Metal Yorgunluk mu? Mental Yorgunluk mu?

, 0 Yorum

Halk hareketleri, zamanı gelmiş bir devrimin başlangıcı gibi tüm dünyaya yayılmaya devam ediyor.
Bir kaynama ve yüzlerde okunan o korkunç öfkenin sıcaklığı ekranlardan hissediliyor.
Ermenistan, Fransa, Ürdün, İran, Venezuela, Yunanistan, ABD dalga dalga tüm dünyaya yayılıyor. Sistem bu hareketleri otomobilin kaportasına düşmüş bir pas gibi görüyor ve kazıyıp yok edebilmek için her yolu deniyor. Her ne kadar “barışçıl gösterilere karşı orantısız güç kullanmayın” nasihatinde bulunsalar da, ellerinde olsa halkı bir kaşık suda boğmaya niyetliler zira insanlar sömürü nizamı Kapitalist Demokrasi’yi sorgulamaya başlıyor.
Bu kitlesel hareketleri gizli servisler planlasaydı, sistem için sevindiriciydi ama değil. Tamamen halk orijinli ve birikmiş bir öfkenin yansıması.

Yokluk, çaresizlik, yalancı liderlerin kurduğu çürük temeller üzerinde sarsılan güven ve seçimlerin yarattığı psikolojik gerginlik eşliğinde sandık savaşları. İnsanlar hangi tarafa dönse, ağıza alınmayacak hakaretleri işitiyor. Kötünün kötüsü çareler sunan, sözde kötünün iyisi liderlere mecbur kalındığı vesvesesi kulaklara fısıldanıyor. Açlık ile, kaos ile korkutulan zihinlerde, duygusal bir tıkanma, güçsüzlük hatta çöküş işaretleri ve sonunda mental yorgunluk baş gösteriyor. Çevreden gelen uyarı fazlalığı, kişisel olarak zihni işgal eden sorunlarda geleceğine yönelik kaygılar ve tükenmişlik sendromu. İşte her şey hazır. Sıra geldi aralanan kapıdan sinsice sokulup “çare bende” diyecek sahte hekimin hazırladığı ölümcül şerbeti içirmeye. Bir de kanaat önderleri ve sözde alimler prospektüsü tasdikleyince kumpas tamam.

Bu anlatılanların tümü müesses batıl nizam “Kapitalist Demokrasi” var olduğundan beri kullanılan ve işe yaradığı denenerek ispatlanmış bir yöntemdir lâkin gelişen teknoloji ve internette asılı duran liderlerin geçmiş dönemlere ait sözleri ile bugünkü söylemlerinin çakışmasını ispatlayan videolar işlerin eskisi gibi yürümediğinin en açık delili. Halklar artık sistemi sorguluyor. İnanılması güç ama milyarlarca insan, sınırları belli olmayan bir vekaleti kurulan sandıklarda hiç tanımadığı birine veriyor olmanın şuurunu yavaş yavaş idrak etmenin heyecanı ile nizamın taşıyıcı kolonlarına, fikirleri ile ufak ufak darbeler indiriyor. Yaradılış ile uyuşmayan ve ne kadar zeki olursa olsun aciz bir insan aklının mamulü batıl nizam, tüm insanlık tarafından eleştirilmeye başlıyor. Göğüslerini kabartarak bu kumpası “Demokrasi Kazandı” diyerek övenler ve onların başarısı ile sandığa gitme oranın yüksek olmasına sevinip, “hala uydurduğumuz yalana inananların sayısı doğuda tatmin edici” rahatlığıyla kutlama mesajı yollayan Batılı sömürgeci devlet başkanlarının hevesleri kursaklarında düğüm düğüm sıralanmaya başlıyor.

Ak Parti, Onaltı senelik iktidarının güveni kaybettiğini idrak edip kadroları değiştirerek adına “metal yorgunluk” dese de, karşısına CHP İnce, naif adayını sürse de artık işler böyle yürümüyor. Sorunun nizam sorunu olduğunu, hangi parti gelirse gelsin bu sıkıntıları çözemeyeceğini, yamalı lastiğin her tarafından balon yapıp balans tutmadığını, en ufak kasiste yalpaladığını ve bu konforsuz seyrü seferin sonunda uçurum olduğunu insanlık artık idrak ediyor. Çıkmaz sokağın sonuna kadar gidip de oranın çıkmaz sokak olduğunu anlayıp geri dönüldüğü günler artık sona ermek üzere.

İnsanlarda sistemin gidişatından kaynaklı mevcut mental yorgunluk artık mevcut nizam “Kapitalist Demokrasi”nin sunacağı geçici çözümler ile geçiştirilecek eşiği çoktan aştı. Haydut devlet ABD’nin küstah başkanı Trump’ın kestiği haraçlar ve ona itaat eden müstemleke valileri, dünyanın en zengin siyonisti prens Selman’ın gizlemekten bile çekinmediği ihanetleri, dalga boyunu iyiden iye yükseltti. Halka televizyonlarda Halife Abdulhamid’in izzet ve şeref ile İngiliz elçisini tokatladığı sahneyi izletme gafletinde bulunup, zulmeden kafirleri sahte kükremeler eşliğinde kınayarak iş tutanların kendi ayağına sıktıran Allah s.v.t.’ya dünyayı selamete kavuşturacak hükmünü de hakim kılmak şüphesiz çok kolaydır.

Görüyorum ki, başınızda peydahlanıp, dimdik duran beyaz saçları hala kabullenemediğiniz için yoluyor, kazıyor ya da boyayarak perdeleme yoluna gidiyorsunuz. Sonucunu bildiğiniz güneşin balçıkla sıvanabilir mi deneyinin nafile çabaları içinde debeleniyorsunuz. Siyah saçlarınızın kaderi, beyaz devrime teslim olmak. Er ya da geç Takdir-i İlahi gerçekleşecek ve insanlığa çaresizlikten başka bir şey vaad etmeyen sömürü nizamı “Kapitalist Demokrasi” yok olup gidecek. İnsanlığı selamete kavuşturacak “İslam Nizamı” ile huzur ve saadet yeniden tesis edilecek.

Bozuk gidişat, rutin ekonomik krizler, can ve mal güvenliğinin yok olması, kaos ve terörden nemalanan çarklar, insanlara çaresizlik sendromunu dayatırken, nizam tüm dünyada var olan mental yorgunluğun altında kalmak üzere.

İndirilidiği gecenin bile bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’in muhafaza ettiği Hükm-ü İlahi’nin ikame edilmesi her şeyden daha hayırlıdır. Bir gün Ümmet-i Muhammed, Allah s.v.t.’nın şeriatı ile yönetmeyenlere daha hayırlısını Demokrasi ve Laiklikte mi buldunuz diye soracaktır. O gün selamet ve huzurun dalga dalga tüm dünyaya yayıldığına şahid olacaksınız.

Ümmet, kalkanına sımsıkı tutanacak ve ikinci Raşid-i Hilafet’in emanında Müslümanlar, yeniden izzet ve şerefi tadacaktır. Bu da çok uzak olmasa gerek.

“Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır”

(Bakara 214)

 

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN