Zulme Karşı Ses Ver!

, 0 Yorum

Resulullah s.a.v şöyle buyurdu.

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17

Zulmün yanında olmamak bizim şiarımızdandır. Sessiz bırakılan, sessizliğin dehlizleri arasındaki çığlıkların yardımı olmak şiarımızdır.

Ancak buna güç yetirme konusu hadiste belirtilen üzere bulunduğumuz hâl üzere vakıaya karşı istenen tavrı ortaya koymakla mümkündür. Tabi vakıa nasıl bir cinsten amel ister yani, şer’i hüküm vakıanın aynı cinsine yönelik ameli pratikte ne şekilde uygulamamızı isterse ona uygun amel ortaya konulmalıdır.

Amel demişken buna bir parantez açarak belirtelim.”o alemlerin Rabbi olan Allah’ın emir ve yasaklarına göre karşılaşılan vakıadaki pratik fiili durumdur.”

Yine konumuza dönelim. Ne demiştik, kötülük karşısında Müslümanın takınması gereken tavır. Yukarıdaki hadiste belirtildiği üzere bu durum güç yetirmek konusu ile alakalı bir konudur.

Bugün yeryüzü Müslüman halkların yaşadıkları zulmü haykırıyor. Filistin, Suriye, Yemen, Irak, Arakan ve daha niceleri. Katliamlar gün be gün hızına dehşetine mislini katarak ilerlerken, dünya durumu ancak seyretmek veya kınamakla geçiştiriyor.

Tabi tüm bunlar yaşanırken kafirler ve onların yerli işbirlikçileri zulmün boyutuna yenilikler katarak hız kesmeden gün be gün zalimliklerine devam ediyorlar! Geçtiğimiz günlerde gündemimize bomba gibi düşen üç konu Müslümanları derinden yaraladı.

Bunlar, Fransa eksi Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Kur’an’dan yahudi karşıtı ayetlerin kaldırılması talebi başta olmak üzere yine, Kutsal beldemiz olan Medine de Kral Selman’ın izniyle yapılacak klise konusu ve Abd’nin küstah Başkanı Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi konularıydı.

Fransa eski cumhurbaşkanı Sarkozy böyle bir talepte neden bulunmuş olabilir acaba? Anlaşılan o ki, bunlar Kur’an’ın varlığından dahi rahatsızlar. Hani her ne kadar bügün Kur’an hayatımıza hükmetmiyor olsa da ondaki ayetlerin varlığı dahi, bu kafirleri ürkütmeye yetiyor. Bir de hayatımıza hükmettiği günlerde yaşayacakları korkuyu düşünemiyorum!

Yine Medine gibi kutsal bir beldenin ki orası islamın sancağının ilk dikildiği topraklardır ve islam devletinin kurulduğu mukaddes bir beldedir. Ancak böylesine izzetli günlerin yaşandığı topraklar bugün, kafirlere peşkeş çekiliyor.

Hz. Ömer r.a’ın bir sözü bu toprakların önemini anlamamız için yeter de artar bile.

“Medine körük gibidir, içerisinde kötülük barındırmaz ve onu atar”

İ̇slam akidesinin bu topraklarda yeşermesi ve toplumlara adaletini bizatihi tatbik ederek göstermesi ile toplumların fevç fevç islam’a katıldıkları güzide beldemiz, Medine..

Ancak ne varki şimdilerde bir gurup ABD kuklasının ellerine kalmış. Ya Rab! Sen şahit ol ki biz bunlardan beriyiz.!

Bir diğer konu ise yine Kutsal mekanlarımızdan biri olan Mescid’i Aksa! Evet Kudüs, Abd başkanı Trump’ın onlarca islam beldesi liderlerine karşı göğsünü gere gere gasıp yahudi varlığına ikram ettiği bir diğer güzide beldemiz. İ̇lk kıblemiz ve peygamberimizin miraca yükseldiği topraklar. Selahattin Eyyubi Kudüs işgal altındayken kendisine gülmeyi haram kılmıştı, ta ki Kudüs yeniden onun eliyle alınana dek!

Müslümanların tüm kutsalları çiğneniyor. Geriye bir tek Kabe kaldı!

Biz Müslümanlar bu gidişe bir dur demeliyiz artık! Ancak bu durum nasıl olacak. Dünyanın jandarması konumunda olan ABD nasıl olacakta geri adım atacak ? İ̇slam beldelerinin üzerinde bulunan sömürge ağı nasıl yıkılacak ?

Söz konusu Müslümanların böylesine had bilmezlere yönelik attığı adımsa bu adım zaten atılıyor. Müslümanlar kutsallarına sahip çıkıyor ve meydanları doldurup ABD ve gasıp yahudi varlığına yönelik kinlerini kusuyorlar. Yaşadığımız vakıa ve elimizdeki güç oranı konusunu ilişkilendirdiğimizde ortaya çıkan sonuç meydanlarda zaten haykırılıyor.

Müslümanlar artık “Hilafet” istiyorlar. Çaresizliğimizin yegane tek kurtuluşunun onlarca liderden ziyade, bir tek Halife ile olacağını kötülüğün(zulmün) karşısında haykırarak ona karşı olduklarını gür bir sedayla dile getiriyorlar.

Bu haykırışlara kulak verecek bir lider yok mu? Yaşanan bu hadiseler karşısında atılacak somut adımlar olmalı değil mi? Bu adımlar yine canımıza kıyanlara karşılık misliyle karşılık vererek atılması gerekmiyor mu?

Ancak bir kez daha hamaset dolu söylemler ile geçiştirilen ve kendi siyasi çıkarlarımız uğruna heba edilen kutsallarımızın olduğuna yine şahit olduk!

Kendisine İ̇İT denilen (İ̇slam İ̇şbirliği Teşkilatı) Müslümanların yaşanan hadiselere tepkisiz kalmaması nedeniyle İ̇stanbulda toplandı ve sonuç bildirgesinde özetle şöyle ifade edildi. “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir.” Peki ya batısı? Hayırdır beyler doğu ve batı ayrımı da neyin nesi?

Sizler islam beldelerinin liderleri olarak onlarca lider sıfatıyla toplandığınız o toplantıda acziyetinizi ve çaresizliğinizi böylece ifade etmiş oldunuz!

Yetmedi üzerine bir de Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması çağrısında bulunup, bir kez daha ABD ve ABD Başkanı Trump’u kınadınız, “BM Güvenlik Konseyi’ne, Genel Kurulu’na ve İnsan Hakları Konseyi’ne bu husustaki sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunarak iyice meseleyi çocuk oyuncağına çevirdiniz!

Hadi tüm bunlar yaşandı ve diyelimki ben yanıldım. Peki ya sonuç ne oldu? Bugün değişen ne oldu?

Sizler ellerinde münkeri ortadan kaldıracak güce sahip devasa ordulara sahipken bu acziyet de neyin nesi?

Ellerinizde bulundurduğunuz toplumlar sizlerin göstereceği doğru adımlarda canlarını feda edecek nice yiğitlere sahipler!

Ancak biriniz dahi bunu dile getiremezken, milyonlarca müslüman meydanlara toplanıp münkere karşı ortaya koyması gereken tavrı gösterdi. Bundan sonrası güç ve kuvvet ehlinden başka kimde olabilir?

Bakın elindeki gücü kullanan gasıp yahudi varlığına! Yaşanan tüm hadiselere rağmen hiçbir şey olmamış gibi yine bombalıyor, yakıp yıkıyor!

Bir kez daha “Büyük dönüş yürüyüşü” etkinliğine saldırarak içerisinde Filistinli gönüllü kadın doktor olan Razan Eşref en-Neccar ile birlikte onlarca Müslümanı katletti!

Hani hep cümlelerde ifade ettiğimiz ancak pratikte hep çaresiz kaldığımız o söz “İsrail’i tükürüğümüzle boğarız” orda duralım biz böyle dedik ve dedikçe hep ölen biz Müslümanlar olduk.

Hülasa toplumlar münkere karşı her daim yekvücut olmaya hazır yeter ki bir adımda güç ve kuvvet ehlinden gelsin. Çünkü onlar münkeri elleri ile değiştirmeye muktedir olabilirler. Ancak bunu içerisinde bulundukları acziyet çemberinden kurtulup islam akidesinin bizlere gösterdiği yol üzere tutunmak suretiyle elde edebilirler.

Zulmü bertaraf etmek ise güçlünün şiarındandır! O iman edenler güçlerini ancak Allah’tan alırlar.

“İ̇nsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” (Bakara 165)

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hud 113)

Ezcümle diyoruz ki, ellerinde güç, iktidar, kuvvet bulunduranlar bilmelidir ki Allah vaadinden dönmez.

O Allah ki bizlere tekrardan yeryüzünün liderliğini vaad ediyor. Bu liderliği elde etmek ya da Allah’ın vaadi uğrunda mücadele etmekle hem dünya da hem de ûkba da kazanmaktır. Öyleyse üzerimizdeki Abd ve tüm kafirlerin hegemonyasına dur demenin yolu, islam akidesi üzere bir siyasi liderlik ile mümkündür.

“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halife kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini (islamı) hakim kılacağına, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Nur 55)

 

Bir cevap yazın

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN