İstanbul’da Urumçi Protestosu: “Türkiye Uyuma Kardeşine Sahip Çık”

Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de 5 Temmuz 2009’da meydana gelen olayların 9’uncu yıldönümü nedeniyle katliamı gerçekleştiren Çin yönetimi, İstanbul’da protesto edildi.

, 0 Yorum

Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin çağrısıyla bir araya gelen Müslümanlar, Tekbirlerle İstanbul Sarıyer’deki Çin Başkonsolosluğuna doğru yürüyüşe geçti. Polisin kurduğu barikata kadar yürüyebilen kalabalık, 2009’da Urumçi’de yaşanan katliamı protesto etti. Uygurlu Müslümanlar, “Kızıl Çin Türkistan’dan defol, Türkiye uyuma kardeşine sahip çık” sloganları ile medyanın ve yöneticilerin hali hazırda devam eden zulme ses çıkarmayışına da dikkat çektiler.

Halen Doğu Türkistan’da süren Çin zulmünün anlatıldığı basın açıklamasının okunmasının ardından kalabalık olaysız dağıldı.

Urumçi Katliamının 9. Yıl Dönümü

5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde gerçekleştirilen katliamda sayıları kesinleştirilemeyen ancak yüzlerle ifade edilebilen Uygur Türkü katledilmişti. Bugün dahi kesin olmayan çeşitli rakamlara göre yine yüze yakın Uygur kayıp olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Urumçi olaylarının arka planında 25-26 Haziran’da Çin’in Guangdong eyaletinin Shaoguan şehrinde yaşanan olayların olduğu biliniyor. Bir oyuncak fabrikasında çıkan olaylarda 10’u aşkın Uygur işçinin öldürüldüğü ve olayların görüntülerinin sosyal medya hesaplarına yayıldığı biliniyor. Bunun akabinde tüm Doğu Türkistan’da tepkiler yükselmeye başladı. 5 Temmuz 2009’da Uygur öğrenciler barışçıl bir protesto yürüyüşü düzenlemek istediler. Bu protesto yürüyüşüne katılan insanlara Çin Komünist Partisi’nin provokasyonları sonucu Han Çinlileri tarafından saldırıldı. Barışçıl yürüyüş kaosa dönüştü.

Olayların kaosa dönüşmesi sürecinde hiçbir önlem almayan Çinli kolluk kuvvetleri olayların sonunda ve ertesi günde insan avına çıktı. Kamyonlara yüklenen yüzlerce Uygur şehir dışında infaz edildi veya kayıplara karıştı.

Doğu Türkistan, Çin toprağı değil, İslam toprağıdır!

Zulüm Dinmek Bilmiyor

Bugün Doğu Türkistan’da zulmün bin bir türlüsü yapılıyor. İnsanların evlerinde zorunlu misafirlikler yapılarak, her türlü kişisel teknolojik aletleri toplatılarak mutlak bir gözetim devleti kuruluyor. Doğu Türkistan’da Çin anayasasının koruma altına aldığı haklar dahi uygulanmıyor.

1990’dan beri sanayi atılımları yapan bölgede istihdam Çin anayasasına göre yerel halktan karşılanması gerekiyor ancak Çin Komünist Partisi, Çin’in en fakir ve suç oranı en yüksek bölgelerinden Han Çinlilerini istihdam ederek Doğu Türkistan’ı kolonize ve asimile etmeye

devam ediyor. Özellikle Urumçi, Karamay gibi sanayi bölgelerinde şehir merkezleri Çinli çoğunluğun elinde. Doğu Türkistan’ın güney bölgelerinde ise Kaşgar ve Hoten gibi fakir köylüler büyük bir baskı altında yaşıyor.

Uluslararası basının da fazla irtibat kuramadığı bölgelerde ÇKP uygulamaları distopik toplumları aratmıyor. Her türlü dinî faaliyet ya kısıtlama altında ya da yasaklanmış durumda. Uygurlar anadilde eğitim hakkına anayasada sahip olsalar da uygulama 2000’li yıllardan beri kaldırılmış durumda. Çocukların isimleri İslamî çağrışımlar yapıyorsa yasak getiriliyor ve değiştirilmeleri zorunlu kılınıyor.

Yeni Vali Baskıyı En Üst Seviyeye Çıkardı

Urumçi Katliamı’ndan sonra artan baskılar Ağustos 2016’da ise kendini yeni bir boyut kazandırdı. Tibet’te sömürge valiliği görevini yürüten Chen Quanguo, Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından Doğu Türkistan’a atandı.

Chen Quanguo’nun görevi, Jinping’in İpek Yolu projesi olan “Bir Kuşak Bir Yol” hamlesinde kilit bir jeopolitik konuma sahip olan Doğu Türkistan’da tam kontrolü sağlamak oldu. Chen Quanguo göreve geldiği andan itibaren ülkeyi bir açık hava hapishanesine dönüştürdü.

Polis sayısında katlanarak yaşanan artışlar, son teknoloji gözetleme ve kontrol sistemleri ve hâkim önüne çıkarılmadan insanların gönderildiği toplama kampları. Doğu Türkistan’da bugün 1 milyonu aşkın Uygur toplama kamplarında tutuklu. Tüm insan hakları askıya alınmış durumda.

Ajanslar

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN