Kapitalizm İfsat, İslam İhya Eder

, 0 Yorum

Kapitalizm, bireylere her davranışında şahsi menfaatini göz önünde bulundurmasını ve öyle davranmasını telkin eder. Kapitalizm fikirleri ile zehirlenen bireyler, çıkarlarına ulaşmak için her türlü değeri, erdemi çiğneyebilir ve özellikle manevi ölçüleri hiçe sayan bir hayat sürerler. Neticede her şey maddi çıkarlar uğruna feda edilir.

Toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan ve devamlılığını sağlayan “güven” konusu da bu bakış açısından etkilenir ve ilişkiler yavaş yavaş azalır ve nihayetinde kopmayla sonuçlanır. Günümüz de yaşanan hayatlar, bunu açıkça göstermektedir. Bireyselliği, bencilliği aşılayan Kapitalizm, insanları yalnız kalmaya ve yalnız yaşamaya itmiştir. Yaşlılar huzur evlerinde, gençler sanal dünyalar oluşturup orda zamanlarını geçirir olmuştur. İş ortamı gibi mecburi birlikteliklerin yaşandığı yerlerde ise genelde sahte ve ruhsuz diyaloglar hâkim olmuştur. Herhangi bir maddi çıkar elde edilmediği için fedakârlık, yardımseverlik, paylaşmak gibi manevi değerler pek ilgi çekmez bir hal almıştır.

Kapitalizmin tam aksine İslam, bireye öncelikle Rabbine sonra kendine ve toplumuna güvenmesini ve hayatını bu minvalde seyrettirmesini aşılar. İlk olarak Rabbine güvenip emin olmasını, İman etmesini ister. Bu güvenin ve eminliğin sonucu tüm talep ve yasaklarına koşulsuz teslimiyeti emreder.

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ“Sana ölüm gelince kadar Rabbine kulluk et” (Hicr 99)

Rabbiyle olan ilişkisinde rıza ve hoşnutluk temelinde manevi bir gaye edinmesini tavsiye eder. Müslüman olmak teslim olmayı, selamette olmayı ifade eder. Rasullullah (sav) Müslüman ve Mü’mini şöyle tarif eder; “Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların emin olduğu kişidir. Mümin de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir”.

Müslüman, hayatını bu temele göre bina ettiğinde kendini, huzur ve mutluluğu için başta İslam ümmetine ve sonra tüm insanlığa karşı sorumlu hisseder ve öyle yaşamaya gayret eder. Çevresindeki insanlar ile ilişkisinde şahsi çıkarlarını değil, bu temelin gerektirdiği değerleri önceler. Fedakârlık, isâr, infak, yardımlaşma, dürüstlük, ahde vefa ve sadakat gibi manevi kazanımlar için gayret eder.

Tarihte ve günümüzde bu hususlara dikkat eden Müslümanların varlığı ve yaşantıları bunun çok açık ispatıdır. İslami bir toplumda esas olan güven, adaleti oluşturur ve adalette her türlü ilişkide en sağlam harçtır.

Müslümanlar birbirinin derdiyle dertlenmeyi esasi bir ilke sayıp bu uğurda yarışırlar. Çünkü bu konuda şu hadise uyarlar; “müminlerin derdiyle dertlenmeyen onlardan değildir.” Yardıma ve korumaya muhtaç yaşlılar, çocuklar ve kadınlar bu düşünceleri şair edinmiş toplumun güvencesi altında emniyette yaşarlar. Çünkü Rasulullah (sav); “Yaşlılarımıza saygı duymayan, küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir.” buyurmaktadır.

Günümüzde toplumsal sorunlara çözüm arayanların, aslında kasıtlı olarak görmediği, görmek istemedi gerçek, Kapitalizmin ta kendisidir. İnsan fıtratına ters olan bir hayat nizamı sunarak insanlığı bu buhrana sürükleyen bu ideolojidir. Bu sebeple aklını ve vicdanını kullanan herkesin sorunun asıl sebebini ortadan kaldırıp gerçek ve tek çözüm olan İslami bir hayatı başlatmak için çalışması, hem İslami hem de insani olarak bir gerekliliktir.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

“Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve resulünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Unutmayın ki, O’nun huzuruna götürüleceksiniz” (Enfal 24)

Bir Cevap Yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN