Verdiğiniz Oylar Bugünler İçin miydi?

, 0 Yorum

Cumhuriyet ilan edileli Müslüman halk hiç gün yüzü görmedi. Allah’ın kitabı ve Resulün sünneti hayattan koparıldı.

Ülkede tek partili dönemlerin yaşatmış olduğu zulümat, yaşayan ve işitenler için tüyler ürperten cinstendi.. hiçbirimiz o tarihleri sevmeyiz. Çünkü alimlerimiz dar ağaçlarında asılmış, kitabımız Kur’an ayaklar altına alınmış, camiler ahıra çevrilmiş ve bir gecede değişen harf inkilabı mutasyonu ile cahil bırakılmıştık..!

Aslında özgürlüğümüz kısıtlandı diye değil. Değerlerimize saldırıldığı için sevmeyiz biz o tarihleri.

Darbeci askerlerin her an tetikte bekledikleri, müslümanları her daim korkuttukları o tarihleri sevmeyiz biz.

Aslında Cumhuriyeti ve onun amentüsu olan laikliği de sevmeyiz biz.

Çünkü biliriz, dini devletten ayıran beşeri bir nizam olduğunu! Çünkü Müslümanız biz!

Çok partili dönemlere gelindiğinde İslami söylemleri ile öne çıkan partiler Müslüman Türkiye halkının dikkatlerini celbetti. Bu durum artık bir kurtuluş reçetesi olarak okundu, okutuldu.

Hani dedik ya bir gecede mutasyona uğrayıp cahil bırakılmıştık. İşte bu cahiliyet yaşadığımız buhran dolu günleri aşma konusunda çöküntünün dibini görmüştü.

Kimileri laiklik ve Cumhuriyete sahip çıkan söylemleri ile fiiliyatta bunu gerçekleştirirken. Kimi Müslümanda yönetimde bizi temsil eden bir partinin var olması gerekliliği tezini savundu.

Hâl böyleyken İslami söylemleri ile öne çıkanlar Müslüman halk tarafından destek aldı. Umutlar tekrardan yeşertildi ve kurtuluşun sadece onlara verdiğimiz destek ile sağlanacağından başka çözüm yok denildi.

Söylemlerde; İslam birliği, huzur islamda, Türk İslam birliği gibi içerisinde İslami mana taşıyan ancak İslami mefhumdan fersah fersah uzak ve yoksun olan bu hareketler mevcuttu.

Çok geçmeden şunlarıda yanına ekleyerek bulundukları koltukları sağlama almak istediler.

Demokrasi islamdandır, gaye vasıtayı meşru kılar, zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar edilemez gibi.

Bu söylemler islama taban tabana zıt olduğu gibi bizleri de hedeften çıkarttı. Artık nereye gidiyoruz hedefimiz ne gibi sorular bir kenara atıldı. Tek amaç tarihin bizlere yaşattığı zulüm bir daha dönmesine dönüştü.

Biz yine laikliği sevmedik. Zaten ne geldiyse başımıza bundan geldi ama önce şunları halledelim dendi.

İşte böyle derken bugünlere kadar geldik. Lakin kimse kimseyi halledemedi (bitiremedi..)

Bizler birbirimiz ile uğraşırken devam eden yaşayan ve yaşadıkça devleşip zulmüne zulüm katan bir cumhuriyet ile karşı karşıya kaldık.

Daha düne kadar onu ve ilkelerini yerin dibine sokan konuşmalar, bugün yerini sahiplenmeye bıraktı. Hani başta demiştik ya derdimiz özgürlük değil. Bilakis değerlerimize Allah’a ve Resulullah’a yapılan saldırılardı. Biz bunlardan müzdariptik ancak ne oldu?

Hedefimiz şaştı. Yola çıkarken veya destek verirken başka şeyler kurgulayıp hayal etmiştik! Şimdi ise Atatürk, Cumhuriyet, Andımız, Laiklik gibi kavramlar kendilerine Müslüman halkın verdikleri destekler ile sağlama alındı.

Burada en büyük ve önemli rolü demokrasi kaptı. Bugün yeryüzünün tüm ülkelerinde demokrasiyi var etmeye çalışıyorlar. Oysaki çalıştıkları şey ve olmayan her defasında hüsranla sonuçlanan şeyin ta kendisi demokrasi.

Zira o asıl olanı manipüle ederek gerçeğin çirkin yüzünü süsleriyle kapattı.

Başörtüsüne verilen özgürlük beraberinde demokrasinin getirisi olarak gösterildi. Müslümanların stk dernek çalışamalarında yaşadıkları rahat demokrasi olarak tanımlandı.

Ancak son senelerde Müslüman Türkiye halkı nedenini bir türlü anlayamadığı bir engelleme ile karşı karşıya kaldı.

İslami STK ve derneklere yapılan operasyonlar ile yöneticilerine açılan soruşturma ve gözaltılar bir bir yamaları parçalayarak gediği genişletti.

Bunun üzerine cemaatler kontrol altına alınacak ve merdiven altı yapılara müsaade edilmeyecek. Üstelik din kavramı devletin diyanet işleri ve müsaade ettikleri ile yapılacağı anlatılırken, cemaat kavramı ( fetö) üzerinden yorumlandı.

Evet bir kalkışma ya da darbe girişimi yaşadık lakin bunun faturası sizinle yürüyenlere kesilmeliydi. Samimi duygularıyla kandırılan Müslümanlara değil!

Şimdilerde ise yeni MEB başkanı Atatürkçülüğü ders olarak yeniden müfredata katarak, sosyal etkinlikleride yeniden düzenleyerek Atatürk’ü anma ve spor bayramı, Cumhuriyet bayramı, Ulusal Egemenlik bayramı gibi etkinlikleri çizelgesine dahil ekledi.

15 Temmuz’da meydanlara inip mermilere göğüs geren, F16 lara taş atan, tankların altına yatan bu halk tekrar camiler ahır olmasın, Kur’an ayaklar altına alınmasın istedi.

Ama bakın yeni eğitim sisteminde istemediğiniz ne varsa yer aldı. Bu durum canlarını ortaya koyan Müslüman halka ihanet değil de nedir?

Bugün birisi çıkıp Atatürk’e hakaret etse hemen hakkında suç duyurusu yapılır ve yakalanıp cezaevine gönderilir.

Ama Allah’a ve Resulullah’a yapılan hakaret özgürlük çerçevesinde değerlendirilir.

Danıştayın okullardaki andımızı tekrar getirme kararı ise bu işe son noktayı koydu.

Yani Müslümanlar ne yaparsanız yapın biz buradayız tabirinden..

Şimdi ne olacak?

Öncelikle anlamamız gereken mesele şöyle; Cumhuriyet temelleri Atatürk ilke ve inkilapları ile atılmış. Korunması laiklik esasına dayandırılmıştır.

Eğer biz bir partiye destek verip onun İslamı getireceğini umarsak durum bugün yaşadığımız gibi olmaya devam edecek.

Yani iktidar partisi şeriat getirecek umudu yerini tekrar hayal kırıklığı ve birçok hezeyana bırakır. Çünkü iktidar cumhuriyet ve onun esaslarından taviz verecek olsaydı öncelikle oraya getirilmezdi! Ki sonra öylece oturulup seyredilsin..

Burada değişen sadece usluplar oluyor. Birisi başörtüyü serbest bırakıyor, diğeri yasaklıyor. Lakin rejim değişmiyor.

Biz bugün okula başörtüsü ile gönderdiğimiz kız çocuklarımıza Ey büyük Atatürk diyerek yemin mi ettireceğiz?

Bu ne yaman çelişki !

Yani bir parti meclise girebilmesi için öncelikle bunları kabul etmeli. Sonra bu kabulü yemin ile desteklemeli! Sonra da işe koyulmalı.

Allah aşkına peygamberimiz bize böyle mi öğretti?

Onların meclisine girmedi. Onların yeminini kabul etmedi. Şimdi biz gayemiz için neleri feda ettik ve daha nelerimizi feda edeceğiz?

Peygamber sav’in amcası Ebu Talib’e gelerek Muhammed’i sav’i ikna et. Bir yıl o yönetsin bir yıl biz, içimizdeki en zenginimiz yapalım, en güzel kadınları verelim dediklerinde aldıkları cevap bugün bizim söyleyip ama hareketlerimizde fikri kaide edinemediğimiz şu söz oldu “La ilahe illallah Muhammed’un Resulullah”

!!!

Gelin bizlerde kitleleşelim partileşelim ancak ne yapacağımız konusunda ya da kime destek olacağımız konusunda bir kaide edinelim. O kaidemiz şer’i hüküm olsun.

Ki bir daha bizi kandıramasınlar, oyuna getiremesinler.

Ey Müslüman Türkiye halkı Allah Azze ve Celle’nin nizamına evet diyorsanız, hep birlikte demokrasiyi ve onun arkasındaki çirkin gerçekleri reddedin.

Biz Allah’a samimiyetle teslim olalım ki Allah bize versin!

Samimiyetimizi destekleyecek söz ve fiiliyat ile işe koyulalım. Tek ölçümüz edille-i şer’i ye olsun.

‎وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُم بَيْنَهُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ عَمَّا جَاءكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِي مَآ آتَاكُم فَاسْتَبِقُوا الخَيْرَاتِ إِلَى الله مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

“Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.”

Maide 48

 

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN