Türkiye’nin Enflasyon Sorunu

, 0 Yorum

Türkiye kuruldu kurulalı bitip tükenmeyen bir enflasyon sorunu almış başını gidiyor. Hatta sadece Türkiye için değil neredeyse tüm dünyanın en büyük sorunlarından bir tanesidir Enflasyon. Aslında enflasyonun böylesi kronik sorun olmasında ki en büyük etki şüphesiz kapitalizmin kendisidir. Zira başta para politikası olmak üzere, menfaatçi toplumlar yetiştirmesi, toplumsal düzeni sağlayan temel esaslardan olan maalesef para uğruna güvenin kaybolması, kara borsacılık vb. birçok nedenlerle enflasyon kronik bir sorun haline gelmiş bulunmaktadır. Tabi kapitalizmde her zaman olduğu gibi enflasyonist sorunlardan en çok etkilenen yine halk oluyor. Örneğin günümüz Türkiye’sinde temel gıda enflasyonun da yani halkın en temel olarak kullanmış olduğu gıda ürünlerinde yıllık enflasyon %25 civarında artış sağlanmıştır. Zaten zor şartlar altında hayatlarını ikame etmeye çalışan halk ağır enflasyonist durumlar ile gittikçe gelir seviyesi düşüyor.

Yazının konusu Türkiye de ki enflasyonun bir türlü düşmemesi meselesi olduğu için konuyu farklı noktalara çekmeden Türkiye de ki enflasyonu tetikleyen asli konuya yönelmek istiyorum. Türkiye bir seçimden geçti. Seçim sonrası Cumhurbaşkanından ve ekonomiyle ilgili konuşan her bakan ve yöneticiden duyduğumuz öncelikli konulardan bir tanesi enflasyon sorunudur. Sadece yönetici kesiminden değil toplumun her kesimi hızla yükselen ve bir türlü inmeyen eşya fiyatlarında ki artış konusu gündem olmuş durumda. Zira eşya fiyatlarında ki artış; halkın gelirlerinin erimesine, üretim ve tüketim dengelemesinde ciddi olumsuzlukların meydana gelmesine ve tüm bu olumsuzlukların yönetilmemesine kapı arılamış olur.

Bu sebeple enflasyon konusunu iki ana başlıkta ele almaya çalışacağım.
1. Fikri Sorun
2. Fikri Sorundan Kaynaklı Yanlış Ekonomi Politikaları
Fikri sorun
Diye biliriz ki Cumhuriyet kuruldu kurulalı hiçbir zaman enflasyon sorunu yönetilemedi ve yönettirilmedi. Zira enflasyon sorunun en başlarında özellikle İslam ülkeleri açısında fikri sorun meselesidir. İslam ümmetinde batıyı taklit anlayışı öylesi tavan yapmıştır ki batının tüm kanun ve nizamları alınmakla birlikte örf ve adetleri bile karış karış alınmış oldu. Yanlış anlaşılmasın batıyı taklit sanayi ve teknoloji alanında olmadı. Aksine yukarda da belirttiğim gibi tümüyle fikren oldu. Tabi bu fikri kaymalar İslam ümmeti için adeta bir intihar derecesinde oldu. Zira siyasetten ekonomiye kadar her haliyle fikren batı endeksli bir yönetime sahip olmakla birlikte kafirlerin tahakkümüne girilmiş oldu. İşte bu durum yukarıda da belirtmiş olduğum ‘batıyı taklit tavan yapmış’ cümlesini bu sebeple kullandım. Çünkü günümüz yöneticilerinin tümü maalesef Müslümanların maslahat ve yararına olan şeyleri yapmaktan ziyade tek hedefleri kafir efendilerini razı ve memnun etmek için çaba ve gayret içindeler. Bu durumun başlıca nedeni ise şüphesiz batı menşeili bir sisteme ve fikre sahip olmamızdan ötürüdür. Öyle ki hiçbir şekilde halkın istek ve arzuları gerçekleşmez. Çıkartılan en ufak bir kanun bile başta laiklik ve batı normlarına uyumlu olması esas alınır. Bu denli fikren bağımlı bir durumdayken atılan her adımda haliyle sömürücülerin istek ve arzuları doğrultusunda olur. Zira laiklik bu topraklarda yaşayan insanların bir değeri değildir. Bu fikir batının yani kafirlerin fikridir. Bu fikri en iyi onlar bildikleri için bu fikir üzerinden maalesef Müslümanları sömürmekteler. Yıllardır beldelerimizde demokrasi ve laikliği bizlerden olan kimseler üzerinden pazarlayarak Müslümanların günlük hayatlarında bile İslamı çıkartmaları için mücadele edip sömürülerinin salahiyeti için çaba sarf etmekteler. Ve maalesef bir asırdır batının sömürüsü altında ne siyasetimizi, ne ekonomimizi, ne içtimai hayatımızı vb. mevzularda bir türlü kendimiz olarak hareket etmedik.

Bundan dolayı fikren çökük olduğumuz için Türkiye olarak enflasyon sorunundan Kapitalizmden, laiklikten kurtulmadıkça kurtulamayız. Yukarıda da belirttiğim gibi sorunun temel kaynağı ekonomiyi biz değil sömürücülerin siyaseti ve fikri ile yönetme sorunudur.

Fikri Sorundan Kaynaklı Yanlış Ekonomi Politikaları

Gelişmiş ekonomiye sahip ülkeler 4. Sanayi devrimi konusunu konuşurlarken, bizim yöneticilerimiz dillerine pelesenk gibi doladıkları yapısal reformlardan söz ede durmaktalar. Dünyanın bir tarafı sanayi ve teknoloji ürünlerinde çağ atlamışken, biz hala montaj sanayisinde tıka kaldık. Fikren üstün olan ABD ve Avrupa kendi para birimleri üzerinden bütün dünyada ki para birimlerini kendi para birimlerine endekslemişken, biz bir türlü kendi öz para birimimiz olan Altın ve gümüşe dayalı birime geçmedik. Kapitalist ülkeler sanayi ve teknoloji ürünleriyle dünyaya açılmışken, biz hala gıda ve giyimi ihraç etmekten öteye geçemedik. Gelişmiş ekonomiler alternatif enerjiler üzerinde yeni enerji kaynakları üretirken bizim Enerji kaynaklarımızın %60’ı dışa bağımlı bir durumda. Bu olumsuzluklarla birlikte kapitalist fikirden kaynaklı para politikaları üzerinden faizli borçlanmalar ile hem şirket hem hanelere ek ağır maliyetler yüklemekteyiz. Bu bir dünya gerçeği olabilir. Fakat bu kapitalizmin gerçeğidir, İslam’ın değil. Zira İslam’ın da kendine özgü bir para birimi ve siyaseti bulunmaktadır. Bu siyaset tümüyle faizli ticaretten uzak bir siyasettir. İşte Enflasyon sorunun da yatan sebep yukarıda sıraladığım sebeplerdir.

Sanayi ve teknolojide bir türlü kendi öz kaynaklarımızdan kendi markamızı üretemedik. Bununla birlikte kullandığımız bütün sanayi ve teknoloji ürünlerini batıdan dolar veya Euro olarak ithal etmekteyiz. Örneğin Tuik verilerine göre gelişmiş ülkelerden yıllık ithalatımızın %80’i sanayi ve teknoloji ürünleridir. Yine Tuik verilerine göre 2017 yılında Dolar cinsinde 136 Milyar dolar, Euro cinsinde ise 75 Milyar ithalat yapmış bulunmaktayız. Bu rakamlar kapitalist devletlerin para birimlerine ne derece bağımlı olduğumuzu göstermektedir. Bundan dolayı ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşanan en ufak olumsuz veya olumlu bir durum anında bizleri de etkilemekte, ekonomimiz alt üst olmaktadır. Sanayi ve teknoloji ürünleri batı üretimli ürünler olmasından dolayı enflasyon üzerinde ciddi manada etki sahibidir. Bu ürünleri döviz olarak aldığımızdan dolayı TL, Dolar ve Euro karşısında her geçen gün değer kaybettiğinden doğrudan enflasyonu etkileyerek piyasada fiyatların yükselmesine sebep olmaktadır. Yükselen fiyatlarla birlikte doğaçlama olarak tüm sektörler de fiyat artışına gitmektedir. Doğal olarak bu fiyat artışlarından da yüksek enflasyon oranları meydana gelmektedir. Tıpkı günümüzde olduğu gibi…
Tabi dolar ve Euro’nun yükselmesinin tek nedeni dış kaynaklı değildir. Aynı zamanda içeride gerçekleşen olumsuz ekonomik gelişmelerde döviz kurunu etkilemektedir. Zira ekonominin yavaşlaması, işsizliğin artması, üretimin düşmesi ve dışa bağımlılığın gittikçe yükselmesi karşısında ekonomi gittikçe kötüye gider ve TL’nin döviz kuru karşısında değeri düşmüş olur. Yine bu durumda doğrudan enflasyonu etkilemiş olur. Fakat böylesi durumlarda kapitalist ekonomiler faiz artışına gidip başta döviz kurunu dizginlemek ve enflasyonu düşürmek hedefi güdülmektedir. Kapitalist ekonomilerde faiz artışları da ekonomik durgunluğa, işsizliğe, üretimsizliğe ve nihayetinde enflasyona sebep olur. Yani her iki türde de kapılar yine enflasyona dayanmaktadır. İşte bu da kapitalist ekonomilerin ne kadar çarpık bir para politikasına dayalı olduğunun bir resmidir. Bu durumda Altın ve gümüşe dayalı para birimi olmuş olsaydı ne ABD doları ne de Avrupa’nın Euro’su asla altın ve gümüşü etkileyemez aksine dolar ve Euro altına endekslenmiş olurdu. Bundan dolayı günümüz Türkiye’sinde enflasyonun temel sebebi; Başta Fikri bağımlılık, sanayi, enerji ve teknolojide dışa bağımlılık, Para politikalarından kaynaklı Döviz kuru, Faizli ticaret, ağır vergiler, karaborsacılık, aşırı kar hırsı vb. birçok gayri İslami durumlardan dolayı enflasyon hızla yükselmekte insanlar gün geçtikçe fakirleşmektedir.

O halde yapılacak tek şey başta kapitalist devletlere olan fikri bağımlılığı kaldırıp atmak ki buda ancak kapitalizmi terk edip Hilafeti kurmakla olacaktır. Daha sonra sanayi, teknoloji ve enerji de en ileri seviyede üretim gerçekleştirmek için her türlü ilmi ve bilim çalışmalarını hiçbir kapitalist devletten çekinmeden hızlandırıp maddi sonuçlar elde etmek, altın ve gümüşe dayalı para birimini tedavüle koymaktır. İşte o gün bütün dünya ekonomilerinin yönünü çevirdiği merkez hem Fikren Hem iktisaden en güçlü olacak olan Hilafet Devletine çevrilmiş olunur.

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN