Suriye Devrimi Soçi’de Köşeye Sıkıştırıldı

Soçi’de varılan anlaşmaya göre “Suriye Devrimi”, Esed rejimi ile sıcak çatışmanın engellenebilmesi için 20 km’lik silahsızlandırılmış hattın gerisine hapsedilecek.

, 0 Yorum

Soçi’de Suriye konulu gerçekleşen toplantının ardından düzenlenen ortak basın açıklamasında Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Rusya İle İşbirliğimiz Güçleniyor”

“Kıymetli dostum Putin’le bu yıl dördüncü kez bir araya gelmiş bulunuyoruz. Gerektiğinde telefonla fikir teatisinde bulunuyoruz. İşbirliğimiz gelişip güçleniyor. Ticaret hacmimizdeki gelişme sürüyor. Bu yılın ilk yarısında yüzde 33 bir yükseliş söz konusu. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Rus turistler ilk sırada yer alıyor. Vizesiz seyahat rejiminin bir an önce yeniden başlaması yönündeki beklentimiz devam ediyor. Bu konuda ilgili bakanlıklar çalışmalarına devam ediyor.”

“İdlib Konusunda Mutabıkız”

“Suriye konusunu Tahran’da ele almıştık. Bugün Tahran’da vardığımız mutabakatı nasıl hayata geçireceğimizi konuşma fırsatı bulduk. İdlib meselesinin Astana ruhuna uygun bir şekilde çözüme kavuşturmak konusunda mutabıkız.”

“Anlaşmaya Göre Muhalifler Bulundukları Alanda Kalacak”

“Muhalifler ve rejim arasında silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulmasına karar verdik. Muhalifler bulundukları alanda kalacak. Radikal grupların söz konusu bölgede faaliyet göstermemesini birlikte sağlayacağız.”

Soçi’de Varılan Anlaşma İle “Suriye Devrimi” İdlib’de Köşeye Sıkıştırıldı

“Astana Üçlüsü” Rusya, Türkiye ve İran’ın üst üste yaptığı toplantıların sonuncusu dün Soçi’de Rusya ve Türkiye arasında gerçekleştirildi.

Soçi’de varılan anlaşma neticesinde Rusya ve Türkiye’nin stratejik hedefleri:

-İdlib’e saldırının Rusya ve Esed rejimine daha ağır sonuçlar getireceği ve Türkiye’ye yönelecek olası göç dalgasını göze alamayan taraflar, Suriye Devrimi’ni yeni bir plan ile İdlib’de köşeye sıkıştırıp daha az zaiyatla yok etme kararı aldı.

-Rusya ve Esed rejiminin İdlib’e gerçekleştireceği ağır bir saldırının, Türkiye’nin yanına çektiği devrimciler arasında huzursuzluk yaratacağı ve inşaa edilen güvenin yok olması ile sahanın kontrolden çıkacağı göz önüne alınarak, daha sessiz bir operasyon yürürlüğe kondu.

-İdlib’den, Hama’nın kuzeyine ve Esed’in kontrolündeki Halep’in bazı bölgelerine operasyon yapma kapasitesi ve olasılığı olan aktif muhalefet, 20 km’lik silahsızlandırılmış alana hapsedilerek kontrol altına alınmış olacak.

-Türkiye kontrol altında tuttuğu muhalif gruplar ile İdlib’i, Esed ile savaşan aktif muhalefetin elinden alabilmek için istediği zamanı kazanmış oldu.

-Havadan nokta operasyonlar ile Esed ile savaşan muhalefet zayıflatılacak.

-Rusya’nın Hmeym ve Tartus’ta bulunan üsleri, 20 km’lik silahsızlandırılmış hat ile emniyet altına alınmış olacak.

-Ilımlı-radikal diye ikiye bölünen muhalefetin birbirini törpüleyip yok etmesi için İdlib’in içinde çatışmaların fitili ateşlenecek.

-Tahran’da ateşkese hayır diyen Putin, kara savaşında aciz kalacağını idrak etmiş olacak ki, acilen bu plan devreye sokulmak isteniyor.

-İdlib halkının birbirine kenetlenip, Cuma günü düzenledikleri protesto gösterilerinde Rusya ve Esed’i hedef alması, Rusya’nın kara operasyonunun başarısız olacağı konusunda kesin kanaat sahip olmasına neden oldu. Putin, Erdoğan’ın öne sürdüğünü ve sürekli tekrarladığı bu yeni planı kabul ettiğini beyan ederek zaten darbe yemiş prestijini bir nebze olsun koruma derdinde. Rusya karadan operasyonun başarılı olacağına inansaydı, bir dakika bile düşünmeyip İdlib’e saldırı emrini verecekti.

-Rusya, İdlib’deki planın işleyişine göre hareket edecek. Planın sağlıklı yürümemesi halinde sivil, çoluk, çocuk demeden Halep’te havadan gerçekleştirdiği katliamın aynısını İdlib’de devreye sokacak.

-Soçi’deki görüşme sonunda anlaşmanın Suriye rejimi ile de müzakere edileceğini söyleyen Putin, aslında sahada iradesi, insiyatifi olmayan kendi halkının katili diktatör Esed’i de meşrulaştırmayı unutmadı. Bu plan sonunda İdlib’in kime teslim edileceğini de işaret etmiş oldu.

-Son olarak Soçi’de hem Putin hem de Erdoğan’ın özellikle Cenevre masası ve Suriye için yeni anayasa konularına yaptıkları vurgu, arkadaki asıl aktörün Amerika olduğunun itirafı niteliğinde bir açıklamaydı. Daha öncede Astana görüşmelerinin, Cenevre’ye yardımcı müzakere platformları olduğu deklare edilmişti. Başında ABD’nin olduğu asıl masanın , Cenevre’de atılacak son imzaları beklediği artık itiraf edilen bir hakikât.

Köklüdeğişim

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN