iHAK 28 Şubat ve Hizb-ut Tahrir Yargılamalarındaki Hukuksuzluğu Sona Erdirme Çağrısı Yaptı

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK) Hizb-ut Tahrir ve 28 Şubat yargılamalarına ve halen bu dönemden kalma cezalarla hapishanelerde bulunan yüzlerce mağdura dikkat çekmek amacıyla 4 Ocak Perşembe günü bir basın toplantısı düzenledi.

, 0 Yorum

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK) 28 Şubat yargılamalarına ve halen bu dönemden kalma cezalarla hapishanelerde bulunan yüzlerce mağdura dikkat çekmek amacıyla 4 Ocak Perşembe günü bir basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan iHAK Başkanı Av. Cihat Gökdemir, “Türkiye’de son yıllarda adli konularda birçok af ve düzenleme yapılmasına rağmen kamuoyunda Müslüman mahkûmlar olarak bilinen kişilerle ilgili bir düzenleme yapılmadı” dedi.

Mağdur ailelerinin de katıldığı basın toplantısında kimi mağdurların yakınları da söz aldı:

Kamil Aşkın’ın annesi Kıymet Aşkın:

Hizb-ut Tahrir’e verilen haksız kararların mağdurlarından biri olan Haluk Özdoğan’ın eşi Sema Dilek Özdoğan:

 

Cemil Şahin’in kardeşi Yılmaz Şahin:

 

Osman Erdemir’in kardeşi Ramazan Erdemir:

 

İlhan Doğan ve Ethem Köylü’nün aile üyelerinin de katıldığı basın toplantısında mağdur aileler hükümete mağduriyetlerin giderilmesi için çağrı yaptı.

28 Şubat ve Hizb-ut Tahrir yargı kararlarına ilişkin basın açıklamasının tam metni:

BRİFİNG YARGISI VE FETÖ YARGISININ VERDİĞİ MAHKÛMİYET KARARLARI

Ya HÜKÜMSÜZ SAYILMALI

Ya YENİDEN YARGILAMA YAPILMALI

Ya da CEZA İNDİRİMİ UYGULANMALIDIR

28 Şubat süreci olarak bilinen ve “Post Modern Darbe” olarak adlandırılan olağanüstü dönemde, Askerî  vesayetin brifingleriyle beslenen “BRİFİNG YARGISI”na mensup hâkim ve savcılar ile, devam eden süreçte Fetullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ) iltisaklı “FETÖ YARGISI”na mensup hâkim ve savcıların vermiş olduğu mahkumiyet kararları ya HÜKÜMSÜZ sayılmalı, ya YENİDEN YARGILAMAYA tabi tutulmalı ya da CEZA İNDİRİMİ uygulanmalıdır.

Yargı mensuplarının tamamen dışarıdan müdahalelerle motive edildiği ve baskı aracı olarak kullandıkları bu yargılama dönemlerinde, bu yapılanmalara mensup Emniyet mensuplarının da sahte deliller ürettikleri artık bilinen bir gerçektir.

Oluşturulan bu sahte delillerle birçok kişi hukuka aykırı olarak aylarca gözaltında tutulmuş, gözaltındayken kaba dayak, elektrik verme, poşetle boğmaya teşebbüs, askıya alma, kendi mezarını kazdırma, taciz, aileleri karakola veya emniyete çağırarak tehdit vb. fiziki ve psikolojik işkenceye maruz bırakılmış, Emniyet mensuplarınca yazılan sahte ifadelere imza atmaya zorlanmış, uydurulan sahte örgüt isimlerine üye olduklarını kabule zorlanmışlardır.

Bu tür işkence ve kötü muameleye tabi tutulan kişilerin savcılık makamlarında bu işkence ve kötü muameleyi dillendirmeleri durumunda da savcılar kendilerini tekrar Emniyete teslim etmişlerdir.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) yargılanan birçok kişi, “polis ve savcılık ifadelerinin işkence altında zorla imzalatıldığını” beyan etmişse de, yargılamalar bu ifadeler ve sahte deliller esas alınarak devam etmiş, yargılanan sanıkların hemen tamamı, TCK düzenlemelerindeki en üst hadden mahkûm edilmişlerdir.

O dönemde, bu dosyaların gönderildiği Yargıtay 9.Ceza Dairesi de, askeri brifinglere katılan yargı mensuplarından oluşmaktaydı. Devam eden süreçte birçoğunun FETÖ mensubu da oldukları 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ortaya çıkmış ve FETÖ üyesi olarak tutuklanmışlardır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin baktığı dosya konuları, 16. Ceza Dairesine devredildikten sonra, geçen sene 16. Ceza Dairesinin peş peşe onadığı mahkûmiyet kararlarıyla da 28 Şubat Brifing Yargısının ve FETÖ Yargısının hukuksuz uygulamalarında hiçbir değişiklik olmadığı görülmüştür.

Adil Yargılamanın tüm ilkelerinin ihlal edildiği bu mahkemelerde, delil karartma, türedi örgütler ihdas etme, suikastlar yapıp bunu farklı kişilere yıkma vb. birçok ihlalin planlanıp uygulandığı ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu süreçler içerisinde 1999 affı, 2003 Pişmanlık Yasası ve en son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile infaz indirimleri gerçekleşmiş, ancak bunların hepsinde bu mağdurlar kapsam dışı bırakılmışlardır.

Bu mağdurların dosyaları yeniden incelenip adaletin tesisi için çok geç de olsa bir adım atılmalıdır. 15 Temmuz hâin Darbe kalkışması sonrası yargı ve emniyet içerisinde açığa çıkan kişi ve veriler, bu dosyalardan uzun yıllardır hapis yatan mağdurların dosyalarının yeniden bir incelemeyi hak ettiklerini açıkça göstermektedir.

Hükûmeti, bu mağdurların senelerdir devam eden mağduriyetlerini telâfi edici hukuki adımları atmaya davet ediyoruz.

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK)

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN