İki Devin Kavgasında Ezilen Yemen

, 0 Yorum

Şu bir hakikattır-ki bir Ümmeti koruyup kollayacak malına, canına, ırzına ve topraklarına sahip çıkacak bir devleti olmadıkça, o ümmet sömürülmeye, acı çekmeye ve yok olmaya mahkumdur. Nitekim islam ümmetinin bir asra yakındır devletsiz ve lidersiz yaşaması ve müslümanların yaşadığı durum bunun apacık örneğidir.

Vahşi kapitalizmin ifsad edici nizamı İslam’i belde ve bölgelerde tatbik edilmesi ile, müslümanları fikri ve siyasi olarak yok etme eşiğine getirmiştir. Bakışları Ortadoğu Asya Afrika ve Balkan ülkelerine çevirmek bu acı hakikat görülecektir. Hilafet devletinin hayat sahasından kaldırlması ile sömürgeci kafir batı müslümanların sahip olduğu toprakları, tarım arazisi gibi kendi aralarında paylaşarak bölüştüler.   Parçaladıkları her bölgeye kendilerine kul köle olacak kukla yöneticiler atadılar.Halkına karşı zalim efendilerine el pençe divanda duran bu zalim yöneticiler, kafirlerin İslam ümmetine yaptığı zulmü ve katliami unutturacak cinsten hareket ettiler ve ediyorlar. Zira Irak’ın Saddamı, Mısır’ın Hüsnü Mübareği, Libya’nın Kaddafi’si, Suriye’nin baba ve oğlu Esed’i, Tunus’un Zeynel Abidin bin Ali’si, Türkiye’nin Atatürk ve Erdoğan’ı, Yemen’in Abdullah Salih’i vb. Bu yöneticilerin yaptıkları yalan yanlış politikalar ile, müslümanlara büyük sıkıntılar yaşattırarak ceremesi ağır sonuçlara neden olacak işler meydana getirmişler.İşte bu hain ve zalim yöneticiler efendilerinin çıkarları için, yönetip idare ettikleri halkları ve halkları arasında meydana getirdikleri fitne, fesad, kaos, kriz, açlık, amansız hastalık ve ölümlerin her-an meydana getirdikleri beldemiz Yemen..

Yemen İslam’ın hayata hakim olduğu dönemde emniyet ve güven beldesi idi, bu bölgede yaşayan müslümanlar arasında huzur, refah ve istikrar mevcuttu. Müslümusmanların bu durumu bir hayli devam etti, taki 1839 yılında İngilizler’in güney yemen ve adeni işgal edene kadar.İngilizler burayı işgal edince bölgeyi parçalama siyasetini izleyerek yol kat ettiler, daha sonra Umman’ı güneyden ayırdı. 1869 yılında Süveyş kanalının açılması ile, bölge daha önem kazanacak konuma geldi. Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra, İngiltere için en önemli dış politika önceliklerinden biri, sömürge alanı olan Hindistan’la bağlantısının kesilmemesi, Mısır ve Aden’i askeri olarak kontrol etmekti. Yemen o tarihten 1967 tarihine kadar İngilizler’in sömürü sahası olarak devam etti.

Yemen’in sahip olduğu stratejik ve coğrafi konum itibarı ile, sömürgeci devletlerin iştahlarını kabartan bölge haline gelmiştir.Nitekim Yemen’in sahip olduğu coğrafi konum ile, Afrika Hindistan ve Ortadoğu’yu birbirine bağlayan köprü mesabesindedir. Sahip olduğu boğaz geçidi ile bağlandığı Babul Mendeb boğazı, oradanda Kızıl denize bağlanması   Uluslararası gemi ticaretinin kontrol ve hakimiyet için sahiplenmesi ve korunması kaçınılmaz bir durum haline getirmişti. İkinci dünya savaşından sonra siyasi askeri ve ekonomi olarak göç kazanan Abd’nın sahaya inmesi ile, İngiliz sömürü sahası olan Yemen’in zenginliklerine göz dikerek, Yemen’de siyasi ve askeri olarak nüfus elde etmek için Mısır lideri Cemal Abdunnasur yolu ile müdahalede bulunmuş, aynı zamanda İngilizler’in teşviki ile Suud Kralı Faysal’da Yemen’deki İngiliz iktidarını korumak için devreye girmiştir.Taraflar arasında meydana gelen çatışma günden güne şiddetlenerek kötüleşti, ardından güney Yemen ile kuzey Yemen birleştirilerek tek iktidarın(İngilizlerin) elinde toplandı. Abd karışıklık ve kaos ortamını oluşturmak için güneyde husileri isyana teşvik ederek kaos oluşturdu.Bu isyana demir yumruk ile karşılık veren Yemen ordusu ve Suud iktidarı adeta bir katliam meydana getirdi. Abd ise İran üzerinde Husileri askeri ve silah desteğini sağlayarak isyanlara devam ettirip sonuç elde edene kadar destek verdi…Nihayetinde kısmı olarak başardı, iktidarı ele aldı, İngiliz’lerin adamlarını yönetimden uzaklaştırdı hatta devrik lideri Abdullah Salih’e suikast düzenleyerek öldürdü..Fakat ordunun liderliğine nüfus edemedi..? 2017 Kasım ayında Suudi Arabistanda, kral Selman ve oğlu Muhammed bin Selman, Abd’nın desteği ile İngiliz yanlısı prenslere darbe yaparak gerek yönetimden gerek istihbarattan ve gerekte ordudan uzaklaştırarak muktedir olmayı başarınca, Abd  Suudi üzerinde Yemen’e mudahale etme ve lehine sonuç vermek için, Suud liderliğindeki askeri koalisyon üzerinde hunharca katliamlar yaparak karışıklıktan nemalama siyaseti güttü…Dolayısıyla bilanço her geçen gün dünü aratma kabilinde ilerledi ve ilerliyor.? .İşte ey müslümanlar Yemen’de meydana gelen acı tablomuz yerel hareketlerin kavgası ile Abd ve İngiliz çatışmasının sonucudur.Yemende’ki Abd ve İngiliz nüfus çatışmasından dolayı meydana gelen katliam ve şiddetli çatışmayı mezhebler arası kavga ve terörle mücadele safsatasına ilişkilendirip, kamoyuna yalan yanlış ve yünlendirme haber servis etme gayreti,   sömürgeci Abd ve İngiliz çatışmasının hakikatini örtme çabasıdır.Zira dakik bir inceleme ve sahih bir gözlem ile bakanlar bu gerçeği görecekler.

Müslümanların başındaki yöneticiler Allah’tan korkmaz kulardan utanmazlar eğer zerre miskal Allah’tan korkmuş olsaydılar sömürgeci kafirler ile dost ve muttefik olmazdılar. Müslümanların sahip olduğu servetleri kafirlere peşkeş etmezdiler. Abd ve İngiltere’nin çıkarları için müslümanlara bu kadar eziyet etme ve onları ölüme terk etmezdiler. Müslümanlar arasında ırkçılık havasını estirerek, kardeşi kardeşe kırmazdılar..O hain ve zalim yöneticiler saflarını belli etmişler.. Allah’a Resul’une ve müslümanlara sırt çevirerek sömürgeci kafirler ile dost olmayı seçtiler.. Onlar ahiret güzelliği yerine dünyanın geçici zevkini seçtiler . Allah onları zelil etsin ne kadarda yanlış bir seçeneği tercih gittiler..

Yemen Allah’ın resulu sallahu aleyhı vessellemin övdüğü ve emrettiği bir kalkan ile ancak sömürgeci Abd ve İgilizler’in pençesinde azad olur.Zira Resul sallahu aleyhi ve sellem, İmam (halife)kalkandır onunla savaşılır onunla korunulur.(buhari) Hilafet ve halife’siz bir hayat, müslümanlar için bir azabtır.   Yemen ve tüm islam aleminin tekrar eski izzet, şeref, onur ve heybetlerini kazanmaları için, müslümanlar ancak İslam davasını fikri ve siyasi bir çalışma ile, hilafetin ikamesi için çalışmalarıyla mümkündür.Yemen ve diğer İslam’i beldeler insani yardımlar ile değil, İslam’ın siyasi ve askeri yardımları yani Hilafet ile köklü bir çözüme kavuşur.Unutmayalım ki mevcut münkeri ortadan kaldırmak için yapılan çalışma ve faaliyetler münkeri ortadan kaldıracak cinsten olması gerek..

İşte çalışanlar bunun için çalış-sınlar (saffat 61)

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN