayanlar bunu yapabilir.”dedi. [18.03.2016 Hürriyet Daily News] Bu nedenle Kürtler, gizli ve açık Amerika’nın kendilerini destekleyeceği kurgusuna kapıldılar ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in yukarıdaki şu açıklamasını göz önünde bulundurmadılar: “… Kürt silahlı gruplar ile işbirliği konusuna da değinen Jeffrey, “Her zaman söylüyoruz. SDG ile “DEAŞ’a” karşı çalışmamız, kuzeydoğunun insanlarıyla geçici ve taktiksel nitelikte…”dedi. [08.12.2018 RT ONLINE] Aksine ajanlık yapmaya devam ettiler. Bu yüzden ABD, Kürtlerin değil, kendi çıkarlarına hizmet etmelerini istediği her yerde Kürtleri kolayca görevlendirdi! Amerikan çıkarı, çekilme kararı alınmasını ve Kürtleri Türkiye’nin tehditleri ile baş başa bırakmayı gerektirince, ABD, Kürtlerin çıkarlarını göz önünde bulundurmadan çekilme kararı aldı… İşte bu da onları rejimin kucağına itti. Ki Amerika da zaten bunu arzuluyordu! Rejimin, Kürtlerin talebiyle Suriye’nin kuzeyine dönmesini istiyordu. “Kuzey Suriye’nin büyük kısmını kontrol eden Kürt liderler, ABD’nin Suriye’den çekilme kararından duydukları endişeyle, Rusya ve müttefiki Şam’dan, sınırı bir Türk saldırısı tehdidinden korumak için asker göndermelerini istiyorlar… Suriye hükümet güçlerine, yıllardır Kürt militanların hâkim olduğu sınıra geri dönme çağrısı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den güçlerini çekmeye yönelik ani kararının ardından doğan krizin derinliğine işaret ediyor… [27.12.2018 Sputnik Arabic] Çarşamba günü Suriye Demokratik Güçleri, ABD’nin aniden Doğu Suriye’den geri çekilme kararı için “sırtından bıçaklamak ve binlerce savaşçının kanına ihanet etmektir” şeklinde açıklama yaptı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin güvenilir kaynaklardan edindiği bilgilere göre Suriye Demokratik Güçleri’nin önde gelen unsurlarının “Bu karar, Suriye Demokratik Güçleri ve Halk Savunma Birlikleri’nin sırtına saplanmış bir hançerdir,” dedikleri öğrenildi. Bunlar, aylarca, yıllarca “DAEŞ” örgütünün kontrolündeki en büyük coğrafi bölge olan Münbiç ve Fırat’ın doğusunu ellerinde tuttular.” [19.12.2018 Et Tahrir News]

2- Türkiye de sıkıntıya düştü. Çünkü çekilme kararı, özellikle Trump ile Erdoğan arasında gerçekleşen telefon konuşmasından sonra alındığı için Amerika’nın çekilmesi ile oluşan boşluğun Türkiye tarafından doldurulacağını sanıyordu… 19 Aralık 2018’de Russia Today’in bildirdiğine göre, “Üst düzey ABD’li bir yetkili, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda yaptığı görüşme sonrasında ABD askerlerini Suriye’den çekme kararı aldığını söyledi. Çarşamba günü “Reuters’e konuşan ABD’li yetkili, “Karar, Trump ile Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan arasında Cuma günü gerçekleşen telefon görüşmesinde alındı.” açıklamasında bulundu

ABD’li yetkili, “Takip eden her şey, o telefon görüşmesinde varılan anlaşmanın hayata geçirilmesidir” dedi. 21 Aralık 2018 günü Anadolu Ajansı, Erdoğan ile Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde şu konuşmanın geçtiğini aktardı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump bana siz DAEŞ’ı temizler misiniz diye sordu. Biz temizledik, bundan sonra da temizleriz. Yeter ki sizler lojistik anlamda bizlere gerekli desteği verin ve çekilmeye başladılar mı, başladılar. Şimdi hedef bu diplomatik ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde sürdürmek…”Böylece Türkiye, boşluğu dolduracağını düşünüyordu… Ancak tersi oldu, Kürtlerin talebi üzerine rejim, Münbiç’e girdi! Pikap, tank, malzeme kamyonları ve zırhlı personel taşıyıcılar eşliğinde yaklaşık 1000 rejim askeri El Tayha noktasında toplandı. Yaklaşık 40 kişilik rejim askeri, Arima’nın kuzeydoğusunda bulunan Al Yalini köyündeki SDG ile kurulan ortak noktaya girdi. Burası ÖSO ile Türk askerlerinin kontrol noktalarına karşı ortak güç konuşlandırılması konusunda SDG ile varılan anlaşma sonrasında rejim güçlerinin konuşlandığı ilk noktadır. [27.12. 2018 almodon]

Ardından 29 Aralık 2018’de Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’ndan oluşan Türk heyeti, konuyu görüşmek üzere Moskova’ya gitti… Ancak bazı Rus yetkililer, Türkiye’yi kışkırtıcı açıklamalar yaptılar. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova 27 Aralık Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Amerikan askerinin çekilmesinin ardından onların elindeki bölge, Suriye ordusunun kontrolüne geçmeli. Buradaki temel soru şudur: Amerikalıların bıraktığı bölgeleri kim kontrol edecek? Açıkçası bu, uluslararası hukuka uygun şekilde Suriye hükümetine teslim edilmelidir. Ankara’nın terör örgütlerine yönelik operasyonlar dâhil Suriye’deki eylemleriyle ilgili yakın ve koordineli şekilde hareket ediyoruz… ifadelerini kullandı. [27.12 2018 almodon] Cumhuriyetçi kıdemli Senatör Lindsey Graham da yaptığı açıklamada, “Trump’ın ABD askerleri Suriye’den çıktıktan sonra Türkiye’nin YPG güçleriyle çatışmayacağından emin olmak istediğini belirtti. ABD’li senatör, bu nedenle Trump’ın, Türkiye’nin kendi çıkarlarını koruyabilmesi için bölgede bir tampon bölge edineceği yönünde Ankara’ya güvence verdiğini söyledi. Türkiye, YPG’yi topraklarındaki ayrılıkçı Kürt hareketin uzantısı olarak görüyor ve bu fraksiyona yönelik harekât tehdidinde bulunuyor. [31.12.2018 arabicpost] Sonra Rus ordusu, kısa süre önce ayrıldıktan sonra Münbiç kırsalındaki Arima köyünde bulunan “Suriye-Rusya Koordinasyon Merkezi”ni yeniden aktifleştirdi… [27.12 2018 almodon] Bütün bu gelişmeler, Türkiye’nin boşluğu doldurması önünde duran engellerdir ve engel teşkil etmeye de devam ediyor!

3- Amerika, nispeten güçlü bir ülke olan Rusya’yı bile krizden krize sürüklüyor… Rusya, 29 Eylül 2015’de Obama-Putin görüşmesinin ardından Suriye’ye yaptığı askeri müdahaleden bu yana Suriye açmazına battığını biliyor. Putin, askeri müdahaleye karşılık Kırım nedeniyle uygulanan yaptırımların kaldırılmasını ummuştu, ancak ne var ki yaptırımlar kaldırılmadı… Müdahale sonrası Rusya, Suriye yükünü azaltmak, bu çıkmazdan kurtulmak ve uzun süre sonra siyasi çözüm yolunu tutmak için İdlib sorununa askeri çözüm bulmak istedi. Zira askeri harekâttan kurtulduğu sürece siyasi çözüm Rusya’ya zarar vermeyecektir… Fakat Amerika, İdlib operasyonunu engelledi, çünkü önce siyasi çözümün olmasını istiyordu… Bunu, 22 Eylül 2018 tarihli soru cevapta belirttik. “Böylece Rusya, İdlib’e yönelik hava saldırılarını durdurdu ve Akdeniz’de askeri tatbikat yapan gemilerini geri çekti. Rusya, İdlib krizine siyasi çözüm bulmadan önce askeri çözüm bulmak için doğrudan ya da Türkiye üzerinden Amerika’ya yalvarıyor… Ama Amerika, Rusya’ya Suriye’deki askeri üsleri konusunda şantaj yapmak, politik çözüm sürecinde muhalifleri üsler konusuna saldırtmak ve bunu bir baskı kartı olarak kullanmak için İdlib’de askeri çözümden önce siyasi çözümden yana…”

Sonra Trump’ın çekilme kararı durumu daha da kötüleştirdi! Çekilme kararı sonrası Rusya, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki diğer Kürt bölgelerinde rejim ile Türkiye arasında kaldı! Çünkü Rusya, rejimi destekliyor. Öte yandan Rusya ile Türkiye arasında bir takım anlaşmalar var. Türk askerleri ile rejim güçleri gittikçe birbirlerine yaklaşıyorlar. Aralarında kalan Rusya, olası çatışma halinde çıkmaza girecektir… Görüldüğü gibi Amerika, Rusya’yı krizden krize sürüklüyor!

4- Avrupa’ya gelince, bazı Avrupa ülkeleri küresel koalisyonda yer aldı. Amerika’nın çekilmesi onları sıkıntıya sokacaktır. Tek başlarına Suriye’de kalamazlar… Diğer yandan da Amerika’nın uzaktan güvenli bir şekilde kendilerini izlemekten ziyade Suriye’de kalıp sıkıntıya düşmesini istiyorlar! Bu nedenle çekilme kararını “protesto edip saldırdılar”… İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “IŞİD’e karşı küresel koalisyon büyük ilerleme kaydetti. Hala yapılması gereken çok şey var, tehditleri gözümüzden kaçırmamalıyız. Elinde toprak kalmasa bile IŞİD tehdit yaratmayı sürdürecektir” denildi. [19.12.2018 euronews] Yani bu açıklama, Trump’ın çekilme nedeni olarak ileri sürdüğü argümanı geçersiz kılıyor… Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD askerlerini Suriye’den çekme kararına “Bir müttefik güvenilir olmalı” sözleri ile tepki gösterdi. Çad’ın başkenti N’Djamena’da konuşan Macron, “Trump’ın Amerikan askerlerini Suriye’den çekme kararından dolayı derin üzüntü duyuyorum”dedi. Macron, “Müttefik olmak omuz omuza savaşmak demek. Bu bir devlet başkanı ve ordu lideri için en önemli şeydir” ifadesini kullandı. Ve cihadi gruplara karşı Fransa ile Çad’ın ortak hareket ettiklerini kaydetti. [23.12.2018 BBC]

Dördüncüsü: Son olarak sorunlarımızda, sömürgeci kâfirlerin söz sahibi olması acı verici… Karar alıcı onlar, uygulayıcılar ise İslam dünyasındaki yöneticilerdir. Ne Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan ne de Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den utanmıyorlar. Dahası hak ortaya çıktığında, efendilerini memnun etmek ve koltuklarını korumak için haktan uzak kaldılar. Miatları dolunca efendileri tarafından bir kenara atılan geçmişteki yandaşlarından ibret almadılar. Böylece ayan beyan olan haktan uzak kaldıkları için hem dünyalarını hem de ahiretlerini kendi elleriyle mahvettiler.

وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْأَوْنَ عَنْهُ وَإِنْ يُهْلِكُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ “Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar.”[Enam 26] Böylece dünyada ve ahirette hüsrana uğradılar. İşte açık hüsran budur.

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN